Anasayfa » KÜLTÜR » Fener Rum Lisesi
gezgindergi-kultur-fenerrumlisesi

Fener Rum Lisesi

Ana girişi Balat’da Sancaktar Yokuşu’nda yer alan okul kaleye benzeyen heybetli yapısı, özellikle kızıl rengiyle Haliç’in en görkemli binasıdır. Bu heybetinden olsa gerek insanlar hatta bazı rehberler patrikhanenin bu yapı olduğunu zanneder.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

Yazı: Fatih Güldal Fotoğraflar: Halit Ömer Camcı

Fener Rum Lisesi İstanbul’un fethinden önce faaliyet gösteren “Patriklik Akademisi”nin bir devamı olarak bilinir. Fethin hemen sonrasında Fatih Sultan Mehmed’in Rum halkına tanıdığı hakların, Rum patrikhanesine verdiği ayrıcalıkların yanı sıra Patrik Gennnadios Sholarios’un okulun kurucusu ve aynı zamanda I. Patrik olmasına izin vererek, Patrikhane’nin devamını sağlamış, okulun da aynı adla devam etmesine izin vermiştir.

Lise yüzlerce yıllık tarihi içerisinde birçok isimle adlandırılmıştır. “Patrikhane Akademisi”, “Büyük Rum Halkının Müzesi”, “Şehirlerin Kraliçesinin Müzesi”, “Kırmızı Okul”, “Mektebi Kebir”, “Birinci Akademi”, “Kuru Çeşme Rum Halkı Müzesi” bunlardan bazılarıdır.

Okul bugünkü binadan önce başka yapılar içerisinde bulunuyordu. Başlangıçta Pammakaristos Manastırı’nın (Fethiye Camii) yanında bulunan okul zamanla Fener’de Patrikhane çevresinde bir çok binayı kullanmıştır. 1803 yılında ise Rum Lisesi, Kuruçeşme’de Aleksandros Mavrokordatos adlı şahsın konağında eğitime devam etmiştir. 1850–51 eğitim yılında kesin olarak Fener semtine geri gelmiş ve Hacı Hanannon adlı kişinin evine taşınmıştır. Daha sonraları 1852 ile 1877 yılları arasında bugünkü Patrikhane Kilisesi’nin karşısındaki bir evde, 1877’den 1882 yılına kadar da İzmit Metropoliti Dionisios’un evinde eğitime devam etmiş, nihayet 1883 yılında bugün eğitim verilen binasına taşınmıştır. Kaynaklara göre okulun ilk müdür Patrik Gennadios’un da hocası olan Matheos Kamariotis’dir. XV. yüzyılın sonlarında Kamariotis’ten sonra yerine yine önemli Rum aydınlarından Emmanuil Korinthios geçmiştir.

Okulun yıldızının parlaması XVI. yüzyıl sonlarında Patrik II. İeremia döneminde başlamış ve müdür Georgio Aitolos ile Aristotelis Leonardo Mindonio zamanına devam etmiştir. Daha sonraki yıllarda okulun başarılı bir şekilde idare edilmesini Simeon Kavasilas, Theofilos Koridalleas, İoennis Kariofillos, Aleksandros Mavrokordatos, Diamandi Risios ve Evgenios Bulgaris gibi yöneticiler sağlamıştır. Fener Rum Lisesi’nin büyük bir kütüphanesi ve arşivi vardır. Bu arşiv sayesinde okulda görev yapmış müdürler ve idarecilerin listesine görev yaptıkları tarihlerle birlikte ulaşılabilir. Okul müdürleri genellikle Rum Ortodoks kültürünü İstanbul’da devam ettirebilecek kabiliyette kişiler ve din adamları arasından seçilirdi. Bunların arasında İoannia Anastasiadi, Kayseri Metropoliti Evstatios, Grigorios Palamas ve Mihail Kleovoulos sayılabilir.

XIX. yüzyılın başlarında okulun himayesi altında büyük bir sözlük çalışması yapılmış, “Yunan Dilinin Sihirli Sandığı” olarak adlandırılan bu sözlüğün hazırlanmasında Nikolaos Loğidis de yer almıştır. Kızıl Mektep’in konferans salonundaki duvar resimlerinden biri.

Bahsi geçen yıllarda Fener Rum Lisesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun dört bir yanından gelen Ortodokslara iyi bir eğitim vermek amacıyla önemli çalışmalar yapmıştır. Bu dönemde okul, burada yaşayan Rum azınlığın manevi ve kültürel merkezi olmuş, adı da “Osmanlı İmparatorluğu’nun İlk Edebiyat Akademisi” olarak değiştirilmiştir. Nitekim okuldan mezun olan kişiler Rum ve Osmanlı toplumunda üst düzey yöneticilik başta olmak üzere bir çok aktif görevde bulunmuşlardır. Divan tercümanlığı başta olmak üzere Eflak, Boğdan gibi bölgelerin yöneticileri, patrikler ve yüksek seviyedeki din görevlileri Fener mezunlarından seçilmekteydi.

Fener Rum Lisesi’nin bugün içerisinde bulunduğu görkemli kırmızı yapı ise 1881 yılında yapılmaya başlanmış 1883 yılında tamamlanmıştır. Patrik olarak III. İoakim’in görev yaptığı bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde ki zengin Rumların bağışlarıyla Dersaadet’in beşinci tepesi üzerine Avrupa’da da birçok şato yapan meşhur mimar Konstandin Dimadis tarafından inşa edilmiştir. Binanın yapım masrafı 17.210 altın lira tutmuştur. Bu paranın 1500 lirasını meşhur Rum banker Yorgi Zarifis, 3700 lirasını bugün Yunanistan’da bulunan keşişlerin yaşadıkları yer olan Aynaroz’daki Vatopedi Manastırı ve 200 lirasını Rum zenginlerinden Zafiropoulos ve Koronios adlı kişiler vermiştir. 1904 yılında okulun bahçesinde beden eğitimi binası yapılmış bunun için sarf edilen 2500 lirayı banker Evyenidis verirken aynı tarihlerde yapılan okulun onarım ve donanım çalışmaları için gerekli 1500 lirayı da Zarifiler vermiştir.   Fener Rum Lisesi’nde verilen eğitimi iki dönemde değerlendirebiliriz. Kuruluşundan XIX. yüzyıla kadar devam eden birinci devrede okulda akademi programı uygulanmış, bu tarihten sonra ise eski yapısı terk edilerek günümüzdeki halini almıştır. Bu süreç içerisinde eğitim Edebiyat ve Felsefe olmak üzere iki ana dal üzerinden gerçekleştirilmekteydi. İkinci devrenin başında başta Osmanlı Türkçesi olmak üzere Genel Tarih, İlahiyat ve Kilise Tarihi, Yunan Edebiyatı, Felsefe, Hitabet, Matematik, Latince, Fransızca gibi dersler okutulmaktaydı. Daha sonraları Fizik, Kimya, İktisat, Ticaret ve Muhasebe dersleri de müfredata konuldu. 1904-1919 yılları arasında meydana gelen ihtiyaç üzerine okulda “Öğretmen Okulu” açılmış ve buradan mezun olanlara Osmanlı toprakları üzerinde öğretmenlik yapma hakkı tanınmıştır.  Patrik III. İoakim zamanında okulun üniversiteye dönüştürülmesi için bazı çalışmalar yapılmışsa da herhangi bir netice elde edilememiştir. 1907–1924 yılları arasında okulda dört sınıflık “Kilise Müziği” bölümü açılmış ve buradan mezun olanlar kiliselerde muganni olarak çalıştırılmıştır. Okul, Kuruçeşme’de bulunurken kısa süreli de olsa Tıp bölümü açılarak bu alanda da eğitim verilmiştir. Okulun idaresi 1856 yılına kadar patrikhane tarafından seçilen ve beş metropolitten oluşan bir kurul tarafından sağlanırdı. Daha sonraları bu kurul dört sivil, bir metropolitten oluşan bir yapıya dönüştürüldü. Lozan Antlaşmasından sonra ise metropolit yönetimden çekilmiş ve kurul beş kişilik bir sivil heyetten oluşturulmuştur.  Bu büyük ve heybetli okulun hiç şüphe yok ki masrafları da kendi nispetince fazla olmaktadır. Gerek eğitim ve gerekse binanın bakımı ile ilgili harcamalar önceleri Patrik ve metropolitlerin, çeşitli kiliselerin, Rum zenginlerin bağışları ve öğrencilerden alınan ücretlerle karşılanmaktaydı. Günümüzde ise masrafların çoğu Rum cemaatinin vakfettiği taşınmazlardan elde edilen kiralar ve yine çeşitli zenginlerin verdikleri bağışlarla karşılanmaktadır.

İstanbul’un en görkemli yapılarından biri olan Rum Lisesi’nin mimarisi de hayli ilginçtir. Kubbe kısmında da yazdığı gibi bina K. Dimadis tarafından İstanbul’un beşinci tepesi üzerine inşa edilmiştir. Okulun arsası Moldovya Prensi olup bu okuldan mezun olan ve dönemin tanınmış karakterlerinden şair, yazar, tarihçi Dimitri Kantemir’e aittir. Kuş bakışı bakıldığında kartala benzeyen bina taştan yapılmış olup dış cephesi Marsilya kırmızı tuğlasından ve granit taşından mamuldür. Kızıl Mektep’in gökyüzünden görünümü

Bina 3020 metrekarelik bir kullanım alanına sahip olup bodrum, zemin, birinci ve ikinci kattan ayrıca iki kat da muhteşem bir manzarası olan kuleden oluşur. İstanbul’a ve özellikle Haliç’e nazır bu kuleden şehir seyredilebildiği gibi bir aralar kuleye konan teleskoplarla gökyüzü de keşfe çıkılmıştır.

Mimar Özlem Karslı’nın yaptığı tespitlere göre bina yay şeklinde bir düzene sahip olup simetrik bir yapıdır. Giriş, zemin katta simetrik iki merdivenle, merkezi bir kapıdan sağlanır. Buradan sütunlarla çevrili gösterişli bir giriş holüne girilir. Giriş holünden sağa ve sola doğru açılan kapılarla diğer mekânlara geçilir.

Rum Lisesi, taş bir bina olup dışı kendisini görülebilen her yerden ihtişamlı bir veçheye büründüren kırmızı tuğlalarla kaplıdır. Yapı, İlber Ortaylı’ya göre 19. yüzyıl eklektisizm örneklerinden kale görünümlü bir bina olup benzerlerine Viyana’da, Orta Avrupa’nın bazı şehirlerinde rastlanır. 1883 yılında yapıldığı şekliyle özgünlüğünü aynen korumaktadır.  İç ve dış doğramaları günümüze aynen ulaşan elemanlarındandır. Bina 1904 yılında ciddi bir tamirat görmüş olup beden duvarlarında ve bodrum katında rutubet oluşmaktadır.

Okulun en görkemli bölümü hiç şüphe yok ki meşhur tören salonudur. Tavan ve duvar süslemeleri orijinal hallerini korumaktadır. Özellikle duvarlarda Yunan tarih ve edebiyatının meşhur isimlerinin resimleri bulunmaktadır. Şair Pindaros, Büyük Konstantin, Atinalı politikacı Dimostenis, Büyük İskender duvarlara çizilen bazı meşhurlardır. Tavana çizilen hayli gösterişli resimde Patrik Hrisostomos, Patrik Grigoryos ve Kayseri Metropoliti Vasilios bulunmaktadır.

Dışarıdan bakıldığında binanın en dikkat çekici yeri ise kulesidir. İki kattan oluşan kulenin en dışında bu çok sağlam olmasa da İstanbul’un panoramik görüntüsünü seyredebileceğiniz küçük bir alan vardır. Kemerin çok sağlam olmadığının bize söylenmesine rağmen şehrin en güzel fotoğraflarını çekebileceğimiz bu mekâna çıkmaktan kendimizi alamadık. Okulun en gösterişli mekanlarından biri olan kulede bir zamanlar astronomi eğitimi veriliyordu.

Sağlam olmayan alanın verdiği korku bir de başımızda sürekli dolaşarak bizi rahatsız eden martıya rağmen güzel kareler çektik. Okulun bahçesinde yine lisenin mimari yapısına benzeyen bir bina daha bulunmaktadır ki burası müdür lojmanı olarak kullanılmış olup şuanda okulun hizmetlilerin kaldığı yerdir.

Fener Rum Lisesi ve İlköğretim Okulu, bugün Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Azınlık okulları statüsünde diğer resmi okullarla aynı müfredata sahip bir eğitim merkezidir. Resmi okullardan farklı olarak bazı dersler Yunanca anlatılmaktadır.

Okulun mevcudu 56 kişi olup bu sayı böyle büyük bir bina için hayli azdır. Sınıflar genellikle 4-5 kişilik olup ilköğretimin 6.,7. ve 8. sınıflarıyla lisenin tüm sınıfları bulunmaktadır. Lise önceleri sadece erkeklere hizmet verirken 1987 yılında yakınında bulunan İoakimio Kız Lisesi’nin kapanmasıyla birlikte karma eğitime geçmiştir. Bugün 21 öğretmenden oluşan kadronun Müdür Başyardımcısı dahil, 7’si Türk, 3’ü Yunanistan’dan mütekabiliyet esasına göre gelen kontenjan, diğerleri ise Rum’dur.

Okulun şuandaki müdürü ilk bayan müdire olan Kimya mühendisi Viktoria Lemopoulo, Müdür Başyardımcısı ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından atanan Edebiyat Öğretmeni Hikmet Konar’dır.

Bu yazı 2010 yılının Temmuz ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 41. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir