Pazartesi , 30 Mart 2020
Anasayfa » TÜRKİYE » EFES

EFES

Yazı ve Fotoğraflar: Alidost Ertuğrul

Global ısınmanın etkilerini daha da çok hissetmeye başladığımız şu günlerde mevsimler birbirine girdiği için farklılıklarını algılamak biraz zorlaştı. Nisan – Mayıs ayları baharı yaşamak için yinede çok güzel; tabi bu güzelliği betonlaşmış şehirlerimiz içinde hissetmemek yerine yaz başlamadan yapılacak gezilerde yaşamak alternatif olabilir. Daha önce yaz ve sonbaharda iki sefer gezdiğim Efes antik kentini bu defa ilkbaharda gezme fırsatını elde ettim. Baharın tazeliği eşliğinde yapılacak bir Ege – Efes gezisinin tadı bir başka oluyor. Türkiye’deki antik kentlerin en çok bilineni ve ziyaret edilenleri arasında yer alan Efes antik kenti İzmir, Kuşadası civarındaki Selçuk ilçesi yakınında yer almaktadır. Efes daha çok yabancı turistlerin ilgi gösterdiği bir yer olmakla birlikte Kuşadası ve çevresinde tatil yapan yerli turistlerin de ilgisini çekmektedir. Son yıllarda Efes ve diğer antik kentleri de içine alan bir kültür turu yapmayı düşünenlerin de önemli uğrak noktası olmaya başlamıştır.

gezgin_dergi_efes (12)

Baharın neşesinin her tarafı sardığı güzel bir bahar sabahı Kuşadası’nda konakladığımız otelden yarım saatlik bir yolculuk sonunda Efes’e ulaştık. Gelincikler, papatyalar ve diğer renk renk çiçeklerin arasında yol alırken yolun nasıl bittiğini anlayamıyor insan.

gezgin_dergi_efes (11)

Yol boyunca açan renk renk çiçekleri papatya ve gelincikleri görmek oldukça keyif verici. Tabi bu kadar güzel papatyaları görünce dilinizle yada içinizden şarkıları mırıldanmaya başlayacaksınız, ister hüzünlü ister neşeli, bende içimden “Ezginin Günlüğü” grubunun Papatya şarkısını mırıldanarak dolaştım Efes’i..

Boynu bükük bir papatya olduğuma bakıp da

Senden vazgeçtim sanıp

Sakın aldanma…

gezgin_dergi_efes (13)

Efes şimdiki adıyla Selçuk ilçesinin yanında yer almaktadır. Selçuk ilçesi Efes Antik kenti dışında Aydınoğulları beyliği eserleri, Meryem ana evi ve Şirince köyü ile bilinmektedir. Efes gezisine Hıristiyanlarca kutsal kabul edilen Meryem Ana Evi ile başlayabilirsiniz. M.S. 37-48 yılları arasında Efes’te olduğuna inanılan St. Jean’ın Meryem’le birlikte buraya geldiği ve Meryem Ana’nın burada yaşayıp 44 yılında öldüğü kabul edilir. 1950 yılına kadar pek ismi geçmeyen Meryem Ana Evi daha sonra tekrar gündeme gelmiştir. Bu dönemde evin restorasyonu ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. 1967 yılında Papa VI. Paulus ve 1979 yılında Papa II. Jean Paulus tarafından ziyaret edilerek hac yeri olarak tescil edilmiştir. Bu sebeple hac ziyaretinin yapıldığı, adakların adandığı bir yer olmuştur.

gezgin_dergi_efes (5)

Meryem Ana Evinin bulunduğu tepeden aşağıya inince Efes’I gezmeye başlayabilirsiniz. Ege bölgesinin eskiden beri önemli bir kenti olan Efes’in tarihi M.Ö. 6000 yıllarına kadar dayanmakla birlikte elde edilen kalıntılardan M.Ö. 1400 -1300’lü yıllarda gelişmiş bir yerleşme olduğu düşünülmektedir. Eski bir Liman ve Ticaret merkezi olan Efes, Küçük Menderes nehrinin taşıdığı alüvüyonlarla dolmuş ve zamanla liman niteliğini kaybetmiştir. Alüvüyonla dolan yerleşim bölgesinde kentin ilk kurulduğu yerlerde toprak altında kalmış ardında günümüzde gezilen Efes kenti ortaya çıkmıştır. Sırasıyla Lidya, Pers, Büyük İskender, Roma ve Aydınoğulları beyliğinin idaresinde kalmıştır. Bu kadar eski geçmişi olan Efes kentinde ilk kazılar İngilizler tarafından 1866 yılında başlatılmış, ardından Avusturya Arkeoloji Enstitüsü de 1893’te kazılara başlamıştır. 2. Dünya savaşı yıllarında ara verilen kazılara 1950’den sonra yeniden başlanılmıştır. Günümüzde Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ve Kültür bakanlığı tarafından kazılara devam edilmektedir.

gezgin_dergi_efes (6)

Efes’i gezerken ilk dikkati çeken şey Türkiye’de hiçbir Antik kentte göremeyeceğiniz kadar çok ziyaretçinin varlığıdır. Kapıdan bilet alıp, gezip çıkıncaya kadar bu his sizi terk etmez. Efes ana caddesinde dolaşırken kendinizi büyük bir şehrin kalabalık ana caddesinde yürüyormuş zannedebilirsiniz. Şehri gezerken gördüğünüz kalıntılar sizi çok yanıltmasın, çünkü gördükleriniz o eski geçmişe sahip Efes’in ancak yüzde onu kadardır, şehrin geri kalan kısmı görülememektedir. Uzmanlar eski liman kenti olan Efes’in antik kalıntılarının tahmini olarak yer yer 10 metre kadar dolmuş olan alüvyonların altında kaldığını düşünmekteler. Şu anda gezilen Efes kenti Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından Panayır Dağı ve Bülbül Dağı arasında yer alan vadinin iki yamacına yerleştirilmiştir. Daha ileride kıyıda yer alan şehrin toprakla dolması, tabi afetlerle yıkılması ve güvenlik gerekçeleriyle şimdi gördüğümüz yerde gelişmiştir. Vadinin ortasından giden ana cadde boyunca iki yanda kamu binaları ve yamaçlarda konutlardan oluşan bir yapıya kavuşmuştur. Ana cadde Liman’da sonlanmıştır. Ayrıca Bülbül ve Panayır dağının tepelerinde şehri çevreleyen surlar inşa edilmiştir.

gezgin_dergi_efes (7)

Malum antik kentlerin kuruluşları hep bir efsaneye dayandırılmıştır. Efes’inde kuruluşuna ait bir efsanesi vardır. Anadolu’ya göç etmek üzere olan Atina Kralı Kodros’un oğlu Androklos ve arkadaşları gelecekte kuracakları şehrin yeri konusunda kararsızlığa düşünce Apollon Tapınağı Kahinine danışırlar. Kahin, bir balıkla yaban domuzunun göstereceği yere şehri kurmalarını öğütler. Yöreye gelen Androklos’un pişirmek istediği balık ateş parçasıyla sıçrar ve otları tutuşturur. Yanmaya başlayan çalılıktan bir domuz fırlar Androklos atıyla domuzu kovalar ve onu vurur. Efsanenin diğer bir yorumunda ise, ateş yakarak tuttukları balıkları pişirirken çalıların arasından çıkan bir yaban domuzu balığı kaparak kaçar. Efsanenin hangi yorumu doğru derseniz deyin, Kahinin sözlerinin gerçekleştiğini düşünüp şehri oraya kurmaya karar verirler.

gezgin_dergi_efes (17)

Bu efsaneyle kurulan Efes şehri M.Ö. 6 yüzyılda en parlak devirlerinden birini yaşamış, bu yüzyılda bilim, sanat ve kültürde Milet’le birlikte en ön sırada yer almıştır. Bilge Herakleitos, rüya tabircisi Artemidoros, şair Callinos ve Hipponaks, gramer bilgini Zenodotos, hekim Soranos ve Rufus gibi ünlü kişileri yetiştirmiştir. Helenistik devirdeki bu görkeminden sonra Efes ikinci parlak devrini Romalılar zamanında yaşar. Roma İmparatoru Augustus zamanında, Asya Eyaletinin Başkenti olmuş ve nüfusu o zaman için çok önemli bir sayıya ulaşarak 200.000 kişiyi aşmıştır. (M.Ö. 1. – 2. yüzyıl). Devrin zenginliğine de bağlı olarak Efes mermerden yapılmış anıtsal eserlerle imar edilmiştir. Doğu ticaret yollarının batıya açıldığı önemli bir noktada yer alan Efes her zaman cazibe merkezi olmuştur. Bu cazibesi sayesinde defalarca savaş, tabi afetler ve bunların içinde nehrin alüvyonlarıyla dolması da olmak üzere sayısız felaketlere maruz kalmasına rağmen her seferinde yeniden kurulmuştur. Limanın dolmasıyla Efes kıyıdan uzaklaşır. Roma devrinde şu anda gezilen yere taşınır, ardından Bizans devrinde tekrar yer değiştirir Selçuk’taki Ayasuluk tepesine gelir. 1330 yılında Aydınoğulları beyliği tarafından alınır. Ayasuluk tepesinde yer alan Efes kenti Aydınoğulları beyliğinin merkezi olur. 16. yüzyıldan itibaren küçülmeye başlayan Efes kenti günümüzde Selçuk ilçesine dönüşmüştür.

gezgin_dergi_efes (2)

Efes’e liman kenti olması dışında önem kazandıran diğer önemli faktör ise dini mekânlarının özellikli olmasıdır. Antik çağda, Anadolu’nun eski Anatanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültünün en büyük tapınağı Efes’tedir. Efes Artemis tapınağı dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmektedir. Hıristiyanlığın ortaya çıkışının ardından havarilerden önce St. Paulus ardından St. Jean ve rivayete göre kendine İsa tarafından emanet edilen  Meryem Ana birlikte Efes’e gelirler. Hıristiyanlığın yayılması için çalışırlar. Meryem Ana’ya ait olduğu düşünülen ev Efes’tedir. Bunun dışında St. Jean ölümünün ardından Efes’e gömülür. Mezarı günümüzde de adıyla anılan St. Jean Kilise’sinde olduğu söylenmektedir. Meryem Ana adına ilk kilise burada yapılır. Günümüzdeki Hıristiyanlığın temel ilkelerinin belirlendiği 3. Genel Konsül Toplantısı, M.S. 431 yılında İmparator Theodosius’un isteğiyle, yine Efes’te toplanmıştır. Bütün bu bahsedilen olaylar ve kişiler Efes’i Hıristiyanlar için önemli bir merkez haline getirmiştir.

Efes tarihi boyunca bahsedilen yer değiştirmeler dolayısıyla çok geniş bir alana yayılmaktadır. Artemision, Efes, Ayasuluk Tepesi ve Selçuk olarak bilinen dört bölgede çok sayıda harabe yer almaktadır.  Efes’e ait mimari kalıntılardan kısaca bahsetmek gerekirse;

Artemis Tapınağı : Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen tapınak çok defa yıkılıp yeniden yapılmıştır. Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağı olarak bilinir. Yapıldığı zaman deniz kıyısında yer alan tapınak günümüzde denizden 5 km kadar içeride kalmıştır. Artemis tapınağına ait yapı malzemeleri yıkıldıktan sonra çoğunlukla St. Jean Kilisesinde, az bir bölümü ise, İmparator Jüstinyen’in emriyle Ayasofya Kilisesinin yapımında kullanılmıştır. Artemis tapınağının o eski görkemine ait izleri bugün görmek mümkün değildir.

gezgin_dergi_efes (16)

Magnesia Kapısı ve Doğu Gymnasiumu: Efes’in iki tane girişi vardır. Meryem Ana Evi yolu üzerinde kent sur duvarlarının doğu kapısı olan Magnesia kapısı günümüzde turistlerin giriş yaptığı kapının olduğu yerdedir. Kapının yanında Roma çağı okulu olan Gymnasion yer almaktadır.

Odeion: Magnesia kapısı yakınında yer alan Odeion Efes kentine ait iki meclisli yönetim biçimine ait danışma meclisinin olduğu yapıdır. Zamanında üzeri kapalı olan yapı 1400 kişiliktir.

Yukarı Agora (Devlet Agorası) ve Bazilika: Odeion önünde yer alan ve  İmparator Augustus tarafından inşa ettirilmiş, resmi toplantıların ve borsa işlemlerinin yapıldığı yerlerdir.

Anıtsal Çeşme: M.Ö. 80 yıllarında Laecanus Bassus tarafından yaptırılan çeşme, Devlet Agorası’nın güneybatı köşesinde yer alır. Buradan Domitian Meydanı’na ve bu meydan etrafında kümelenmiş bulunan Pollio Çeşmesi, Domitian Tapınağı, Memmius Anıtı ve Herakles Kapısı gibi yapılara ulaşılır.

Kuretler Caddesi: Odeion önünden başlayarak Celsus kitaplığına ulaşan caddedir.

Herakles Kapısı: Roma Çağı sonlarında yaptırılmış olan bu kapı Kuretler Caddesi’ni yaya yolu haline getirmiştir. Ön cephesindeki Kuvvet Tanrısı Herakles kabartmaları dolayısıyla bu ismi almıştır.

Traianus Çeşmesi: Cadde üzerindeki iki katlı anıtlardan biridir. Ortada duran İmparator Trainus’un heykelinin ayağı altında görülen küre dünyayı simgeler. Günümüzde yıkılmış olan parçaları birleştirilerek sergilenmektedir.

Yamaç Evler: Teraslar üzerine inşa edilmiş olan çok katlı evlerde kentin zenginleri oturuyordu. Duvarlar mermer kaplama ve fresklerle, taban ise mozaiklerle kaplıdır. Evlerin hepsinde kalorifer sistemi ve hamam bulunmaktadır. Yakın tarihlerde üzerine yapılan çatı ile koruma altına alınmıştır.

gezgin_dergi_efes (15)

Hamam (Skolastika Hamamı) ve Umumi Tuvalet: Romalıların en önemli sosyal yapılarındandır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık kısımları vardır. Bizans döneminde tamir görmüştür. Ortasında havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda toplanma yeri olarak da kullanılmıştır.

Hadrianus Tapınağı: İmparator Hadrianus adına, anıt tapınak olarak inşa ettirilmiştir.

Celcus Kütüphanesi: Roma dönemi yapılarının en güzellerinden birisi olan yapı hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini üstlenmiştir. M.S.106 yılında Efes valisi olan Celsus ölünce, oğlu kütüphaneyi babasının adına mezar anıtı olarak yaptırmıştır. Celsus’un lahdi kütüphanenin batı duvarı altındadır. Cephesi 1970-1980 yılları arasında restore edilmiştir. Kütüphanede kitap ruloları, duvarlardaki nişlerde saklanıyordu.

Serapis Tapınağı: Celsus Kütüphanesi’nin hemen arkasındadır.

(Agora Güney) Kapısı: Kütüphaneden önce, İmparator Augustus zamanında inşa edilmiştir. Kapıdan Ticaret Agorası’na (Aşağı Agora) geçilir.

Mermer Cadde: Kütüphane meydanından tiyatroya kadar uzanan caddedir.

Agora: 110 x 110 metre boyutlarında ortası açık, çevresi portikler ve dükkanlarla çevrili bir alandır. Kentin ticari ve kültürel merkezi olan Agora Mermer Cadde’nin başlangıç noktasıdır.

Tiyatro: Cadde’nin sonunda bulunan yapı, 24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosudur. Üç katlı sahne binası yıkılmıştır.

gezgin_dergi_efes (9)

Liman Caddesi: Büyük Tiyatro’dan, bugün tamamen dolmuş olan Antik Liman’a uzanan, iki yanı sütunlu ve mermer döşeli Liman Caddesi (Arcadiane Caddesi), Efes’in en uzun caddesidir. 600 metre uzunluktaki cadde üzerine kentin Hıristiyanlık döneminde anıtlar yapılmıştır. Her birinde havarilerden birinin heykeli olan dört sütunlu Dört Havari Anıtı, caddenin ortasındadır.

Liman Gymnasiumu ve Liman Hamamı: Liman Caddesi’nin sonundaki büyük yapılar grubudur.

Saray Yapısı, Stadyum Caddesi, Stadyum ve Gymnasium: Bizans sarayı ve caddenin bir bölümü restore edilmiştir. At nalı biçimindeki Stadyum, antik devirde sportif oyunların ve yarışmaların yapıldığı yerdir. Geç Roma döneminde gladyatör oyunları da yapılmıştır. Stadyumun yanındaki Vedius Gymnasiumu ise hamam-okul kompleksidir. Vedius Gymnasiumu kentin kuzey ucunda, Bizans dönemi surlarının yanında yer almaktadır.

Meryem Kilisesi: 431 Konsül Toplantısı’nın yapıldığı yer olan Meryem Kilisesi (Konsül Kilisesi), Hz. Meryem adına inşa edilmiş ilk kilisedir. Liman Hamamı’nın kuzeyinde yer almaktadır.

gezgin_dergi_efes (1)

Efes’i gezmek için Selçuk’a gelince, Efes antik kenti dışında bazı yer ve yapılarıda görmek, onlara da haksızlık etmemek gerekir. Bunlar sırasıyla;

Yedi Uyuyanlar Mağarası: Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında, putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hıristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları rivayet edilen mağaradır.

Ayasuluk tepesi ve çevresinde yer alan yapılar da gezinin diğer önemli kısmını oluşturur.

St. Jean Kilisesi: Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından yaptırılan ve o dönemin en büyük yapılarından biri olan 6 kubbeli kilisenin merkezi kısmında, altta, Hz. İsa’nın en sevdiği havarisi St. Jean’ın mezarının bulunduğu iddia edilmektedir. Kilisenin kuzeyinde hazine binası ve vaftizhane vardır.

Kale: Ayasuluk tepesinde yer almaktadır.

İsabey Camii ve Hamamı: 1375 yılında Aydınoğulları’ndan İsa Bey tarafından Şam’lı Mimar Ali’ye inşa ettirilmiştir. Avlulu ve çifte minareli camilerin başlangıcı sayılmaktadır. Özenli taş işçiliği görülmelidir.Çatısı yandığı için yakın tarihlerde yenilenmiştir. Yakınlarında İsabey Hamamı kalıntıları yer almaktadır.

gezgin_dergi_efes (4)

Bu kadar çok yer görüp yorulmamak; soluklanmamak olmaz sanırım. Eğer gezinize sabah erken saatlerde başladıysanız, öğle saatlerinde acıktığınızda Selçuk’ta yer alan çöp şiş yapan lokantalardan birini tercih edebilirsiniz. Selçuk-Efes gezisi içinde vaktiniz olunca mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisi ise Şirince Köyü. Selçuk içinden tabelaları takip edince, kısa zamanda ulaşacağınız geleneksel karakterini koruyan bu köyde çayınızı içip gözleme yiyerek günün yorgunluğunu atabilirsiniz. Tabi Şirince’nin kendine özgü yapısını koruyan sokaklarında dolaşma ve yöresel ürünlerden oluşan alışveriş yapma fırsatı da sizi bekliyor olacak. Efes gezisinde, Kuşadası’nda yer alan otellerde geceleme imkânları dışında, pansiyonlara dönüştürülmüş eski Şirince evlerinde de kalmak mümkün.

EFES – Bu yazı 2007 yılının Haziran ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 5. sayısından alınmıştır.

Yazar : GEZGİN YAZAR

GEZGİN YAZAR
Türkiye'nin Gezi, Seyahat ve Fotoğraf Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir