Gezgin Dergi http://gezgindergi.com Wed, 21 Feb 2018 12:47:34 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.9.6 84297893 Tatra Dağı, Ölmeden Önce Görülecek Yerler Listesinde http://gezgindergi.com/tatra-dagi-olmeden-once-gorulecek-yerler-listesinde/ http://gezgindergi.com/tatra-dagi-olmeden-once-gorulecek-yerler-listesinde/#respond Wed, 21 Feb 2018 12:38:34 +0000 http://gezgindergi.com/?p=17778 Polonya’nın en büyük dağı olan Tatra Dağı, dünyanın en güzel 30 milli parkı listesinde 12. sırada yer alıyor. Tatra ya da Lehçe Tatry Dağları, Güney Polonya ve Slovakya arasında muhteşem bir doğal sınır çiziyor. Dağ dizisi özellikle 2500 metre yüksekliğindeki ve kolay ulaşılabilir tepeleri ile kış tatilleri için tercih ediliyor. Tatra Dağları ve çevresi, doğal …

Sonrası Tatra Dağı, Ölmeden Önce Görülecek Yerler Listesinde Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Polonya’nın en büyük dağı olan Tatra Dağı, dünyanın en güzel 30 milli parkı listesinde 12. sırada yer alıyor.

Tatra ya da Lehçe Tatry Dağları, Güney Polonya ve Slovakya arasında muhteşem bir doğal sınır çiziyor. Dağ dizisi özellikle 2500 metre yüksekliğindeki ve kolay ulaşılabilir tepeleri ile kış tatilleri için tercih ediliyor.

Tatra Dağları ve çevresi, doğal güzelliği ve eski görünümlerini şık bir şekilde korumayı başarmış kasabalarıyla, kış sporu tutkunlarını ve yaz-kış doğayı ve yeni yerleri keşfetme tutkusuyla yaşayanları, tam anlamıyla, tatmin edecek bir bölge. Bir asırdır sporcuların ve doğa gezginlerinin uğrak adresi olduğu için, bölge kış turizmi açısından da oldukça gelişmiş. Spa, pansiyon, otel seçenekleri, doğa yürüyüşleri, tırmanış ve kültürel hayata dair rahat olanaklarıyla öne çıkıyor.

“Sleeping Knight” üzerinden ateş dalgası

Jaszczurówka’da küçük ahşap kilise

Güneş ve sisin kış dansı

Tatra Dağında gün doğumu ve muhteşem renkler

Ay ışığında 2017’nin son gecesi

Güneşin ilk ışınlarında ağaçlar

Karlarla kaplı küçük yazlık

Kış geçmeyen izleri

Tatra Dağında bulunan güzelliklere hayran olan gezginler

Altın renkli ışık nehri Giewont, karlar altında

Tatra Dağı yamaçlarında kalan köy

Sonrası Tatra Dağı, Ölmeden Önce Görülecek Yerler Listesinde Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/tatra-dagi-olmeden-once-gorulecek-yerler-listesinde/feed/ 0 17778
Kanada’nın vahşi doğasında yürüyüş yapmaya ne dersiniz? http://gezgindergi.com/kanadanin-vahsi-dogasinda-yuruyus-yapmaya-ne-dersiniz/ http://gezgindergi.com/kanadanin-vahsi-dogasinda-yuruyus-yapmaya-ne-dersiniz/#respond Wed, 21 Feb 2018 08:34:51 +0000 http://gezgindergi.com/?p=17754 Birkaç fotoğrafçı ile birlikte Cotopaxi Yanardağı’nın alt kısımlarında yer alan Ekvator’un dağlık kesimlerinde bir araya geldik. Kanada’nın vahşi ve nefes kesen doğasında yürüyüş yapıp zirveleri fotoğraflama arzusu ile planlamalar yapmaya başladık. Ve çektiğimiz birbirinden güzel fotoğrafları sizin için paylaşıyoruz. Daha çok bilgi: inafarawayland.com Ha Ling Peak üzerinden gün doğumu, Canmore Mount Assiniboine Milli Parkı Planlamaların ardından Amazon …

Sonrası Kanada’nın vahşi doğasında yürüyüş yapmaya ne dersiniz? Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Birkaç fotoğrafçı ile birlikte Cotopaxi Yanardağı’nın alt kısımlarında yer alan Ekvator’un dağlık kesimlerinde bir araya geldik. Kanada’nın vahşi ve nefes kesen doğasında yürüyüş yapıp zirveleri fotoğraflama arzusu ile planlamalar yapmaya başladık. Ve çektiğimiz birbirinden güzel fotoğrafları sizin için paylaşıyoruz.

Daha çok bilgi: inafarawayland.com

Ha Ling Peak üzerinden gün doğumu, Canmore

Mount Assiniboine Milli Parkı

Planlamaların ardından Amazon ormanlarından geçerek Yeni Zelanda’nın Güney Alplerine ulaştık. Avustulya’da bulunan Tasmania’dan geçip Avrupa Alplerine ordan İzlanda Dağlarına ve son olarak Kanada Rockies bölgesine geçtik.

Tent Ridge, Kananaskis

Hint Ridge, Jasper Ulusal Parkı

1000 km’lik yürüyüşten sonra bacak kaslarımız dahada güçlendi. Karşılaştığımız zorlukları aşmak pek kolay olmadı fakat yolumuzda bulunan manzaraların güzellikleri bizlere yorgunluklarımızı unutturmaya yetti.

Lady Aurora, Kuzeybatı Bölgesi

Gündoğumunu izlemek için gece boyunca dağları aşmaya çalıştık. Kuzey ışıklarını izleyebilmek içinde hafta sonu 4.000 km’lik uzun bir yolu aşmak zorunda kaldık.

Spirit Adası, Maligne Gölü – Jasper Ulusal Parkı

Maligne Gölü üzerinde bulunan Spirit Adası civarında siyah ve grisliy ayıları, elkler, dağ aslanları ve geyiklerin yer aldığı Kanada’nın yabani hayatı ile karşılaştık.

Spray Valley Vadisi, Birdwood Dağı

Yapmamız gereken şey basitti aslında. Maceralarımıza eşlik eden, şahit olduğumuz eşsiz manzaraları anlatacağımız birkaç kısa öykü…

Floe Gölü, Kootenay Milli Parkı

Jasper Ulusal Parkı’ndaki Tonquin Vadisi’nde yürüyüş yaparken, aniden karşımıza çıkan iki genç ayı yavrusunun korkusuyla vadiden yuvarlandık. Yaşadığımız, Kanada Rockies bölgesindeki tehlikeli ve öngörülemeyen anlardan biriydi.

Rawson Gölü, Sarrail Dağı

Şimşek Gölü, Mount Assiniboine Parkı

Zemin üzerinde dururken, bölgede gördüğümüz anne ayı yavrularıyla birlikte bize doğru ilerlemeye başladı. Paniklemeden anne ayı ve yavrularından uzaklaşana dek yürümeye devam ettik.

Sarrail Ridge, Kananaskis

Tent Ridge, Kanananskis

İbrahim Gölü, Batı Alberta

Kananaskis bölgesinde karşılaştığımız mükemmel bir havanın etkisiyle Pocaterra sırtlarında kamp kurmaya karar verdik. Berrak ve sakin havada mükemmel bir kamp gerçekleştirdik.

Doğuya doğru yürüyüş Yerebatan Sörfü

Yerebatan bölgesinde son tırmanışların ardından zirveye ulaştık. Kamp kurup, güzel bir yemek yedik. Uyku tulumlarımıza girip gündoğumunu beklemeye başladık. Hafif esinti ile başlayan rüzgar, satte 125 kmlik bir hıza erişti. Çadırımız ciddi derecede savrulurken üzerimizden uçmaması için var gücümüzle destek olmaya çalıştık.

Pocaterra Ridge

Pocaterra Ridge, Peter Loughead Provincial

Karın üzerinden kayarak aşağı doğru süzülürken Pocaterra Dağı’nın doğu yüzünü aydınlatan bulutların arasından geçtik. Gecenin zorluğuna değecek bir andı.

Mount Smuts, Spray Vadisi

Berg Gölü, Mount Robson

Yoho Ulusal Parkı

Mount Assiniboine

Sonrası Kanada’nın vahşi doğasında yürüyüş yapmaya ne dersiniz? Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/kanadanin-vahsi-dogasinda-yuruyus-yapmaya-ne-dersiniz/feed/ 0 17754
Çocukluk Hayali Olan Everest Tırmanışını Sonunda Gerçekleştirdi http://gezgindergi.com/cocukluk-hayali-olan-everest-tirmanisini-sonunda-gerceklestirdi/ http://gezgindergi.com/cocukluk-hayali-olan-everest-tirmanisini-sonunda-gerceklestirdi/#respond Tue, 20 Feb 2018 13:27:07 +0000 http://gezgindergi.com/?p=17741 Küçük bir çocukken fırsat buldukça Dünya’nın en uzun dağı olan Everest’i gözlemler, zirveye tırmanma hayalleri kurardım. Bu yıl bu hayalimi gerçekleştirmek üzere yola düştüm. Ve en tepe ulaşmaya karar verdim. Deniz seviyesinden 2.700 metre yükseklikte başladığım yürüyüşümde bana eşlik eden bulutlu hava ve tertemiz çevre muhteşem bir manzara sunmaktaydı. Yolumun üzerinde bulunan onlarca dağ, köprü …

Sonrası Çocukluk Hayali Olan Everest Tırmanışını Sonunda Gerçekleştirdi Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Küçük bir çocukken fırsat buldukça Dünya’nın en uzun dağı olan Everest’i gözlemler, zirveye tırmanma hayalleri kurardım.

Bu yıl bu hayalimi gerçekleştirmek üzere yola düştüm. Ve en tepe ulaşmaya karar verdim.

Deniz seviyesinden 2.700 metre yükseklikte başladığım yürüyüşümde bana eşlik eden bulutlu hava ve tertemiz çevre muhteşem bir manzara sunmaktaydı.

Yolumun üzerinde bulunan onlarca dağ, köprü ve köyü geçerek yoluma devam ettim.

Yürüdüğüm patika üzerinde bulunan ve etrafı dağlarla çevrili olan Nacmhe’ye ulaştım. Bulutlar köyün üzerini adeta beyaz bir tül gibi örtmüştü.

Namche’den ayrıldıktan sonra yüksek Himalaya bölgesine ulaştım. Artık uzun boylu karla kaplı dağları görebiliyordum.

Yürüdükçe, engeller aştıkça ve deniz seviyesinden yükseklere çıktıkça nefes kesen manzaralarla karşılaşıyordum.

Ve bu dondurucu soğukta ihtiyacım olan tek şey sıcak bir bardak çay…

Hayalime kavuşmak üzere çıktığım yolda nefes kesen manzaralar eşliğinde yürümeye devam ettim. 

Nihayet dünyanın en yüksek dağının taban katına ulaştım. Buranın gerçekliği konusunda şüphelerim var. Hayal dünyasında gibiyim… 🙂

 

 

 

Sonrası Çocukluk Hayali Olan Everest Tırmanışını Sonunda Gerçekleştirdi Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/cocukluk-hayali-olan-everest-tirmanisini-sonunda-gerceklestirdi/feed/ 0 17741
İnsanın İçini Dünyayı Dolaşma Arzusu ile Dolduran 26 Seyahat Filmi http://gezgindergi.com/insanin-icini-dunyayi-dolasma-arzusu-ile-dolduran-en-iyi-seyahat-filmleri/ http://gezgindergi.com/insanin-icini-dunyayi-dolasma-arzusu-ile-dolduran-en-iyi-seyahat-filmleri/#respond Mon, 05 Feb 2018 15:33:44 +0000 http://gezgindergi.com/?p=17697 26. Ye Dua Et Sev (2010) | IMDb 5.6 Eat Pray Love http://www.imdb.com/title/tt0879870/ Elizabeth acılı bir boşanma süreci yaşamıştır. O güne kadar hayatından hep mutlu olduğunu düşünmüş Elizabeth, boşandıktan sonra dağılmış, kafası karışmış ve umutsuzluğa düşmüştür. Kendini yeniden bulmak ve iyi hissetmek isteyen Elizabeth, yola çıkmaya karar verir. Bu yol İtalya, Hindistan ve Bali’yi kapsayan bir dünya seyahatine dönüşecektir. …

Sonrası İnsanın İçini Dünyayı Dolaşma Arzusu ile Dolduran 26 Seyahat Filmi Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
26. Ye Dua Et Sev (2010) | IMDb 5.6

Eat Pray Love
http://www.imdb.com/title/tt0879870/

Elizabeth acılı bir boşanma süreci yaşamıştır. O güne kadar hayatından hep mutlu olduğunu düşünmüş Elizabeth, boşandıktan sonra dağılmış, kafası karışmış ve umutsuzluğa düşmüştür. Kendini yeniden bulmak ve iyi hissetmek isteyen Elizabeth, yola çıkmaya karar verir. Bu yol İtalya, Hindistan ve Bali’yi kapsayan bir dünya seyahatine dönüşecektir.

25. Aşka Yolculuk (2010) | IMDb 6.4

Leap Year
http://www.imdb.com/title/tt1216492/

Erkek arkadaşının dört yıldan beri ona evlilik teklif etmemesi üzerine Anna, kadınların erkeklere Şubat’ın 29’unda evlenme teklif edebildiği bir İrlanda geleneğinden esinlenip ipleri ele almaya karar verir. Evlilik teklifi için erkek arkadaşı Jeremy’nin arkasından Dublin’e takip edecektir.

24. Gezgin Pantolon Kardeşliği (2005) | IMDb 6.6

The Sisterhood of the Traveling Pants
http://www.imdb.com/title/tt0403508/

Doğdukları zamandan beri hiç ayrılmayan 4 iyi arkadaşın ilk defa birbirlerinden ayrı geçirecekleri o güzel yazın hikayesini anlatıyor.Genç kızlar hepsine tesadüf bir şekilde uyan bir pantolon alırlar ve farklı vücut yapılarına sahip oldukları için bunun bir sihir olduunu düşünürler .Bu pantolonu birbirleri arasındaki bağları için kullanmaya karar verirler. Hayatta dostlukların ne kadar önemli olduğunu anlatan güzel bir gençlik filmi.

23. Kumsal (2000) | IMDb 6.6

The Beach
http://www.imdb.com/title/tt0163978/

Amerikalı genç Richard’ı(Leonardo Di Caprio) macera arayışı ile Tayland’a gelmesine neden olan şey işte bu yapmacık dünyada gerçek bir şey bulma ve ona bağlanma arzusudur. Farklı bir şeyin arayışı içindedir. Bangkok’da ucuz bir otelde Etienne(Gaillaume Canet) ve Francoise (Virginie Ledoyen) isimlerinde bir Fransız çiftle karşılaşır. Aynı zamanda Daffy adında, yılların ve ilaçların etkisi ile çökmüş yaşlı bir gezginle tanışır. Daffy Richard’a turistler tarafından işgal edilmemiş, gizli bir cennetten, bir adadan söz eder.

22. Kızgın Güneş (2003) | IMDb 6.7

Under the Tuscan Sun
http://www.imdb.com/title/tt0328589/

San Francisco’lu bir yazar olan Frances Mayes’in (Diane Lane) mükemmel gibi görünen hayatı ani bir olayla sarsılır. Verdiği bir partide, kitabını eleştirdiği için ondan hoşlanmayan bir başka yazar kocasının onu aldattığını söyler. Boşanma süreci, Frances’i derinden etkiler ve artık yazı yazamaz hale gelir. Hatta, en yakın arkadaşı olan lezbiyenPatti bile, Frances’in bir daha artık kendini toparlayamayacağını düşünmektedir. Arkadaşı Patti sayesinde bir tatile çıkıp herşeye rağmen hayata temiz bir sayfa açıp en baştan başlamaya karar verir, vede kader ve işaretler ona yol gösterirler vede zorlu bir süreç sonunda nihayet tüm dilekleri gerçekleşir.

21. Yemen’de Somon Avı (2011) | IMDb 6.8

Salmon Fishing in the Yemen
http://www.imdb.com/title/tt1441952/

Fred jones balıklar üzerine uzman bir bilim adamıdır. Bir yemen Şeyhinin Yemen’de somon yetiştirmek üzerine gelen inanılmaz teklifini çürütmek için elinden geleni yapar, lakin diplomatik sebeplerle kendini projenin içinde bulur, bu aslında mutsuz olduğu tek düze hayatını da sorgulamasına fırsat verecektir.

20. Hector and the Search for Happiness (2014) | IMDb 6.9

Hector and the Search for Happiness
http://www.imdb.com/title/tt1626146/

Mutluluğun peşinden koştururken dünyayı köşe bucak arşınlayan bir psikiyatrın öyküsünü izleyeceğiz. Nitekim Hactor’un bu sırra vakıf olabilmesi pek de kolay olmayacaktır. Serendipity ve Shall We Dance filmlerinin yönetmeni Peter Chelsom’un kamera arkasına geçtiği Hector and the Search for Happiness adlı dramda; Simon Pegg, Rosamund Pike, Toni Collette, Stellan Skarsgard, Christopher Plummer ve Jean Reno’dan oluşan iddialı bir oyuncu kadrosu var

19. Tibet’te Yedi Yıl (1997) | IMDb 7.0

Seven Years in Tibet
http://www.imdb.com/title/tt0120102/

Avusturyalı Heinrich Harrer, II. Dünya Savaşı yıllarında ülkesinden uzaklaşarak Himalayalar’a gider. Tibet yakınlarındaki yasak bölge Lhasa’ya ulaşan Harrer’ın aklı henüz hiç görmediği çocuğundadır. Tibet’e kaçan Harrer, burada çocuk yaştaki kutsal lider Dalai Lama’yla tanışır ve Tibet halkının Çin’den gördüğü zulme tanık olur. Dalai Lama ise halkının onurunu düşünmekte ve Harrer’ın da yardımıyla sürekli kendisini eğitme ve geliştirme çabasındadır.

18. Son Yolculuk (2008) | IMDb 7.1

One Week
http://www.imdb.com/title/tt1104806/

Eğer yaşamak için bir gününüz, bir haftanız ya da bir ayınız olduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız? One Week, genç bir ilkokul öğretmeni olan Ben’in (Joshua Jackson) kansernedeniyle en fazla iki yıl ömrü kaldığını öğrenmesinin ardından bir motorsiklet satın alıp her şeyi geride bırakarak, Toronto’dan Vancouver’a (yaklaşık 4500 kilometre) bir hafta sürecek bir seyahate çıkmasının ardından hayata dair fikirlerindeki değişimleri, geçmişiyle yüzleşmelerini konu alan bir yol hikayesidir.

17. Barselona, Barselona (2008) | IMDb 7.2

Vicky Cristina Barcelona
http://www.imdb.com/title/tt0497465/

Nasıl New York City, Woody Allen’ın Manhattan’ının fonu olmuşsa, hayrete sürükleyici Barcelona kenti de Vicky ve Cristina’nın romantik serüvenlerinin sahnesine dönüşüyor. Bu iki genç Amerikalı İspanya’da bir yaz geçirirler ve gösterişli bir sanatçı (Javier Bardem) ve onun güzel fakat dengesiz eski eşi (Penélope Cruz) ile tanışırlar. Vicky (Rebecca Hall) evlenmek üzere olan muhafazakar bir kadındır. Cristina (Scarlett Johansson) ise cinsel serüvenlere açık özgür ruhlu bir kadındır. Kaderleri kesişen üç insan arasında doğan aşk ilişkisi kaotik sonuçlar doğuracaktır.

16. Çöldeki İzler (2013) | IMDb 7.2

Tracks
http://www.imdb.com/title/tt2167266/

Film büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken; genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya da değiniyor. Yönetmen John Curran, New York’tan Avustralya’ya yerleştiği dönemde, 80’li yıllarda keşfetmiş Robyn Davidson’ın kitabını. Genç kadının bir anlamda kendisini de keşfetmek için yaptığı bu yolculuğu, kendi yolculuğuna çok yakın bulan Curran, yıllar sonra bu uyarlamayı yapmaktan büyük heyecan duymuş.

15. Yaban (2014) | IMDb 7.2

Wild
http://www.imdb.com/title/tt2305051/

Cheryl son zamanlarda yaşadığı sorunlu hayat nedeniyle, kendi içsel dünyasını keşfetmek, yaptığı yanlışları anlamak ve hayatını daha yaşanılır kılmak adına 1,100 millik solo bir yürüyüşe çıkmaya karar verir. Zaman zaman geçmişin karabasanları, zaman zaman o an yaşadığı içsel çatışma ve karşılaştığı engebeler, bu yolculuğa neden çıktığını anımsatır. Cheryl hayatının bu zorlu geçidini aşmak için 1,100 mil yürümeye kararlıdır.

14. Küs Kardeşler Limited Şirketi (2007) | IMDb 7.2

The Darjeeling Limited
http://www.imdb.com/title/tt0838221/

Birbirine yabancı üç kardeşin (Owen Wilson, Adrien Brody ve Jason Schwartzman) babalarının ölümünün ardından Hindistan’da bir tren turuna çıkmalarını anlatıyor. Hayal ürünü olan uzun mesafe treni ‘Darjeeling Limited”ın ismi, belli ki Darjeeling Himalayan Railway’den alıntılanmış. Bu tren yolculuğu, birbirlerini tanıyıp yakınlaşmaya çalışan kardeşlerin çabalarının arka planını oluşturuyor.

13. Yol (2010) | IMDb 7.4

The Way
http://www.imdb.com/title/tt1441912/

Martin Sheen, Saint James’in Yolu ismiyle de bilinen Camino de Santiago’da yürürken çıkan fırtına yüzünden ölen oğlunun (Emilio Estevez) cenazesini almak için Fransa’daki St. Jean Pied de Port’a gelen Amerikalı doktor Tom karakterini canlandırıyor. Tom eve geri dönmek yerine, oğlunun geziyi bitirme arzusunu gerçekleştirmek için tarihi yolculuğa çıkmaya karar verir. Tom’un planlamadığı şey ise bu yolculuğun üzerinde bırakacağı etkidir. Çok fazla yürüyüş deneyimi olmayan Tom kısa bir süre sonra yolculuğunda yalnız olmadığını fark eder. Yol boyunca dünyanın dört bir yanından gelmiş birçok insanla tanışır. Bu insanların her birinin kendi problemleri vardır ve hayatlarında anlam arayışına çıkmışlardır

12. Easy Rider (1969) | IMDb 7.4

Easy Rider
http://www.imdb.com/title/tt0064276/

İki maceraperest motorcu Amerika’nın güneyine doğru dumanlı bir yolculuğa çıkarlar. Yolculukları esnasında Amerikan ruhunu rüzgar gibi arkalarına alıp, ülkenin farklı yüzleriyle karşılaşırlar. Otostopçular, değişik mola yerleri ve hayatlarına girip çıkan her şey onları yollara daha fazla bağlar.

11. Thelma ve Louise (1991) | IMDb 7.4

Thelma & Louise
http://www.imdb.com/title/tt0103074/

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma’yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.

10. Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı (2013) | IMDb 7.4

The Secret Life of Walter Mitty
http://www.imdb.com/title/tt0359950/

Ünlü “Life” dergisinde Negatif Portföy Müdürü olarak çalışan Walter gayet basit bir hayata sahiptir. İşi ile evi arasında geçen bu sıradan hayatındaki tek heyecanı ise dergide yeni çalışmaya başlayan Cheryl’e duyduğu sevgidir. Bu sevgiyi gizliden gizliye yaşayan Walter bir türlü Cheryl’e açılamaz. Kendini ona karşı basit biri olarak görür. Bu aşk bilmecesini çözmeye çalışan Walter daha büyük bir sorunla karşılaşır. Çalıştığı dergi satılmıştır ve yayın hayatına bundan sonra internet üzerinden devam edecektir. İşini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan Walter’ın önündeki son görev derginin son sayısının kapağını çıkarmaktır. Ancak kapak fotoğrafının negatiflerinden biri eksiktir. Hayatını bu dergiye adamış olan Walter için üzerine düşen görevi yapma vakti gelmiştir. Kollarını sıvar, Cheryl’in de desteği ile kayıp olan negatifi bulmak için ünlü fotoğrafçı Sean O’Connell’ın peşine düşer ve birbirinden ilginç maceraların arasına dalar.

9. Şimdi Ya Da Asla (2007) | IMDb 7.4

The Bucket List
http://www.imdb.com/title/tt0825232/

Milyoner şirket sahibi Edward Cole ile işçi sınıfına mensup araba tamircisi Carter Chambers’ın dünyaları apayrıdır. Yolları, bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: “Tahtalı köyü boylamadan önce” hayatlarının kalan kısmını hep yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle farkında olmadıkları bir barışma ihtiyacı. Birlikte, hayatlarının araba seyahatine çıkarlar; ve bu süreçte dost olur, hayatı dolu dolu, içgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.

8. Sideways (2004) | IMDb 7.6

Sideways 
http://www.imdb.com/title/tt0375063/

California’nın sahillerinden yola şarap tatmak için çıkan 30’lu yaşlarındaki ikili Miles ve Jack beklenmedik bir şekilde olgunlaşmaya başlıyorlar. Ve bu birbirlerine hiç benzemeyen ikili çok geçmeden kendilerini şarap, kadın ve kahkaha içinde buluyorlar.

7. Paris’te Gece Yarısı (2011) | IMDb 7.7

Midnight in Paris
http://www.imdb.com/title/tt1605783/

Midnight In Paris’de iş için Paris’e gelen bir ailenin hikayesi anlatılıyor. Nişanlı genç bir çiftin yolculuk boyunca değişen yaşamları Woody Allen tarzı komik dokunuşlarla bezenmiş. Sonbaharda evlenecek olan nişanlı iki gencin hatta özellikle damat adayının bu şehirde başına gelen ve tüm ailenin hayatını değiştirecek gerçek üstü maceraları anlatan bir romantik komedi var karşımızda. Bu genç adamın şehre, Paris’e duyduğu büyük aşk ve edebiyat sevgisini konu alıyor.

6. Temmuz’da (2000) | IMDb 7.8

Im Juli.
http://www.imdb.com/title/tt0177858/

Daniel, öğrencilerinin kendisiyle alay ettiği, kendi küçük dünyasında hemen hemen kimse tarafından ciddiye alınmayan yalnız ve genç bir öğretmendir. Daniel’in makus talihi, Juli ile tanıştığında değişecektir. Juli ilk görüşte aşık olduğu Daniel’in falına bakmış ve Daniel’i çok kısa zamanda hayatının aşkını bulacağına ikna etmiştir. Maalesef işler Juli’nin planladığı gibi yürümez ve Daniel bir Türk Kızı olan Melek’e aşık olur. Daniel, Melek’in peşinden gerçek aşkı bulmak üzere İstanbul’a gitmeye karar verir. Juli ise Daniel’in peşindedir. Juli ve Daniel Almanya’da başlayan ve Ortaköy’de sonuçlanacak bir maceraya doğru yelken açarlar. İstanbul’a yani gerçek aşka uzanan bu zahmetli yolculukta ikili hem kendileri hem de yaşadıkları dünya hakkında pek çok şey öğreneceklerdir. Tesadüflerin, büyümenin ve sevgiyi kabullenmenin o keyifli yolculuğu her geçen an Juli ile Daniel’i sarmalamaktadır.

5. Motosiklet Günlüğü (2004) | IMDb 7.8

Diarios de motocicleta
http://www.imdb.com/title/tt0318462/

Devrim kahramanı Che’yi herkes tanır. Peki ya bir zamanlar onun Buenos Aires’in varlıklı kesimlerinde yaşayan 23 yaşında bir tıp öğrencisi olduğu kaç kişi bilir? Peki 29 yaşındaki arkadaşı, biyokimyacı Alberto Granado’yla birlikte yaptıkları motosiklet yolculuğunda Latin Amerika’nın gerçekleriyle nasıl yüzleşmek zorunda kaldıklarını?

1952 yılında Ernesto ve Alberto Buenos Aires’ten bir motosikletin sırtında yola çıkarlar. Araçları arızalandığında otostop yapar, halka kaynaşmaya başlarlar. Bildiklerinden çok farklı bir Latin Amerika gerçeği beklemektedir onları. Astımı olan Ernesto ilaçlarını bir kadınla paylaşır; cüzam kolonisinde, hastaların kaderine ortak olurlar. İnka medeniyetinin üzerinde yükselen çarpık kentleşme ve adaletsizliklere şahit olurlar. Bu yolculuk, iki genç adamın geleceklerini şekillendirecektir.

4. Cennet Yolcuları (1997) | IMDb 8.0

Knockin’ on Heaven’s Door
http://www.imdb.com/title/tt0119472/

Kanser hastası olan Martin ve Rudi ismindeki iki genç adam, hastalığın ilerlemiş aşamasında olduklarını hastanede öğrenirler. Bu talihsiz durumlarını alkolde boğmak istercesine içki içip son yolculuklarını deniz kıyısında yapmaya karar verirler. Yolculukları için araç bulmaya karar vererek 60 model bir Mercedes’i çalıp yolculuğu başlarlar. Arabanın bir gangster çetesine ait olduğu ve torpido gözünde bir silah bulunduğunu öğrendiklerinde işler karışır.

3. Roma Tatili (1953) | IMDb 8.0

Roman Holiday
http://www.imdb.com/title/tt0046250/

Saray protokollerine göre yaşamak zorunda olan Prenses Ann, Avrupa turunun yoğun temposundan sıkılmış, Roma’ya geldiklerinde nihayet yaşı gereği neşeli ve çılgın günler geçirmek istediğini kendine itiraf edebilmiştir. Bir gece çılgınlık yapıp kimseye haber vermeden saraydan ayrılan Prenses, bir bankta uyuyakalır. Genç kadının şansı yaver gider ve yardımsever bir adam onu kendi evine götürür; ancak bu durum genç kadına pahalıya patlayacaktır. Ülkenin en gözü açık gazetecilerinden biri olan Joe Bradley’in evinde kalan Prenses Ann, büyük bir habere manşet olmak üzeredir.

2. Before Sunrise (1995), Before Sunset (2004), Before Midnight (2013)

IMDb 8.1 | IMDb 8.1 | IMDb 8.0

Fransız yüksek lisans öğrencisi Celine (Julie Delpy) ile Amerikalı Jesse (Ethan Hawke), Budapeşte – Viyana treninde bir çiftin kavgası ile tesadüfen tanışırlar. Jesse, Celine’e, ertesi gün uçağa bineceğini ancak parası olmadığından sabaha kadar Viyana caddelerinde dolaşacağını söyler ve Celine’in kendisine eşlik etmesini ister. Viyana’da trenden inerler ve 14 saat boyunca hayatlarını derinden etkileyecek bir beraberliğe adım atarlar

1. Özgürlük Yolu (2007) | IMDb 8.1

Into the Wild
http://www.imdb.com/title/tt0758758/

Christopher McCandless üniversiteden mezun olduktan hemen sonra iş, aile ve sorumluluk gibi ağırlıkları geride bırakıyor. Bütün parasını yakıyor ve Alaska’da doğa ile birebir yaşamak için yola koyuluyor. McCandless, uzun yolculuğu boyunca bin bir tür macera ve bin bir tür insan ile karşılaşıyor. Grand Canyon’da river rafting yapıyor, doğayı kendine ev ediniyor, orta yaşlı bir hippi çift ve özellikle yaşlı yanlız bir adamla unutulmaz birer ilişki kuruyor.

Sonrası İnsanın İçini Dünyayı Dolaşma Arzusu ile Dolduran 26 Seyahat Filmi Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/insanin-icini-dunyayi-dolasma-arzusu-ile-dolduran-en-iyi-seyahat-filmleri/feed/ 0 17697
Yazıların En Derin Bahçesinde Bir Camii Kebir Ulu Cami http://gezgindergi.com/yazilarin-en-derin-bahcesinde-bir-camii-kebir-ulu-cami/ http://gezgindergi.com/yazilarin-en-derin-bahcesinde-bir-camii-kebir-ulu-cami/#respond Mon, 05 Feb 2018 09:30:55 +0000 http://gezgindergi.com/?p=1500 Cihan Seyyahı’nın bakışıyla değdiği yerde, yirmi kubbe çift minare bir semazen döne döne büyüyordu. Kapılmış, ‘nedir bunca vecd içinde ışıyan?’ diye soracak oldum. ‘Camii Kebir’ dedi usul. ‘Türkçe Ulu Cami dahi denir ki o, Ayasofya’sıdır Bursa’nın!..’ Vakta ki bu belde-i İslambol kurşuni bir beton denizine batmış; uğultusu giderek büyüyen sağır kalabalığın içinde cümle tılsımatını yitirmişti. …

Sonrası Yazıların En Derin Bahçesinde Bir Camii Kebir Ulu Cami Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Cihan Seyyahı’nın bakışıyla değdiği yerde, yirmi kubbe çift minare bir semazen döne döne büyüyordu. Kapılmış, ‘nedir bunca vecd içinde ışıyan?’ diye soracak oldum. ‘Camii Kebir’ dedi usul. ‘Türkçe Ulu Cami dahi denir ki o, Ayasofya’sıdır Bursa’nın!..’ Vakta ki bu belde-i İslambol kurşuni bir beton denizine batmış; uğultusu giderek büyüyen sağır kalabalığın içinde cümle tılsımatını yitirmişti. Asrın insanı örten kesif akışından yani, zerre miskal ruhaniyet seçilmez olmuş idi ki, gönlün seyahate iştihası açıldı; azimet vacip oldu.

Yazı: Cahit Irmak  

O vakit üstadım Çelebi, düşlerin buğulu, yeşil tülünü aralayarak belirdi; can anca dilini buldu: “… Ey oğul! Gel seninle yoldaş olup taht-ı kadim Bursa’yı seyr ü temaşa idelim. Ola ki mahzun gönlümüz şâd, rüyalarımız âbad ola!..” Hani “Ol yar-ı vefadârın teklifi ile tabiatime Bursa diyarı arzuları geldi”; hemen içine düşen ateşle “Gidelim!” dedim…

Pir-i Seyyahin ile hasbihal üzre. Süleyman misali uça ese, handiyse göz açıp yumuncaya vardık. “Bir kanadı ses, bir kanadı renk; bir kanadı su, bir kanadı ışık” ulu bir dağın zirvesine konduk. Üstadın anlattığına göre, vaktiyle, Keşiş Dağı derler bu Uludağ’ın bulutları arasından, yanında iki veziriyle tahtirevanına kurulmuş Süleyman Peygamber de geçesiymiş. Gördüğü füsunkâr güzellik karşısında parmağı ağzında kalan Hz. Süleyman, vezirlerine dönüp “Söyleyin: bundan öte bir güzellik var mı dünya gözüyle?” diye sormuş. Vüzera cevab olmuş bir ağızdan: “El hak sultanım. Ya neye yarar bunca güzellik; görüp duyan, derleyip koklayan olmadıkça?..” İnsansız bir cennetin melalini mimleyen bu sözlere Süleyman da mührünü basıp o nakıs beldeyi yurt kılmayı azmettiği sıra, perilerden bir peri lisân-ı hâl ile başlamış: “Ya Süleyman: evvel emirde Can kavmi buralara bir şehir kurmuştu ki Cin kavmi o şehre göz koymuştu. Sürüp giden hengâmede kimseye yar olmayan bu şehir, ne zaman tufan erişti suyla bir oldu. İşte bu deniz altında zümrüt, uyuklamaktadır hâlâ…”

Peygamber bu kelamı işittikte, emreyleyip perilere batık can şehrini sudan çıkartmış; onarıp yarasını yöresini bayındır kılmış. Bir de Süleyman kuşlarının kanadındaki müjdeyle uyarılan bal gözlü âdem oğulları, kıyam-ı aşk ile şehre katışınca… O zaman vezirlerden biri işbu timsale bakıp, “Cennet burası” diye ünlemiş; diğeri yanılıp, “Cennet Bursa” anlamış… Sonra… bir bir silinmiş her şey.. Bursa baki, cennet bilinmiş…

Evliya ile, masalı henüz kararmamış Uludağ’ın koyaklarında salınırken ufku tarıyor; aşağıdaki zifiri dağdağa ormanında bir cennet kırıntısı arıyordum. Heyhat! Süleyman’dan içre Süleyman da olsa, o insansız cennetin insanla koşa koşa cehenneme evrileceğini nerden bilirdi?! Önümdeki eciş-büçüş manzaradan kalbe yayılan keder, beni, üstadı tashihe mecbur etti: “Değil… Bursa yeşilden, sudan değil; o da betondan ibarettir artık!..” Böyle gâm ü esefle, Osmanlı’nın yırtılan dibacesini seyirle tutulmuş dururken, Çelebi’nin serâzad nefesi okşadı kulaklarımı: “Tez kırılma çocuk. Kuşlar umutla uçar; çiçekler umud için açılır; illâ vesile kılınır görmek dileyene… Şimdi bak!..”

Cihan Seyyahı’nın bakışıyla değdiği yerde, yirmi kubbe çift minare bir semâzen döne döne büyüyordu. Kapılmış, “Nedir bunca vecd ile ışıyan?” diye soracak oldum. “Cami-i Kebir” dedi usul. “Türkçe Ulu Camii dahi denir ki o, Ayasofya’sıdır Bursa’nın!..” Öyle bir bırakıp kendimi dönüşe, o beyaz anafora; aşağıya, şu gönül çelen aydınlığa doğru akıverdim ben de!… Ak kubbelerin ışığında kaç zaman pervane kaldım bilmiyorum…

Hayli esrik, caminin güney batı köşesine iner inmez, önce ellerime duvarı; hikayeden arta kalan izleri yokladım: Devr-i Abdülaziz’de, Sultan, bir cuma vakti Ulu Camii’yi teşrif edeceklerdi. Ne ki araba-i hümayun (Lando) dar yoldan geçemeyince, avane işte tam bu köşeyi yontuverir… Şimdi aynı yolu izliyor; önümdeki nev-zuhur çeşme ile bakışan tarihi nargile kahvesine bir selam çakıp, Cami-i Kebirin batı kapısından içeri süzülüyorum… … Huzur … artık dış diye bir şey yoktur. Burda, halkaları durmadan genişleyen bir tını; âzâde ân kabarcığı, sizi içe çağırmaktadır… Zamanda açılan bu öte yarığından, tam yüz yıl önce, 1888’de bakma bahtiyarlığına eren İbnü’l Celal Sezayi, gördüklerini şöyle anlatır: “… hakikaten hem müferrif, hem de cesimdir. Kubbenin ortası açık camekân olduğundan derunu ziyade aydınlıktır. Duvarlarını hattatin-i meşhure-i Osmaniye’nin nadide levhaları süslemektedir. Kubbenin açık yerinin tam altında olmak üzere şadırvan hizmetini gören, etrafı parmaklıklı bir de havuz mevcuttur. Havuzun üstündeki fevvarenin şarıltısı samiayı tehziz etmektedir…”

Fevvarenin şarıltısıyla akıyorum… sene 1396 … Yıldırım Bayezid Han, Niğbolu’dan zafer ve ganimetle dönmüştür. Sefere çıkmadan önce verdiği söz gereği, galibiyet nişaneleri olarak Bursa’da yirmi cami yükselecektir. Bayezid, damadı Emir Sultan Hazretleri, devrin kadısı Molla Fenari ve ulema ile sürdürdüğü istişareler sonucu, yirmi ayrı cami yerine, yirmi kubbeli tek bir cami yapılmasına karar verir. Aynı gece, düşlerin yüce mimarı, uykunun ağır perdelerini sıyırarak Emir Sultan’a caminin yapılacağı yeri gösterir. Gün doğar doğmaz, muştulanan yere koşan Emir Sultan Hazretleri, orda bir avuç çimin bitmiş olduğunu görür. İşte Ulu Camii’nin harcı, düşlerin yeşerttiği o çimenle karılmıştır…

Caminin inşasına başlanmış; “Bir taş parçası, bir kova su da benden” diyerek halk, adeta seferber olmuştur. Bütün bu hummalı faaliyet esnasında, ne vakit biri açlığını eylemek diler, gül yüzlü bir adam dumanı tüten sıcacık bir somunla yanında beliriverir. Bu zat, mum ateşiyle pişmiş tadına doyulmaz ekmeklerine nispetle ahâlinin Somuncu Baba diye andığı; cümle ilme sahip bir Hak Dostu oluşunu gizlediğinden herkesin ümmi sandığı, Şeyh Hamidüddin-i Veli Hazretleri’dir…

… Erdebili Alaaddin Efendi’den icazetle memleketi Kayseri’ye dönen Hamidüddin, orada, vakt erişip Hacı Bayram-ı Veli olacak talebesini yoğurmaya başlar. Tebriz’i ve Anadolu’nun dört bucağını da irfan aydınlığıyla yıkadıktan sonra, sessiz sedasız gelip Bursa’ya yerleşir; artık Allah rızası için, sadece Somuncu Baba’dır… İşte böyle açlıktı, yorgunluktu, didinmeydi derken geçip giden üç sene sonunda 1399’da Ulu Camii’nin inşası tamamlanır. Doğumun kutlanacağı Cuma günü, başta Padişah olmak üzere, Seyyid Emir Sultan, Kadı Molla Fenari, şair ulema ve teri henüz soğumamış tebaa camiyi doldururlar. Sesler yavaş yavaş sönüp soluklar tutulunca Bayezid, Molla Fenari’yi açılış hutbesini okumakla görevlendirir. Fenari’nin, “Peygamber torunu damadınız dururken bizim ne haddimize!..” demesiyle, gözler Emir Sultan’a çevrilmiştir. Emir Sultan yekinir; “Hakanım! Asrın alimi aramızdayken, benim hutbeye çıkmam doğru olmaz. Bu Ulu Camii’nin şânına yaraşır zât, işte şuradadır!..” diyerek, Somuncu Baba’yı işaret eder. Uğuldayan cemaatin şaşkın gözleri, bu kez Somuncu’nun üzerindedir. Baba, Hünkâr’ın davetine icabetle hutbe için ayağa kalkmış yürürken, Emir Sultan’a doğru eğilir; sitemle biraz yerinir: “Ey n’ettin Emirim. Sırrımı fâşeyledin!..”

Ve hutbe… Fatiha Suresi’nin yedi ayrı tefsiriyle nutku tutulmuş cemaat, Mübarek Veli’nin elini öpebilmek aşkıyla, namazın sona ermesini beklemektedir. Selam faslı biter bitmez, caminin içi bir anda karışır. Somuncu Baba’nın, aynı anda üç kapıdan birden çıktığı görülmüştür; herkes, çil yavrusu gibi bir yöne dağılır!.. … Ben içeri süzülürken varlığımı okşayıp geçen, demek rüzgârıymış o Veli’nin…

Salt görünene itibâr edenler için söyleyelim: Cami-i Kebir’in 5’e 4 terkibince dizilmiş onar buçuk metre çapındaki kubbeleri, 31 kemer ile 12 pandantif üzerine oturmaktadır. Peki hangi maddi kudret, üstelik bir camiiyi, tek başına ayakta tutmaya yetebilir ki?! Yani mesela bir yığın âfet…

… Karamanoğlu Bursa’yı kuşattığı sıra, iktidar savaşından Ulu Camii’nin bahtına düşen, ateşe verilmektir… … Yıldırım Ankara’da bozulmuş; Leng Timur ordusuyla Bursa’ya girmiştir. Artık Ulu Camii, ot ambarı ve ahırdır. Bir zaman sonra şehri terkederken, onlar da, “Geldikleri gibi gitmezler!” düsturu uyarınca, mabedi yakar, yıkarlar… … 9 Şubat 1854’te, saat 9’u 5 geçe, görünmeyen el Bursa’yı hayli hırpalar. Zelzele denen büyük titreme geçtiğinde, Cami, kala kala iki kubbeye kalmıştır… İşte bu gün, dikkatli bir bakışın hemen ayırdedeceği bu iki kubbenin biri mihrabın; diğeri de, içeri girdiğimiz batı kapısının solundaki hanımlar mahfilinin üzerinde, bir soru ya da bir ünlem işareti gibi durmaktadır… Her hâlde Ulu Camii, yaralarını, inananların içten yakarışlarıyla sarmış; önce alnın aşk ile öptüğü seccade sonra himmetle dolunca kıvanmış, ayağa kalkmıştır…

Çok ayaklı/kubbeli cami planının en klasik örneği kabul edilen Bursa Ulu Camii, anıtsal üslubuna aşkın bir aura katan göz kamaştırıcı fonlarıyla da, erken dönem Osmanlı âsârı içerisindeki ayrıcalıklı konumunu pekiştirir. Bakışı sonsuz bir devinime süren hat dalgaları giderek mekan gerçekliğini saklarken, yapının cismani varlığını da adeta siler. Bir başka açıdan bu devinim, paradoksal görünmekle birlikte, bir dinginlik imkanına dönüşebilecektir: Göz, baş dönmesi haliyle yazılar denizinde sürüklenirken, onu birden, bir harf, göksel kıvrımlarıyla çelip soğurabilir; çağıl çağıl dondurabilir… Şimdi, herkesin kalbince anlamlandırabileceği bu özel titreşimi yakalamak umuduyla, bir kıyıdan, düş yazılarını okumaya başlayabiliriz…

Batı kapısı, Büruc (Burçlar) Suresi’nin “Vallahü min verâihim muhit…” âyetiyle açılıyor. 4.40’a 4.40’lık bir levhada, siyah zemin üzerine sarı yaldız ta’lik hatla yazılı bu âyet, aynı ölçü ve tarzla, Doğu kapısında bütünleniyor: “… bel hüvekur’ânün me-cîdün fi levhin mahfuz.” Abdülfettah Efendi’nin zarif kaleminden çıkma bu hatlar, doğu-batı uçlarına, âyetteki “Allah’ın kuşatıcılığı” vurgusunu imlemek, somutlamak için konmuşlar sanki… Yazının ruhuna uyarak, sağdan sola doğru ilerliyorum… Karşımdaki duvarda, birbirine kenetli sekiz sülüs ‘Sad’ harfi dönüyor. “Kul euzü birabbin nas…” suresi, yeşil kufi yazıyla her bir Sad’ın içine dağılmış… Az ötede, aynı dönüş bu kez ‘Vav’ harfleriyle yineleniyor. Vav’ların içiyse, Şems (Güneş) Suresi’nin ilk yedi âyetinden yayılan ışıkla parıldamakta…

Ve yukarda, belli ki ‘uçmağa yönelmiş bir gemi… Talikten türeme divân yazısı Hattat Şefik’in benzersiz istifiyle can bularak, 7.6’ya 3 metrelik bir levhanın siyah zemininden ağıyor: “Yerin göğün sahibiyle korundum: O dirinin izzetine sığındım…” Birkaç adım sonra, Cezayirli Hasan bin Mustafa’nın duvara işlediği tuğrada, Peygamber Sözü’yle yüzleşiyorum… “Şefa’ati liehlel Kebâiri min ümmeti”: “Ah büyük günahla sürçmüş kardeşim; bağışlanma dileklerim senin için.” Ben güney boyunca akıyorum; yaklaşan vaktin çağrısı balkıyor pencerelerde… “Öğle sessizliği, kubbeler çın çın Açmış çiçeğini, seccadeler yerde Camlardan dökülen ışıklar hırçın Bir sessiz çağıltı çinilerde. Anlaşılmaz kime söylüyor sevincini Bu tılsımlı ses, gizlendiği yerden? Kimseler yok, kim çıkıyor minberden? Çiniler Allah’a mı açıyor içini?” Üstte Lafza-i Celil; önüm Vav Çiçeği. Eğiliyorum… ve dupduru masal kokusu sarıyor çevreyi… … O sıra, Hızır Aleyhisselam’ın kimi zaman Ulu Camii’yi ziyaret ettiği söylentisi ağızdan ağıza dolaşmaktadır. Günler birbirine ulandıkça, Hızır’ı görebilme aşkı daha da harlanan bir âdem, Güney cihetini, inatla beklemeye koyulur. Böyle dikkat kesilmiş dururken, omzunu uyaran bir dokunuşla arkasına döner; bir pir-i fâniyle yüz yüze gelir. “Evlat; bunca zamandır kimi beklersin?” diye sorar ak sakal. “Hızır’ı…” diye fısıldar algın âdem. “Peki nasıl tanıyacaksın onu?” “Baka oğlum! Hızır geldiğinde duvara bir vav çizer ve sırrolur…”

Der demez sırrolan ihtiyarın kulağına bıraktığı çınlamayla başını çeviren âdeme, duvarda bir vav, geniş, gülümsemektedir… Ulu Camii imamlığı da yapmış Süleyman Çelebi’yi, aynı vavın gölgesine Mevlid’i düşerken esenliyor; sülüs Muhammed yazısını geçip minbere varıyorum…

1399 tarihine. Antepli Hacı Mehmed bin Abdülaziz el-Dukki tarafından Selçuklu üslubuyla yapılan minberin yan panoları, kündekâri rumi ve palmetlerle süslenmişse de, bu bezemelerin halkın imgelemindeki karşılığı, Güneş ve gezegenler. Geometrik motifli minber korkuluklar, İslam Sanatı’ nın soyutlama/aşkın çağrışım odaklı estetiğini bir kere daha vurguluyor. Her bakışla başkalaşan bu motifleri okşayarak ulaştığım kulede, kabartma Emevi kûfisiyle üç kez yinelenmiş “Mülk Allah’ındır” âyetini buluyorum.

Minberin karşısı müezzin mahfili; sekiz ayak üzerinde yükselen bu zarif eserin kitabesine, ta’lik yazıyla yapım tarihi işlenmiş: 1549.

Mahfilin doğusundaki pandantife bağlı yuvarlak mermer kürsünün kitabesinde ise, şu satırlar yazılı: “Desem muayyende arş esa sezadır. Ne ra’na kürsi dilkeş edadır 1231 (1815)” Ve mihrab… âyetlerle müzeyyen, muhteşem bir taş işçiliği örneği. Nakkaşı Mehmed Usta; İhyası 1571. Kum saati biçimli sütunçe ve mukarnaslarından kanatlanarak, sola, “Allah Hû; ya hayyya kayyum” yazısına doğru uçuyorum şimdi. Nefti zemin üzerine, sülüsla bakışımlı olarak yazılmış bu hattın 75 santim uzunluğundaki kalemi, levhanın sağında asılı.

Daha ilerde. Sultan Mahmud’un işlediği sülüs: adeta kendi hükümdarlığına da serlevha olsun için: “İnsanlar arasında adaletle hükmedin…” Doğuya dönünce yine vavla karşılaşıyorum; bu defa koynunda üç bebeğiyle bir anne gibi. Aşağıdan boynuna uzatmış lale, masumiyeti tamamlıyor.

Üstte Şefik’in, sülüs, “Allahü velîyyel tevfik” yazısı… Kuzey duvarındaki onlarca yazı arasında anlatması da okunuşu kadar güç, ta’lik bir hat sivriliyor: “Min külli feccin amik”. Hac Suresi 27. âyette, hacıların Kabe’ye gelişi bahsinde geçen bu ifadenin anlamı: “Her uzak yoldan, derin vadiden aşarak…” Harflerin birbirini ördüğü bu hatta, feccin ‘deki nun harfi, diğer kelimelerin okunabilmesinde anahtar işlevine sahip.

… Hemen solda, yukarda, “Allah’ın dilediği olur” sülüs yazısı ile, Ayasofya üstadı Kazasker Mustafa İzzet de imzasını atıyor Ulu Camii’ye… Yine Şefik Efendi’ye ait, siyah ta’lik “Nur üstüne nur” yazısını geçip hanımlar mahfilinin üzerinde asılı bulunan levhayı okuyor; bu yazıyla, içinde bulunduğum muammanın, bitti derken yeniden başladığını anlıyorum: “Sehacceca bitehacceca tahacceca bihuccaci tahaccacat bitahcicin haccacat cabcabi” ‘C’lerin dansına kapılarak ben de, acaba diyorum; bir türlü çözülemeyen bu yazının hanımlar bölümünü yurt edinmesi, sadece bir tesadüf mü? Acaba?!.

Çelebi’yle, orta kubbe altındaki şadırvanda, camekandan yağan ışığın sesini dinliyor; yazıların en derin bahçesinde, fiskiye kuşlarının kanat çırpışını seyrediyorduk. Birden aklımdan geçenleri sezmiş gibi, mutebessim başını salladı; mırıldandı: “Bitmez evlat, gezmekle bitmez. Velâkin durmakla hiç bitmez. Hadi kalk bakalım… bir daha…” Kalktık ve şiir, başladı… “Husûsâ nâf-ı şehr ol Ulu Camii’ Matâf-ı âlemün devletlü cami’ Budur var ise cenneddir görenler Ki çıkmağ istemez ona girenler…”

Yazıların En Derin Bahçesinde Bir Camii Kebir Ulu Cami – Bu yazı, Gezgin dergisinin 2008 yılının Mart sayısında yayımlanmıştır.

Sonrası Yazıların En Derin Bahçesinde Bir Camii Kebir Ulu Cami Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/yazilarin-en-derin-bahcesinde-bir-camii-kebir-ulu-cami/feed/ 0 1500
Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması’ndan ilk kareler http://gezgindergi.com/super-kanli-mavi-ay-tutulmasindan-ilk-kareler/ http://gezgindergi.com/super-kanli-mavi-ay-tutulmasindan-ilk-kareler/#respond Wed, 31 Jan 2018 13:17:34 +0000 http://gezgindergi.com/?p=17566 Gezegenimizin tek uydusu olan Ay’ın kızıl görüntüye büründüğü tam Ay tutulması ile gerçekleşecek olan Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması’ndan ilk kareler gelmeye başladı. Peki Süper Kanlı Mavi Ay Türkiye’den izlenebilecek mi? Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması’nın fotoğrafı nasıl çekilir? Süper Kanlı Mavi Ay ne zaman yaşanacak ve nerede izlenebilecek? İşte Süper Kanlı Mavi Ay tutulması …

Sonrası Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması’ndan ilk kareler Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Gezegenimizin tek uydusu olan Ay’ın kızıl görüntüye büründüğü tam Ay tutulması ile gerçekleşecek olan Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması’ndan ilk kareler gelmeye başladı. Peki Süper Kanlı Mavi Ay Türkiye’den izlenebilecek mi? Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması’nın fotoğrafı nasıl çekilir? Süper Kanlı Mavi Ay ne zaman yaşanacak ve nerede izlenebilecek? İşte Süper Kanlı Mavi Ay tutulması ile ilgili bilmeniz gereken her şey…

Bugün gökyüzünde görsel bir şölen yaşanıyor. Dünya, 1982 yılından bu yana böyle bir Ay tutulmasına şahitlik etmedi. 2037 yılına kadar da benzer bir gökyüzü olayı yaşanmayacak.

Merakla beklenen Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması dünyanın farklı bölgelerinde gözlemlenmeye başlandı.

Gezegenimizin tek uydusunun yaşattığı görsel şölen ise objektifler tarafından kayıt altına alındı.

SÜPER KANLI AY TUTULMASI TÜRKİYE’DE İZLENEBİLECEK Mİ?

“Süper Kanlı Mavi Ay” TSİ 18.34’te Türkiye’den kısmen de olsa izlenebilecek.

Türkiye’den bakıldığında Dünya’nın gölgesi Ay’ın neredeyse yarısının üzerine düşmüş şekilde görülecek.

Tutulmanın en iyi izleneceği yer ise ABD’nin Batı yakası ve Güneydoğu Asya ülkeleri olacak.

Peki bu gökyüzü şölenini fotoğraflayabilmeniz için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz? İşte Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması fotoğrafını çekmek için dikkat etmeniz gerekenler…

Binlerce liralık ekipmana sahip olsanız da Süper Kanlı Mavi Ay Tutulmasını fotoğraflayabilmek için doğru yeri belirlemeniz atmanız gereken ilk adım. Güzel kareler elde etmekte niyetliyseniz doğru bölgeyi seçmeniz oldukça önemli. Tercihen şehir ışıklarından uzaklaşabileceğiniz kadar uzaklaşın.

Nerede olursanız olun gökyüzünü izlemeye başlamadan yarım saat önce gözlerinizi karanlığa alıştırmaya çalışın.

Tele lensler her ne kadar uzak cisimleri çekmek için faydalı olsa da konu, gece ve gökyüzü çekimi olduğunda sonuç tam bir hüsran oluyor.

Gece çekimlerinde iyi sonuçlar elde etmek için ilk yapmanız gereken şeylerden biri kameranızı sabitlemek.

Az ışıklı ortamlarda kameranızı sabitleyeceğiniz bir tripot’unuz yoksa kameranızı sabit bir yere konumlandırabilirsiniz.

Kaynak : https://www.ntv.com.tr/

Sonrası Süper Kanlı Mavi Ay Tutulması’ndan ilk kareler Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/super-kanli-mavi-ay-tutulmasindan-ilk-kareler/feed/ 0 17566
San Francisco http://gezgindergi.com/san-francisco/ http://gezgindergi.com/san-francisco/#respond Fri, 19 Jan 2018 21:32:45 +0000 http://gezgindergi.com/?p=2620 Mavi rüyalar şehri. San Francisco sokakları, Alkadraz’dan Kaçış filmleriyle çocukluğumuzda unutulmaz hatıralar bırakan şehir gezgin ruhlara hala çok şey vaad ediyor… “Tebdil-î mekanda ferahlık vardır, demişler büyüklerimiz. Gerçekten de seyahat etmenin insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkileri hemen hissedilirir. Bulunduğunuz ortamın monotonluğundan kurtulduğunuzda zihniniz hızlı ve farklı çalışmaya başlar. İş ortamının stresinden ve yorgunluğundan kurtulmanın yolu …

Sonrası San Francisco Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Mavi rüyalar şehri. San Francisco sokakları, Alkadraz’dan Kaçış filmleriyle çocukluğumuzda unutulmaz hatıralar bırakan şehir gezgin ruhlara hala çok şey vaad ediyor…

“Tebdil-î mekanda ferahlık vardır, demişler büyüklerimiz. Gerçekten de seyahat etmenin insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkileri hemen hissedilirir. Bulunduğunuz ortamın monotonluğundan kurtulduğunuzda zihniniz hızlı ve farklı çalışmaya başlar. İş ortamının stresinden ve yorgunluğundan kurtulmanın yolu farklı bir mekana giderek zihinleri dağıtmaktan geçiyor. Şayet gittiğiniz yer yaşadığınız kente benziyorsa, bunun sizin için güven duygusu yaşatması da mümkündür. San Francısco bana bu duyguyu yaşatan şehirlerden biri.. İstanbul’a bu kadar benzeyen bir yer olması, beni çok mutlu etti diyebilirim.

İstanbul demişken, San Francisco’da bir deprem bölgesi. 1906 yılında gerçekleşen deprem ve ardından başlayan yangında 2500 kişi hayatını kaybetmiş ve bu felaket milyonlarca dolar zarara neden olmuş. Deprem kuşağı bölgesinde olması  nedeniyle San Francisco’da  binalar depreme dayanıklı bir  şekilde yapılıyor.  Yangın merdiveni olmayan hiç bir bina göremezsiniz. Tüm ev ve iş yerlerinde de yangın söndürme sistemleri mevcut.

Şehrin 128  kilometrekarelik bir alanda 43 tepeden oluştuğunu ve 780 bin nüfüslu olduğunu öğrenince yüksek binaların inşa edilme sebebi ortaya çıkıyor. New York’tan sonra kilometrekareye düşen insan sayısına göre en kalabalık ikinci şehir.. Yıllık ortalama 17 milyon turistin ziyaret ettiği de düşünülürse.. San Francısco Kaliforniya eyaletine bağlı Amerika Birleşik Devletlerinin en büyük 13. şehri. Şehrin üç tarafı denizle çevrili. San Francisco, Pasifik okyanusu ve San Francisco Körfezinin içinde yer alıyor. Okyanus sahilinde yer almasından dolayı ılıman bir iklimi var ve kar yağmıyor. Yıllık hava sıcaklığı 21C ile 5C arasında değişiyor. Diğer şehirlerden farklı bir özeliği de sabah ve akşam görülen yoğun sis.

Amerikan yerlileri bölgeye 10 000 yıl önce yerleşmişler. 19. yy.’da bu bölgede hastalık ve Avrupalı yerleşimcilerin medeni (!) tutumları  sonucu bütün yerli aşiretler yok olmuş. Bu bölgeye ulaşan ilk Avrupalı’nın 1770 yılında gelen İspanyol kaşif Don Gaspar de Portala olduğu biliniyor. İlk İspanyol yerleşim yeri olan Mission San Francisco de Asis 6 yıl sonra kurulmuş. Bugünkü San Francısco şehrinin kalbi ise Yerba Buena adlı küçük bir köy. Daha sonraları İspanyollara 1792 yılından itibaren İngiliz kolonileri de katılmış. Kuzey Kaliforniya’nın güneyinde yer alan Sonomo Countryde, Ruslar da koloniler kurmuşlar.

Meksikalıların İspanyollardan ayrılması neticesinde bölge bu defa Meksikalıların eline geçmiş. 1847’de ABD- Meksika savaşından sonra bölge tamamen Amerikalıların olmuş. Portekiz, İspanyol ve İngilizlerin koloniler kurduğu San Francısco körfezi, daha sonraları Californiya’da altının bulunmasıyla buraya göçen onbinlerce farklı kesimden insana ev sahipliği yapmış. Öyle ki bu özelliğini bugün de hala sürdürmekte. Pekçok farklı kültürden insanın birbirine saygı duyarak rahatlıkla yaşadığı bir şehir burası. Bu insanların özkültürlerine  bağlılıklarını şehir içerisinde oluşturdukları bölgelerden anlayabilirsiniz. Chinatown, Japantown,  uzakdoğuya gitmeden oraları ayağınıza getiren mahaller. Chinatown’da yaklaşık 30000 Çinli yaşıyor. 1850’de Amerika’ya göç eden Çinliler kurmuş bu mahalleleri. Her yıl şubat ayında “Çin Yeni Yıl Kutlamaları” bu kent sokaklarında gerçekleşiyor. Şehre 10 dakika uzaklıktaki Mission Bölgesinde Meksika ve Latin Amerikalıları, Nourt Beach bölgesinde de İtalyanları kendilerine has yaşam tarzları içinde bulabilirsiniz. Şehir 43 tepecikten oluşmuş. Her tepeden şehri farklı güzellikte görebilirsiniz. İnişli çıkışlı yolları ve şehre nostaljik bir hava katan Cable car adlı tramvayıyla çok ucuz fiyata dolaşabilirsiniz.

San Francisco’nun İstanbul’a benzer iki adet  köprüsü var. Ünlü Golden Gate Köprüsü ve Bay Bridge Köprüsü. Golden Gate köprüsü adeta San Francisco’nun simgesi olmuş.Burası  Pasifik Okyanusunu San Francisco körfezine bağlıyan dar bir boğaz . Bu köprü New York’ta ki Verrazano Narrow’s köprüsünden sonra dünyanın en büyük ikinci asma köprüsü. Yoğun sis nedeniyle yapımı imkansız gibi görünen  bu köprüye 1933 yılında  başlanmış ve 1937 yılında bitirilmiş. Zamanında 35 milyon dolara mal olmuş. 2.7 km. uzunluğunda ki bu kırmızı tuğlalı  köprüyle Amerikalılar  büyük gurur duyuyorlar. Türkler ise   Amerikalılara  Boğaziçi ve Fatih köprülerini görüp görmediklerini soruyorlarmış.

Bir diğer köprü Bay Bridge köprüsü. Şehir bu köprüyle Contra Costa ve Alameda bölgelerine bağlanıyor. İki katlı bu köprünün alt katı geliş, üst katı gidiş olarak kullanılıyor. San Francisco şehrinin başka bir mekanı da Golden Gate Park. Şehrin ortasında irili ufaklı pekçok gölden oluşan bu sakin yeşillik bölge, kafa dinlemek isteyenlerin vazgeçilmez mekanlarından. Piknik yapıp, güneşlenebileceğiniz , spor yapabileceğiniz çok hoş bir mekan.

Golden Gate Park’ta yer alan bir başka mekanda Kaliforniya Bilim Akademisi. Doğa Tarihi Müzesi olan bu Akademi de Steinhart Akvaryumu ve Morrison Planetarium yer alıyor. Steinhart Akvaryumu için Pasifikten Okyanus suyu çekilerek doğal filtasyon sistemi kullanılıyor. Bu sayede yeniden biriktirilen sular kullanılmış oluyor. Binanın yaşayan bir çatısı var. 1.7 milyon bitki çatıyı izole ediyor ve yağmur suyunu tutuyor . Pek çok küçük canlı için yaşama alanı oluşturuyor. Aynı zamanda fotovoltaik hücre yoluyla bu çatıdan enerji üretimi yapılıyor. Binanın aydınlatılmasını sağlamak ve tropik orman oluşumunu çoğaltmak için bilgisayar modellemesi kulanılıyor. Pasif İklim Kontürolü adı verilen sistemle serin havanın içeri girmesi ve sıcak havanın yüksekte toplanarak dışarı çıkması sağlanıyor ve bina beton  çelik gibi malzemelerin geri dönüşümüyle oluşturulmuş.

Morrison Planetariumun da  tamaman Californiya Bilim akademisi çalışanları tarafından üretilmiş yıldız projektörü yer alıyor. Burada gökyüzü 32 bölüme ayrılmış olup, her bir bölüm kendisine ayrılmış yıldız projektörleri tarafından gözlemleniyor.

San Francisco şehri Victorya tarzı denilen evleriyle meşhur. Amerikan dizilerinden tanıdığımız iki katlı yan yana bitişik bahçeli  o evler.. Dikkat çeken yapıtlardan bir tanesi de 60 metre yükseliğindeki Coil Kulesi. Telgraf tepesi denilen tepede yer alan bu kule de 1906 depremiyle ortaya çıkan yangını söndürmeye çalışanlar adına dikilmiş bir anıt yer alıyor.

Kuzey Californiya’nın en büyük Hayvanat bahçesi San Francisco Hayvavat bahçesidir. Pasifik Okyanusu yakınlarında yer alan bu hayvanat bahçesinde 250 tür hayvan yaşıyor.

Los Angeles’ta arabaya şiddetle ihtiyaç duyabilirsiniz.San Francisco  ise toplu taşıma araçları açısından elverişli bir şehir. Gezilerinizde otobüs kullanabilirsiniz, Bart denilen hızlı trenleri de var.  Şehri dolaşmak için Cable Car adı verilen tramvaylara binebilirsiniz. Market Street’den Fisherman’s Wharf’a kadar uzanan bu bölgeyi bu şekilde gezebilirsiniz. Pıer 39’a geldiğinizde  Fisherman’s Wharf’a ulaşacaksınız. Burası  şehrin rıhtımı ve  pekçok deniz mahsullerini tadacağınız turistik lokantalarla dolu. Gün batımını da çok güzel! Sol yolu takip edince yolun sonunda,  sol tarafta Golden Gate köprüsünü, karşınızda meşhur Alcatraz Hapishanesini, sağınızda San Francisco şehir Merkezini bulursunuz. Ayrıca yine bu rıhtımın yanında National Maritime Museum’u gezebilirsiniz.

Tarihi gemilere meraklıysanız yaşadınız.  Ghirarde Square’de çikolatanın tüm yapım aşamalarını seyredebilir, harika çikolatalar yiyebilir ve çikolatalı kahve içebilirsiniz. San Francisco Modern Sanatlar Müzesi şehrin en önemli müzesi. San Francisco Sahne gösterileri, canlı müzik festivalleri,cadde fuarları ve pekçok kültürel etkinlik açısından oldukça zengin bir şehir. Bizdeki Taksim Meydanı bu şehirde Union Square. Burada pekçok kültür ve sanat aktiviteleri gerçekleşiyor.Eylül ayında dünyanın en büyük deri Fuarı olan Folsom Sokak Fuarı da  bu şehirde açılıyor.

Kent pek çok spor aktivitesi için de elverişli. Yelken sporu, 320 km.yi  bulan bisiklet parkurları yanısıra uzun kumsalları ve devâsâ dalgaları sörf tutkunlarını buraya getiriyor. Paten, koşu, yürüyüş, tenis, yüzme sporları için de uygun mekanlara sahip. Kentte eğlenmek ve dinlenmek isteyenlerin tercih ettikleri bir yer de Treasury Island (Hazine Adası), adalar içerisindeki en revaçta olanı.. San Francisco’da alışveriş yapmak da çok zevkli! Kozmopolit yapısı size alternatif pek çok ürün sunuyor. Chinatown’da Uzakdoğunun tüm zerafetini yansıtan hediyelik eşyalar bulabilir, Westfield San Francisco Merkezinde, Union Meydanın da, Haight caddesinde, Chestnut Caddesinde, Embarcedero Merkezinde, Mision Caddesi ve Polk Caddesinde  bulunan dünyaca ünlü markaları ve indirim mağazalarını dolaşabilirsiniz. Yemek konusunda da çok şanslısınız. Acılı ve baharatlı Meksika mutfağından , sade ve çiğ Çin mutfağına, Hint mutfağından, Morokko mutfağına kadar pek çok alternatif var. Ben yine de Berkeley’de bulunan Türk Lokantasını tavsiye ederim. Şehir Merkezinde mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında Civic Center Station, büyük alışveriş merkezleriyle Union Square, buranın merkezinde bulunan Goddess of Victory heykeli, yüksek gökdelenleri Chevron Building, Schwab Building, Spear Tower, Ferry Building sayılabilir. Finans Merkezi olan Financial District şehrin de tam merkezi. Burada San Francisco’nun en yüksek binası olan 260 metre yüksekliğindeki Transamerica Pyramid yer alıyor.Güney tarafında ise Bank of America gökdeleni bulunuyor. Washington Caddesine doğru ilerlerlediğinizde 1800’lü yıllardan kalma Jackson Square Historical District adı verilen tarihi binaları görürsünüz. Pasific Heights denilen bölgede de tarihi evler bulabilirsiniz.

Şehrin en yüksek noktasının ismi Nob Hill. Şehrin büyük bir kısmını tepeden seyredebilirsiniz. Meşhur San Francisco evlerinin bulunduğu Nort Beach’e gitmelisiniz. Lombart Str sokaklarını San Francisco sokakları dizisinden tanıyacaksınız.

Golden Gate köprüsünün bir ayağını üzerinde bulunduğu Presidio, körfez manzaralı olup yıllarca askeri üs olarak kullanılmış. Şehrin en çok bilinen piknik  alanlarından biri. Kıyıya 2 km uzaklıkta bir adada bulunan Alcatraz Hapishanesi.. 1934 yılında açılan hapishane 9 hektarlık bir alan üzerine kurulmuş. 1963 yılına kadar açık kalan hapishanenin meşhur mahkumları olmuş. Al Capone, Doc Barker, Bonnie&Clayd’ın şöförü Floyt Hamilton bunlardan birkaçı. 1979 yılında başrollerini Clint Eastwood’un oynadığı ‘’Alkadraz’dan Kaçış’’ filmini babalarımız ve eski film tutkunları hatırlayacaktır.

Bölgede mevcut üniversiteler 1868 kuruluşlu Berkeley Üniversitesi, San Francisco Üniversitesi, Davis ve Stanfort Üniversiteleri.. Berkeley’de arabaya ihtiyacınız yok, bisikletle ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Burası görülmesi gereken güzel bir kampüs. İstanbul’u hatırlatan San Francisco’yu çok seveceğinizden eminim. Aktarmalı uçuşlarla 22 saati bulan uzun ve yorucu bir seyahati göze alanlara tavsiye ediyorum. Hayırlı uçuşlar…

Bu yazı, Gezgin dergisinin 2008 yılının Mart sayısında yayımlanmıştır. –  Yazı: Nurya Çakır | Fotoğraflar: Halit Ömer Camcı

Sonrası San Francisco Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/san-francisco/feed/ 0 2620
Polonya Südetler Bölgesinde Muhteşem Sonbahar Manzaraları http://gezgindergi.com/polonya-sudetler-bolgesinde-muhtesem-sonbahar-manzaralari/ http://gezgindergi.com/polonya-sudetler-bolgesinde-muhtesem-sonbahar-manzaralari/#respond Sun, 12 Nov 2017 20:14:16 +0000 http://gezgindergi.com/?p=17542 Orta Avrupa’da bir dağ zinciri olan Südet dağları Almanya’nın doğusundan Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne kadar uzanır. En yüksek zirvesi Çekya-Polonya sınırındaki Karkonoşe dağlarındaki Sněžka’dır. Südetler 1.602 metre yüksekliğe erişmektedir. Südetler bölgesinin bir parçası olan Rudawy Janowickie Park’ta çekilen sonbahar fotoğrafları sizi büyülemeye yetecektir. detaylı bilgi için :  thewanderingpath.com

Sonrası Polonya Südetler Bölgesinde Muhteşem Sonbahar Manzaraları Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Orta Avrupa’da bir dağ zinciri olan Südet dağları Almanya’nın doğusundan Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne kadar uzanır. En yüksek zirvesi Çekya-Polonya sınırındaki Karkonoşe dağlarındaki Sněžka’dır. Südetler 1.602 metre yüksekliğe erişmektedir. Südetler bölgesinin bir parçası olan Rudawy Janowickie Park’ta çekilen sonbahar fotoğrafları sizi büyülemeye yetecektir.

detaylı bilgi için :  thewanderingpath.com

Sonrası Polonya Südetler Bölgesinde Muhteşem Sonbahar Manzaraları Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/polonya-sudetler-bolgesinde-muhtesem-sonbahar-manzaralari/feed/ 0 17542
İzlanda’dan 13 Çarpıcı Görüntü http://gezgindergi.com/izlandadan-13-carpici-goruntu/ http://gezgindergi.com/izlandadan-13-carpici-goruntu/#comments Sun, 12 Nov 2017 17:18:30 +0000 http://gezgindergi.com/?p=17525 Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde Grönland’ın güneydoğusu ile İskandinavya ve Britanya Adası’nın kuzeybatısında yer alan  ve Avrupa ülkesi olan İzlanda ile ilgili yayınlamış olduğumuz birbirinden çarpıcı ve muazzam görüntüleri sizin için derledik. Icelandic Road Fırtınanın ardından sessizliğe bürünen yolculuğumuza ara verip sessiz ve sakin manzaranın seyrine daldık. Dağlara doğdu akan yolda ulaşacağımız muhteşem manzara karşısında heyecanlanırken ve …

Sonrası İzlanda’dan 13 Çarpıcı Görüntü Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde Grönland’ın güneydoğusu ile İskandinavya ve Britanya Adası’nın kuzeybatısında yer alan  ve Avrupa ülkesi olan İzlanda ile ilgili yayınlamış olduğumuz birbirinden çarpıcı ve muazzam görüntüleri sizin için derledik.

Icelandic Road

Fırtınanın ardından sessizliğe bürünen yolculuğumuza ara verip sessiz ve sakin manzaranın seyrine daldık. Dağlara doğdu akan yolda ulaşacağımız muhteşem manzara karşısında heyecanlanırken ve sessizliği ile içimiz ürperiyordu.

Oxararfoss

Þingvellir Ulusal Parkı, İzlanda’da yer alan küçük bir şelale. Suyu Öxará nehrinden gelmektedir. Öxarárfoss’un sularının düştüğü tabanı kayalarla doludur ve şelale kış mevsiminde genellikle buz tutar.

The Blue Lagoon

The Blue Lagoon’da ülkenin altının kaynadığına işaret eden, İzlanda’nın doğa harikalarından biri.

Glacial Ice / Fjallsarlon

Renk, doku ve şekil olarak oldukça büyüleyici olan buzulun, kardan buzul haline dönüşümü ortalama 100 yıl sürmektedir.

The Black Sand Beach

Soğuk ve korkutucu dalgaların, siyah çakıl taşlara çarpmasını izlerken beyaz ve siyahın ahenkli uyumunda adeta kendinizden geçeceksiniz.

Moss Covered Lava Field

Moss, İzlanda’da ortak bir bitkidir. Dağlık bölgede bol miktarda yetişir ve İzlanda’nın lav alanlarının özel bir özelliği. En görkemli yosun battaniyesinden biri, İzlanda’nın güney kıyısında, Eldraun Lava Sahası üzerinde bulunur.

Fjallsárlón

İzlanda’da yer alan ve Jokulsarlon’dan daha küçük olan buzul bir göldür.

Bjarnarfoss, Snaefellsnes

Popüler Golden Circle rotasını takip ediyorsanız, Brúarfoss’u özlememelisiniz. Bu şelale oldukça küçük olmasına rağmen, kesinlikle mavi suyuyla ve doğal çevreyle hayran kalacaksınız.

Lomagnupur Dağı

İzlanda güney kıyısında sarp bir burun gibi duran Lomagnupur Dağı…

Atlantic Sunset

Atlantik Okyanusu’na bakan Atlantic Sunset…

Reflection / Fjallsarlon

Fjallsárlón buzul lagünlerinden, kuzey ışıklarının mükemmel yansımasını izleyebilirsiniz.

Black Field

Yolda ilerlerken sürüş anında yoldan çıktığınızı sanıp kilometrelerce tamamen siyah bir alanda ilerlemek büyüleyici olduğu kadar ürkütücüde…

İzlandalı Atlar

Sonrası İzlanda’dan 13 Çarpıcı Görüntü Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/izlandadan-13-carpici-goruntu/feed/ 1 17525
Palovit Vadisinde Bulutlara Dokunmak http://gezgindergi.com/palovit-vadisinde-bulutlara-dokunmak/ http://gezgindergi.com/palovit-vadisinde-bulutlara-dokunmak/#respond Sat, 19 Aug 2017 06:16:37 +0000 http://gezgindergi.com/?p=16891 Palovit Vadisi; Fırtına Vadisi’nin kalbi denilecek bir bölgeyi kapsıyor. Doğal yaşlı ormanların varlığı, yabani yaşam sahası olması ve geleneksel mimarinin korunduğu yüzyıllık evleri ve yaylalarıyla Palovit, Fırtına Vadisi’nin en önemli yaşam alanlarına ev sahipliği yapıyor. YAZI UĞUR BİRYOL FOTOĞRAFLAR HARUN CAN BİRYOL Kaçkar Dağları eteklerinde kurulmuş büyüklü küçüklü onlarca Hemşin yaylasının içinden bir tercih yapmak …

Sonrası Palovit Vadisinde Bulutlara Dokunmak Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
Palovit Vadisi; Fırtına Vadisi’nin kalbi denilecek bir bölgeyi kapsıyor. Doğal yaşlı ormanların varlığı, yabani yaşam sahası olması ve geleneksel mimarinin korunduğu yüzyıllık evleri ve yaylalarıyla Palovit, Fırtına Vadisi’nin en önemli yaşam alanlarına ev sahipliği yapıyor.

YAZI UĞUR BİRYOL FOTOĞRAFLAR HARUN CAN BİRYOL

Kaçkar Dağları eteklerinde kurulmuş büyüklü küçüklü onlarca Hemşin yaylasının içinden bir tercih yapmak çok zor. Ancak benim için Palovit Vadisi üzerinden yükselen Sal, Pokut, Hazindağ, Hamlakit ve Samistal yaylalarının ayrı bir yeri var. Kaçkar Dağları ekosistemi içinde yer alan yaylalar gurbetçi Hemşinliler’in büyük bir bölümünün yazlarını geçirdiği, eskiden çokça hayvanlarıyla birlikte göç ettiği bir alanken şimdilerde sayfiye olarak kullanılıyor. Çamlıhemşin ilçe merkezinin içerisinden geçip sola sapıldığında Hala Deresi boyunca uzanan köylerin yukarısında adını kaplıca turizmiyle duyurmuş Ayder’in yanı sıra Kavrun, Ceymakcur, Paakçur, Huser ve Avusor gibi yaylaları görmek mümkün. Çamlıhemşin’den Fırtına Vadisi’ne doğru devam edildiğinde ise Çat’tan başlayarak Elevit, Haçevanak, Karunç, Trovit, Palovit, Apevanak gibi yaylaları dolaşmak mümkün. Bir de Verçenik tarafı var ki, o daha da ulaşılmaz görüntüsüyle insanı cezp ediyor. Yaklaşık 50 km.lik bir yolla ulaşılan bu masalsı güzergâhta Başhemşin, Başyayla, Kale, Çiçekli gibi yerleşkelere ulaşmak, o yükseltilerde bir yaşam kurulabildiğini görmek insanı büyülüyor.

Vadinin incilerine yolculuk

Bu kısa girizgâhtan sonra benim için önemli olduğunu belirttiğim Palovit Vadisi güzergâhını anlatmak istiyorum. Çocukken yaylaya çıkmak hepimiz için çok erken bir saatte kalkmak ve zorlu bir yolculuğa hazırlık yapmak demekti. Katırlara yüklenen erzaklar, üç ay yayladan dönülmeyeceği düşünülürse iyi seçilmeliydi.

Gerçi katırcılık da o zamanlar bir meslekti ve erzağı bitenlere çoklukla gönüllülük esasına dayalı erzak getirilirdi. Biz sabah erkenden hayvanlarımızla birlikte yollara düştükten sonra artık düşünecek bir şey kalmazdı. Ne ilginçtir ki bütün bir kışı ahırında geçiren inekler de bir müddet sonra yayla kokusunu alıp yolları ezbere gider olmuştu.

Pokut Yaylası Makrevis, Ortan ve Pogina köylülerinin ortaklaşa kullandığı, 2100 metre yükseklikte bir yayla. Biz de yaylada bulunan evimize ulaşmak için sabah erkenden yola çıkardık. Çünkü yaylada elektrik olmadığından gündüz gözüyle her şey ayarlanmak durumundaydı. Sabahın mahmurluğunda ilk etapta zor olsa da belli bir mesafe kat ettikten sonra şölene dönüşen yolculuğun en güzel taraflarından biri buz gibi pınarların yanı başında mola verip, evde hazırlanan kumanyayı tüketmek olurdu. Genellikle sabah pişirildiği için sonradan buz gibi olan yumurta, domates, salatalık, ekmek bazı yolcularda da karalâhana sarması bu çeşitlemeyi tamamlardı. Bu tadını başka hiçbir şeyde bulamadığımız yemek ritüelinden sonra yollara koyulurduk. Asırlık çam ve gürgen ağaçlarının arasından yukarılara doğru tırmanmak zor olsa da yer yer düzleşen orman patikaları bir nebze olsun yorgunluğumuzu atardı. Bu yolculuğun bittiğinin işareti Pokut’a artık yarım saat mesafedeki Pilunçut Hanı’na ulaşmamızdı. Pilunçut Hanı, çok eskilerden kalma ve bir zamanlar neredeyse Palovit Vadisi’ndeki yaylalara giden 20’ye yakın köyün uğradığı bir yolgeçen hanıydı. Orada içilen çayları bugün hala sevgiyle ananlar var. Pilunçut’a vardığımızda artık dizlerimizin bağı çözülmüş olur ancak bir sonraki tepenin ardından yaylamıza kavuşacağımızı bilerek adımlarımızı hızlandırırdık. Pilunçut düzlüğünü geçtikten sonra sağ tarafta kalan Sal Yaylası’nı doyasıya izler, kendi yaylamız olan Pokut’a doğru yol alırdık.





Adı gibi düz yayla: Sal

Sal Yaylası da sadece Çinçiva köylülerinin kullandığı, ortasında geniş bir düzlüğün yer aldığı, o geniş düzlüğün etrafında da geleneksel ahşap evlerin kurulduğu ismiyle müsemma bir yaylaydı. Çocukken Sal’daki arkadaşlarımızla futbol oynamaya gider ama nedense hep kaybederdik. Eskiden iki yayla arasında hayvanlar yüzünden anlaşmazlıklar çıkıp, büyükler tarafından sınırlar çizilmiş olsa da şimdiler de hayvancılık da kalmadığı için böylesi bir anlaşmazlık da ortadan kalktı. Artık günbatımlarını birlikte izler olduk. El ele tulum eşliğinde horonlar oynayıp, birbirimize türkü atmak da en güzel adetlerimizden biri. Sal, geniş panoramasıyla diğer Hemşin yaylalarında olmayan bir özelliğe sahip. Hem Karadeniz’i hem köyleri hem de Kaçkarlar’daki birçok yaylayı görebilme olanağı var Sal’da. Aynı durum Pokut için de geçerli. Palovit Vadisi’nin hemen üzerindeki tepelerde yükselen bu iki komşu yayla görsellik açısından gelenleri doyurmaya yetiyor. Sal ve Pokut’tan Kaçkar zirvesiyle beraber Kito, Hazindağ, Hamlakit, Marsis, Altıparmak, Meğo Meşesi, Huser, Kemerli Kaçkar, Ayder… gibi birçok yerleşkeyi izlemek, akşam Pazar ilçesinin ışıklarını ve eski limanı görmek mümkün. Sal ve Pokut bir zamanların en kalabalık yaylalarıyken son yıllarda araç yolu da olmasına rağmen bu kalabalıklığını yitirdi. Ancak yerli turistler oldukça ilgi gösteriyor bu iki yaylaya. İlgi göstermelerinin çok sebebi var tabii ama Hemşinli eski yaylacıların kalmaması bizim gibi çocukluğu oralarda geçmişler için hüzün yaratıyor.

Gözalabildiğine manzara

Sal ve Pokut’ta evler geleneksel ahşap ev yapımına uygun, genellikle ladin ya da kestane ağacından yapılan, mimari olarak da özenilmiş evler olarak göze çarpar. Alt katında ahırların yer aldığı, en fazla üç odası bulunan, çok eskileri alçak tavanlı ama son dönemde yapılanları iki katlı olan bu evler artık çoğu Hemşinli için sayfiye evi özelliği taşıyor. Turistlerse bu yükseltide bu kadar özenli bir mimarinin sebebini sormadan edemiyor haliyle. Bunun sebebi Hemşinliler’in gurbetçiliği aslında. Hem köylerinde hem de yaylalarında gurbette kazandıkları paralarla iyi evler yaptıran Hemşinliler, o dönemin ustalarına ince işçilikler yaptırmaktan geri durmamış. O nedenle birçok Hemşin yaylası özellikle içinde yer aldığı coğrafyaya göre şekillenmiş. Pokut ve Sal yaylaları geniş ladin ormanlarıyla çevrili olduğu için evin ana malzemesi ladin ağacından temin edilmiş. Fakat şimdiki gibi hemen evlerin yakınında bulunan ağaçlardan değil evlere çok uzaklıktaki ormanlardan ilkel yöntemlerle temin edip, kurmuşlar evlerini. O nedenle hala yayla içerisinde ladin ağaçlarında bir seyrelme söz konusu değil. Fakat son yıllarda bu durum biraz değişmiş gibi görünüyor. Hem yayla yollarının yok edilmesi hem teknolojinin bazı nimetlerinin(?) yaylaya ulaşması ağaçları kuruttuğu gibi ev yaptıran bazı kişilerin de teknolojiyi kullanarak ağaçları yok etmesine sebep oldu. Pokut’tan ileriye doğru devam edildiğinde konum olarak hemen hemen aynı yükseltideki Hazindağ Yaylası’na varılmış olur. Hazindağ, yayla içinde ilkel su kanalı sistemi olan tek yayladır. Evleri de en az Sal ve Pokut kadar özenli bir mimari üsluba sahip olan yaylaya eskiden Pokut üzerinden iki saatlik bir yürüyüşle varılabilirken, geçtiğimiz yıl açılan bilinçsiz yol çalışması yaylanın ilerleyen yıllarda dengesinin bozulacağının işareti. Hazindağ yaylasını Hemşin ilçesinin Tecina ve Podol Köyleri kullanıyor. Yaylalarına gelmek için önce Çamlıhemşin’e geliyorlar, sonra da Elevit üzerinden Hamlakit’e gelip yaylalarına ulaşıyorlar. Şimdi ise yeni yaptıkları yolu kullanarak ulaşıyorlar. Aynı köyler Makrevis ve Ortan’la Doğu Karadeniz’in en yüksek yaylası Samistal Yaylası’nı da kullanıyor.

Antik kent gibi sessiz

Samistal Yaylası, 2600 metre yükseklikte, etrafında numunelik bir tek ağacın olmadığı, çok taşlık bir alanda kurulmuş değişik bir yayla. Evleri alçak tavanlı ve tamamen kesme taştan yapılmış en az yüzyıllık evler. Samistal’da artık eskisi gibi kalabalık bir Vartevor şenliği yapılmasa da nostalji takıntısı olanlar kendi imkanlarıyla yaylayı yaşatmaya çalışıyor. Samistal, hem konum itibariyle hem de havasıyla diğer yaylalardan kolaylıkla ayrılıyor. Genellikle kapalı seyreden tipik Karadeniz yaz aylarında Samistal’da açık hava görmemek neredeyse imkânsız. Samistal yaylasına Hazindağ’dan ulaşılabildiği gibi Yukarı Kavrun yaylasından ulaşmak da mümkün. Samistal etrafını çeviren dağların ve yaylaların ortasında müstesna bir yere sahip. Bir tarafında Kaçkar zirveleri ve Kavrun yaylası diğer tarafında Apevanak yaylası, geçitler, aşıtlar… Ama o hep yalnız ve ulaşılmaz. Yıllarca büyüklerimizin türkülerinde “ Viran kalsın” demelerinden olsa gerek Samistal bugünkü görüntüsüyle geçmiş şaşaalı günlerinden uzak. İnsanların çok sık gelmemesine rağmen evleri tüm görkemiyle ayakta duruyor. Tabii birçoğunun doğa şartlarına ve bakımsızlığa dayanamayıp yıkıldığını da hatırlatmak gerek. Samistal’a bir iki saatlik yürüyüş mesafesinde olan Hamlakit yaylası ise içinden şırıl şırıl akan deresi, etrafı çevrili ladin ormanları ve tepelerindeki kayalıklarla bütün yaylaların toplamı gibi bir görüntü arz ediyor. Hamlakit’in en büyük özelliği Vartevor denilen şenliklerin hemen hemen her yayladan daha gösterişli kutlanması. Ağustos ayının ikinci haftasında başlayan şenliklerde memleketin dört bir yanına dağılmış Hamlakitliler buluşup hem hasret gideriyor hem de Hemşin yaylalarının artık sönükleşmiş Vartevor’unu en canlı biçimde kutluyor. Vartevor, yazın Ağustos ayının ikinci haftasından itibaren irili ufaklı Hemşin yaylalarında kutlanan bir şölen aslında. Bütün bir yılı birbirinden ayrı geçiren arkadaşların, komşuların, akrabaların buluşmasına vesile olan, yayladaki günlük yaşamlarına bir süreliğine ara verdikleri, tulumun coşkulu sesiyle doluştukları horon çardaklarına sabahlara kadar eğlendikleri, sabaha karşı tatlı bir yorgunlukla evin yolunu tuttukları keyifli bir buluşma ayini Vartevor. Eskiden hemen hemen bütün Hemşin yaylalarında geniş katılımla ifa edilen bu buluşmalar ne yazık ki göç ve göçün getirdiği kent hayatının insanlara dayattığı ekonomik döngü sebebiyle sekteye uğradı ve artık çok az Hemşinli bu buluşmalara katılabiliyor ya da yaylasına gidebiliyor. Yolunuz düşerse Hamlakit dışında Ayder, Yukarı Kavrun, Elevit gibi yaylalarda da coşkulu Vartevor’lara tanıklık edebilirsiniz.

Hamlakit’ten Apevanak’a

Hamlakit yaylasından yukarıya doğru gidildiğinde Palovit ve Meleskur yaylaları ile Apevanak yaylasına ulaşılmış olur. Apevanak, Palovit vadisinin sınırdaki yaylasıdır, ondan sonra yine Kaçkar dağları silsilesinin içinde yolculuğa devam edilir. Apevanak yaylasındaki mini taş köprü, bu yükseltide mimarinin bir ihtiyacı karşılamaktan öte bir şey olduğunu sembolü gibidir. Palovit grubu yaylaları ve güzergahları bir zamanların en gözde yürüyüş mekanları olmasına rağmen son yıllarda gözünü hırs bürümüş kimi yöre insanının marifetiyle ne yazık ki bu özelliğini kaybetmeye başlamıştır. Palovit şelalesinin olduğu mevkiden Hamlakit yaylasına, Pokut’tan Hazindağ’a, Palovit yaylasından Samistal’a açıla yollar bir zamanlar dağcıların severek yürüdüğü patikaları ve dahi bir yaşam kültürünü yok etmekle kalmamış, geri dönüşü olmayan zararlar vermiştir. Tüm çabalara rağmen engellenemeyen bu çalışmalar ileride pişmanlık yaratacaktır çünkü yaylada yaşamak özgür olmaktır. Bu özgürlüğü kısıtlayan tek şey zamandır. Çünkü güz zamanı yayladan inme zamanıdır ve Hemşin’de “Huzmancuk” denen vargit çiçekleri açtığında artık yayladan yavaş yavaş gitmenin zamanı gelmiş demektir. Yaylada elde edilen katıklar ‘kadin’ denilen ahşap kaplara doldurulur ve kışın tüketmek üzere köye indirilir. Katıkların bir bölümü de gurbetteki akrabalara gönderilir. Yayladan inmek gerçekten zordur çünkü “Yayladan ki yurudum/Hava guneşli idi/Arduma bakamadum/Gozlerum yaşli idi”…Koskoca bir yıl bu kavuşmayı bekler. Ta ki mayıs başına kadar karla kaplı yaylalara dağcılardan başka giden olmaz ama yaz başı yayla zamanı gelince o kıyıların ardı yine sahiplerini ve misafirlerini bekler.

Fırtına ve Palovit vadilerinin ekolojik değeri

Fırtına ve Palovit vadileri, içerdikleri doğal yaşlı ormanlarla, hem bölgenin, hem de ülkenin en bozulmamış birkaç orman ekosistemi arasında değerlendiriliyor. Palovit Vadisi kendine özgü endemik bitki çeşitliliğinin yanı sıra barındırdığı hayvan türleriyle de doğa koruma açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’de en yoğun bozayı popülasyonun bulunduğu bölgelerden biri olan alanda, yaban domuzu, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi, kurt, tilki, çakal, yaban kedisi, vaşak, karaca ve porsuklar yaşıyor.

Palovit Vadisinde Bulutlara Dokunmak – Bu yazı 2016 yılının Haziran ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 112. sayısından alınmıştır.

 

Sonrası Palovit Vadisinde Bulutlara Dokunmak Gezgin Dergi ilk ortaya çıktı.

]]>
http://gezgindergi.com/palovit-vadisinde-bulutlara-dokunmak/feed/ 0 16891