Pazar , 22 Eylül 2019
Anasayfa » MANŞET » GAZiANTEP

GAZiANTEP

Büyük şehirleri sınırlı sayfalara sığdırıp anlatmaya çalışmak zordur, belediyeler, kültür müdürlükleri bulundukları şehirler için kitaplar, dergiler hazırlıyor olsalar bile yine sığdıramıyorlar.

YAZI ve FOTOĞRAFLAR : KADİR İRKİN

Bu yazıyı özellikle fotoğrafçı dostlarımıza yönelik hazırlamak istedim. Ne zamandır merak ettiğim bir yerdi, hep sadece yemekleri ile ön plana çıktığını düşünürdüm. Gezilerimiz esnasında bize eşlik eden fotoğrafçı dostlarım Murat ve Ömer ve yol arkadaşım Serhat sayesinde yemek kültürünün yanında bir de fotoğraf cenneti olduğunu tam anlamıyla öğrenmiş bulundum. Tabi bir de Gaziantep’in fotoğrafçılar için gönüllü tanıtım elçisi Ahmet Abi’yi eklemem lazım.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (7)

Gezi fotoğrafçılığında en önemli noktalardan birisi o bölgeye fazla aşina olmamak, ilk heyecan ile gözlemlemek, o ilk defa görmenin duygusunu yazıya aktarabilmek. O yüzden genellikle yaşadığımız şehirleri bir başkasına tanıtmakta zorlanır, dışarıdan bir gözün detayları daha çok görebileceğini düşünürüm.

Gaziantep’e ilk gittiğim günden beri ilginçtir ben de sürekli çevremdeki arkadaşlarıma tavsiye ediyorum, nereleri gezebilirler, nerelerde yemek yiyebilirler diye, en sonunda bunu kısaca özetlemeye karar verdim.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (8)

Madem yemekleri o kadar övdük turumuza kahvaltı ile başlayalım. Burada ikon olmuş 2 tip kahvaltı önerisi aldık arkadaşlardan. Birisi Beyran çorbası, acı mı acı, sıcak mı sıcak bol etli bir çorba türü. Sabah için bence oldukça ağır bir seçenek. Diğer öneri daha da ilginç. Çok fazla tatlı bir seçenek, bol fıstıklı Katmer. Bu da tatlı olarak sabah için oldukça ağır bir seçenek. Tamam fıstık bol burada ama sürekli yemek zorunda olmamak lazım. Benim tercihim sabahın erken saatlerindeki salaş ciğerci tezgâhları. Orada yoğun ocakbaşı dumanı altında sıra bekleyip ciğer şiş yemek inanılmaz keyifli. Heybetli Gaziantep Kalesi çevresinde bolca ciğer şiş yapan yer bulunuyor.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (9)

Turumuza Bakırcılar Çarşısı olarak adlandırılan geleneksel çarşı formatını layıkıyla sürdüren harika bir mekândan başlıyoruz. Burada fotoğrafçılar için her türlü malzeme var. Sadece bakır ve kalay işleri değil bir sürü geleneksel meslek dalı sürdürülüyor ki fotoğrafçıların çok sevdiği tükenmekte olan meslekler konusu. Buradaki esnaf milyon kere fotoğrafları çekilse de aynı Anadolu sıcaklığını korumaya çalışıyor. Her ne kadar bakırı döven çekiç sesleri tüm çarşıya yayılsa da, ilginç şekilde huzurlu, dingin bir ortam var. Camiden gelen ezan sesi ile bir anda seslerin kesilmesi, esnafın camiye gidiş ritüelleri aynı çok eskiden olduğu gibi, geleneksel kelimesini layıkıyla hakkediyor bu çarşı. Kolay değil 4 asırdır bakır işçiliği yapılıyor, o geçmişin ruhu her metrekarede hissediliyor.

Çarşı içerisinde güzel korunmuş bir sürü tarihi han var. Bu hanlar genelde meslek gruplarına göre oluşturulmuş. Bunların içerisinde değişik geleneksel el sanatları örnekleri görebilirsiniz. Bunlardan mutlaka görmeniz gerekenlerden biri yemenici, diğeri de buraya özgü bir dokuma türü olan kutnu kumaşı satanlar. Aslında çarşı içerisinde her gördüğünüz şey ilgi çekici, fotoğraf konusu olabilecek bir sürü öğe var. Bakırcılar ve hanlar gezmişken efsane Tahmis kahvesine uğramadan geçmeyin. Kapısında 1635 yazan tarihi bir mekân, her ne kadar restore edilmiş olsa da 400 yıllık ruhunu üzerinde taşıyor. Yeni tatlar keşfetmeyi seviyorsanız Melengiç kahvesini tam da yerinde denemelisiniz.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (10)

Gaziantep fotoğraf serisinin olmazsa olmazı Ali Baba mahallesindeki Kendirciler bir sonraki durağımız. Tarihi Antep evlerinin duvar taşlarını üretebilmek için devasa yeraltı mağaraları oluşturmuşlar. Halen mağarada kesim izlerini görebilirsiniz. Zamanla bu nemli, karanlık mağaralar kendircilerin çalışma alanı olmuş. İpliğin kolayca eğilip bükülmesi nemli ortamda daha kolay olduğu için burası çok kullanışlı olmuş. Tabii ki şu an o klasik kendir ipliği yapılmıyor, bu kültür devam ettirilmeye çalışılıyor, fabrikalardan arta kalan iplikler eğirilip urgan haline getiriliyor. Ortam oldukça serin ve karanlık ve de nemli. Çalıştıkları tezgâhlar antika olarak tekstil müzesinde yer alacak nitelikte. Mutlaka görülmesi gereken yerlerden.

Şehirde eski taş ocaklarından kalma bir sürü mağara bulunuyor. 500 yıllık bu mağaralar görülmeye değer, Yine bu benzer taşocaklarından kalan mağara gibi oyuklarda faaliyet gösteren oduncuları da görmenizi tavsiye ederim.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (11)

Hem yemek ile ilgili hem fotoğrafla ilgili bir diğer durağımız biber-patlıcan kurutucuları. Güneşin etkisiyle ortama yayılan güzel kokular nedeniyle beni en çok cezbeden yerlerden. Evde eşimin karşı çıkmasına rağmen mutfakta sürekli kurutulmuş biber ve patlıcan bulunduran, onları sık sık parfüm gibi koklayan biri için elbette ilgi çekici olacaktır. Burada rengârenk görüntüler alacaksınız, ama mutlaka biber ve patlıcanda satın alın. Buradaki lezzetin benzerini inanın Türkiye’de başka yerde bulamazsınız. Özellikle kuru patlıcan dolması nefis bir yemek türüdür. Bu yemeği yapamıyorsanız Antep’te lokantalarda mutlaka denemelisiniz.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (12)

Bir sonraki durağımız, 1000 yıllık yerleşim Barak Türkmen Köyleri. Bu alanı kapsayan bir sürü köy var. Bunlardan Haral (Doğanpınar) köyü, fotoğrafçı dostlarımızın en çok uğradığı köylerden biridir. Burada kahvede çay molası verip hoş bir sohbete katılabilirsiniz.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (13)

Mağaraları oluşturan taş ocaklarından çıkan taşları bugün göreceğiniz yer Bey mahallesindeki eski Antep evleri. Hepsi birer mimarlık şaheseri, gitmenizi görmenizi şiddetle tavsiye ederim. Mimariye, taş evlere ilginiz var ise kesinlikle gidin. O eski avlulu evlerin muhteşemliğini hissedin.

Gaziantep çevresi de fotoğraf için epey zengin. Fırat kıyısındaki Nizip e bağlı Rumkale, her ne kadar Ş.Urfa’ya bağlı olsa da yakınlığı nedeniyle Halfeti, Nizip’teki sabun yapımcıları, özellikle sabun kurutma oldukça iyi fotoğraf malzemesi sunan konulardan. Ve nihayet yine Nizip’e bağlı Belkıs köyünden çıkarılan dünyaca ünlü Zeugma mozaikleri. Bu dünya harikalarını mutlaka görmelisiniz. Bunun için şehir merkezindeki Zeugma Müzesi’ne gitmeniz gerekiyor. Müzenin en nadide eseri Çingene Kızı ile göz göze gelmeden kimseye Antep’e gittim demeyin.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (14)

Gaziantep’ten dönerken yemeklerden dolayı biraz kilo almış olabilirsiniz. Sakın dert etmeyin çünkü bu lezzetleri her yerde tadamazsınız. Dönerken bir çantanızda nefis bakır işçiliği örneği bir şeyler satın almış olabilirsiniz. Bu bir kahve seti veya kocaman bir tepsi olabilir. Bir çantanız da kurutulmuş biber ve patlıcan ile dolmuş olabilir. Kutnu kumaşından atkı, şal alabilirsiniz, rengârenk yemeni ayakkabılarını ise beğenmemek mümkün değil. Peki, çantanızda Antep fıstıklarına yer kaldı mı?

gezgindergi-turkiye-gaziantep (15)

Bunların hiç biri olmasa bile dönüşte mutlaka hemen herkes elinde birkaç baklava paketi ile bulacaktır kendini.

gezgindergi-turkiye-gaziantep (16) gezgindergi-turkiye-gaziantep (5) gezgindergi-turkiye-gaziantep (4) gezgindergi-turkiye-gaziantep (3) gezgindergi-turkiye-gaziantep (2) gezgindergi-turkiye-gaziantep (1) gezgindergi-turkiye-gaziantep (17) gezgindergi-turkiye-gaziantep (6)

Gaziantep – Bu yazı 2014 yılının Kasım ayında yayınlanan Gezgin Dergisi’nin 93. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir