Cuma , 22 Eylül 2017
Anasayfa » DÜNYA » Gökkuşağını Kucaklayan Adamdan Sonsuz Bahar Ülkesi
Putumayo Nehri’nde gündelik hayatta ulaşım için kullanılan kanolar

Gökkuşağını Kucaklayan Adamdan Sonsuz Bahar Ülkesi

Şu başlığa kazara gözünüz takılıp bu satırları okumaya yelteniyorsanız bilin ki bu yazı garip ama güzel bir hata sonucu meydana gelmiştir. Nasıl mı?

Yazı: Yunus Yaman Fotoğraflar: Andres Hurtado Garcia

Sonradan darılmaca yoksa, daha ortasına bile gelmeden amaaan sende demiyecekseniz kısaca anlatayım. Bundan üç buçuk yıl önce kader bizi okyanusun ötesine, Kolombiya’ya fırlattı. Sekiz, on aylık zaman zarfında İspanyolcayı çat pat konuşur hale gelmiştim. Türkiye’den yakın arkadaş çevremi de bir İspanyolca merakı almış gitmekteydi. Onların gizlice Cervantes’den İspanyolca öğrenmeye başladıkları bir dönemde oraya bir Kolombiyalı fotoğrafçı gelip fotoğraf sergisi düzenlemiş. Arkadaşlar heyecanla bunu bana aktardılar. İlerleyen günlerde ‘neden bu adamla tanışmayalım, Türkiye’ye ait fotoğrafları da varsa Kolombiya’da bizi tanıtan bir sergi düzenleriz’ diye düşündük. Fakat adamın ismini hatırlayamadım. Zaten Latinlerde en az dört isim olduğu için bunda yadsınacak bir şey yoktu. Adamın isimlerinden birini anımsar gibi olmuştum. Bu ipucu ile aradığımız fotoğrafçının en azından bir ismini tuttururuz diye kendi kendimizi makaraya almıştık. İnternette bu ipucuyla aramaya başladık. ‘Türkiye fotoları’ diye arama kutusuna yazdığımızda karşımıza yüzlerce Andres Hurtado ismi olan sayfalar çıktı. Biz de onun, aradığımız kişi olduğuna inandık ve hemen mail atıp tanışmak istediğimizi söyledik. O da sağolsun hemen nezaketle kabul etti. Tanıştık ahbab olduk ve çok sonra fark ettik ki aslında o gün aradığmız fotoğrafçı bambaşka birisiymiş ama kader bizi Andres ile buluşturmuştu, çok da iyi etmişti. Her iki taraf da bu dostluktan hayli memnundu. İnşallah sizler de Gezgin dergisinde bu dostluğun meyvelerinden tadacaksınız. Mesela bu yazıda gökkuşağını onun nasıl kovaladığını göreceksiniz ve sonraki yazılarda da sonsuz bahar ülkesinden her sayıda baharın ayrı bir tonunu ruhunuza işleyeceksiniz.

Doğal yeşil yastıklar - Caldas Eyaleti Los Nevadas (Zirveler) doğal milli parkı Verde Encantada Gölü
Doğal yeşil yastıklar – Caldas Eyaleti Los Nevadas (Zirveler) doğal milli parkı Verde Encantada Gölü

Şimdi biraz Andres’i tanımanın zamanı geldi bence…

Andres’in fotoğrafçı ve gezgin ruhu çocukluğunda başlamış. Daha kendini bile doğru dürüst tanıyamadan tabiatı tanımaya başlamış yaşadığı çevrede. Annesinin ve babasının anlattığı hikayeler, maceralar onun keşfetme dürtüsünü kapanmamak üzere açmış sanki. Altı yedi yaşlarında zehir gibi bir hafızaya ve zekaya sahip bir çocuk hayal edin. Annesi Latin Amerika’nın o günlere kadar varlığını koruyabilmiş beş on kabilesinden biri olan Quimbaya’dan soylu ve bilge bir kadın Terasa Hanım, oğlunu yerli kültürüne ait mitolojik hikayelerle büyütüyor. Her yeni gün annesi onu tabiat ile iç içe yaşamanın sırlarına ait ilginç bilgilerle donatıyor. Bu bilgiler öyle basit yabana atılır şeyler de değil zira yerli kültüründe tabiat neredeyse tanrısallaşmıştır. Yerlilerin medeniyetlerine baktığımızda dünyevi uhrevi ne varsa herşey tabiattan edindikleri bir bilgiden gelir. Tek bir örnekle yetinelim; yılan zehri ile kalp krizine karşı ilaç yaparlar yerliler. Küçük Andres gökkuşağını ilk defa fark ettiğinde bunun ne olduğunu annesine sorar ve annesi ona ne dese beğenirsiniz ‘Oğlum o, gökyüzü ile yeryüzünün birleştiği noktada çıkan bir köprüdür ve göründüğü yerlerdeki insanları yutar.’ O gün bugündür Andres gökkuşağının peşinde. Bana kısmet olur mu bilmem ama ona yüzlerce kez kısmet olmuş gökkuşaklarına dokunmak. Bunu söylediğimde kendisine bana annesinin bir sözünü aktardı ‘Güzel ve değerli şeyler daima en uzaklarda olur.’ ve beni Amazonda yapacağı on günlük bir geziye davet etti. Malesef şimdilik içimizde ukte ama inşaallah Kolombiya’dan gitmeden Amazonların büyülü ruhunun derinliklerine bir yolculuk yapacağız.

Andres HURTADO GARCIA Kolombiyalı gezgin fotoğrafçı aynı zamanda El Tiempo ve La Patria gazetelerinde köşe yazarı . 8 Nisan 1934 doğumlu kaşif ruhlu fotoğrafçımız onbeş yaşından beri fotoğraf çekmektedir.
Andres HURTADO GARCIA – Kolombiyalı gezgin fotoğrafçı aynı zamanda El Tiempo ve La Patria gazetelerinde köşe yazarı . 8 Nisan 1934 doğumlu kaşif ruhlu fotoğrafçımız onbeş yaşından beri fotoğraf çekmektedir.

Amazon nehri neredeyse bütün Latin Amerika kıtasına yayılmış binlerce kolları olan devasa bir nehir. Andres’e Amazon senin için ne ifade eder dediğimizde bana, “Allah’ın bu kıtada attığı imzadır, onun mucizevi mührüdür.” demişti. Gerçekten de tepeden kıtaya bir baktığınızda siz de Andres’e hak vermek zorunda kalırsınız. Dahası Amazonların kaderi kıtanın kaderi olmuştur yaşanılan tarihi süreçte.

Azufral Volkanı’nda Verde Gölü - Deniz seviyesinden 4000 metre yükseklikte Nariño Eyaleti’nde
Azufral Volkanı’nda Verde Gölü – Deniz seviyesinden 4000 metre yükseklikte Nariño Eyaleti’nde

Hayalimizde küçük ama tutkuları büyük Andres’e tekrar dönelim isterseniz. 1947-48 yıllarında Armenia şehri dağlık ormanlık bir arazi ve dünyada namlı kahvecilik şehirlerinden biri. Andres’in babası kahve yetiştiricisi Andres Bey, dağlardan katır kervanları ile kahve götürüp getiriyor. Her seferi binbir macera ile dolu. Güzergahta yılanlar, maymunlar, kaplanlar cirit atıyor üstüne üstlük köylü hareketi başlamış ve devlete karşı dağlarda konuşlanmış silahlı gruplar var. Her eve dönüşü, evdeki büyükler için ayrı bir mutluluk ve şükür vesilesi iken kahraman babasından yepyeni maceralar dinleyecek olan Andres için apayrı bir anlama sahipti. Belki de babası ona hediye olarak maymun, kaplan yavrusu veya iguana getirecekti Amazonun bereketli hazinesinden. Diğer arkadaşlarınki ile yarıştıracaktı maskotunu.

Cabo de la Vela - Kolombiya’nın kuzey ucu, Atlantik Okyanusu Carşp denizi sahilleri
Cabo de la Vela – Kolombiya’nın kuzey ucu, Atlantik Okyanusu Carşp denizi sahilleri

Andres aradığı gökuşağını mı bulamadı yoksa aradığını gökkuşağında mı bilemiyorum ama o böyle, o gökkuşağı benim bu gökkuşağı senin deyip gezdikçe biz de sizlerle onun gezdiklerini gördüklerini paylaşmaya devam edeceğiz. Taa ki bir gökkuşağı onu yutana kadar.

 Şehir onyedinci ve  onsekizinci yüzyıl arasında çok ciddi korsan saldırılarına maruz kalmıştır. Hatta Türk korsanları da bu uzak sularda hakimiyet mücadelesine girmişler.

İnirida Nehri - Kolombiya Amazon ormanlarında
İnirida Nehri – Kolombiya Amazon ormanlarında

Babası ile çıktığı ilk seyahatinde Amerika’ya ve Avrupa’nın bazı ülkelerine gider. Babası ile yaptığı bu yurtdışı seyahatlerinden sonra bütün dünyayı görme merakı başlar ve dünyadaki bütün ülkelere gitmenin planlarını yapar. Hayelleri yıllar önce gerçekleşmiş, kutuplar hariç her yeri gezmek ona kısmet olmuş; darısı başta benim sonra okuyucuların başına diyelim. Yeri geldi taşı gediğine koyduk ve öncelikle nerelere gitsek diye sorduk. O da hiç düşünmeden ‘Her zaman söylediğim gibi Mısır, Yunanistan, Çin, Türkiye ve Hindistan’ diye yanıt verdi. Neden bu ülkeler diye sorduğumuzda ise ‘dünya halihazırdaki medeniyetini veya medeniyet diye elinde ne varsa hepsini bu ülkelerdeki geçmiş medeniyetlere borçludur. İmkanı olan, farklı kültürlere meraklı her insanın buraları muhakkak görmesi gerektiğine inanıyorum.’ diye karşılık verdi.

Kogi yerlisi, deniz seviyesinden 5770 metre yükseklikte kutsal toprakların koruyucusu Abilerden, Sierra Nevada de Santa Marta
Kogi yerlisi, deniz seviyesinden 5770 metre yükseklikte kutsal toprakların koruyucusu Abilerden, Sierra Nevada de Santa Marta

Bu arada ben sizlere gevezelik yaparken, Andres on yaşına vardı bile. Kolombiya’da o yıllarda devletin eğitim imkanları kısıtlı olduğundan ve ailesi dindar olduğundan babası Anderes’i ‘Maristas’ denen ‘Hz. Meryem’e Bağlılar Cemiyeti’nin papazlık okuluna verdi. Andres de kendini Hz. Meryem’e adadı ve cemiyetin saygıdeğer papazlarından biri oldu. Hala da vazifesine devam ediyor cemiyetin okullarında. Bu cemiyetin yetmişlerin ortalarına kadar İstanbul’da da bir okulu varmış. Haberiniz ola bileniniz göreniniz veya anımsayanınız vardır mutlaka.

Viudo Adacığı Pasıifik Okyanusu Kolombiya
Viudo Adacığı Pasıifik Okyanusu Kolombiya

Okulda izcilerin lideriyken arkadaşlarına ‘Kolombiya’yı yeniden keşfetmemiz gerek. Ülkemizi çok iyi tanımalıyız, heryerini köşe bucak incelemeliyiz’ diyerek kanlarına girer, onları her fırsatta bir mağaranın deliğine atar, bir başka yerde dev bir ağacın kavuğundan çıkartırdı.

 Günümüz Cartagena’sında sıcak iklim, lezzetli latin yemekleri, bunların yanı sıra rengarenk ve capcanlı festivaller sizi karşılar. Bu festivalleri Rio festivallerinin namuslu olanı diye düşünebilirsiniz.

Orinoco Nehri - Tuparro Milli Doğal Parkı, Kolombiya ile Venezüela arasında sınır
Orinoco Nehri – Tuparro Milli Doğal Parkı, Kolombiya ile Venezüela arasında sınır

Daha sonra da gazetelerde yazmaya başlayınca bütün milletin kanına girmeye çalışır ve herkesin dikkatini tabiata, özellikle Kolombiya’nın tabiat güzelliklerinin, kültürel mirasının korunması için sivil ve resmi toplulukların çalışması gerektiği konusuna çeker ve bu konu hakkında yazar durur. Konuya ilişkin olarak o kadar çok yazar ki Devlet Başkanı rahatsız olur artık ve yakın zaman önce Andres’i devlet politikalarına takoz olduğu için uyarmak zorunda kalır. Fareyi kediye teslim etmek düşüncesi ile kaç kere ona çevre bakanlığı teklif ederlerse de o kirli politikalara alet olmamak için kabul etmez. Hatta tehditler alır, suikastlerden kurtulur. Onbeş yaşına gelmiş delikanlı Andres bu gördüklerini ölümsüzleştirmek ister, tabiatla yaşadığı tadları tekrar tekrar her açlığında tadmak için fotoğrafçılığa başlar. Okulda ders verdiği zaman dilimlerinde daha önceden gitmiş olduğu yerlerden heybesine doldurduğu rengarenk binbir değişik tad ve kokudaki fotoğraflarına bakar ve oturduğu yerden tefekkür yolculuğuna devam eder. Bununla da yetinmeyerek her ayın son cuması bütün eşi dostu bu ziyafete davet eder. Yaklaşık bir senedir biz de müdavimlerindeniz bu ziyafetin. Her seferinde yaklaşık üçyüz beşyüz meraklıya dünyayı anlatır; içine biraz tarih, biraz maceralarını ve biraz da komik lakırdı katarak…

Cera Palmiyeleri (Mum Palmiyeleri), Kolombiya’nın milli ağacı 70 metre yüksekliğe kadar ulaşan bu ağaçlar dünyanın en uzun palmiyeleridir. Quindio Eyaleti, Salento bölgesi.
Cera Palmiyeleri (Mum Palmiyeleri), Kolombiya’nın milli ağacı 70 metre yüksekliğe kadar ulaşan bu ağaçlar dünyanın en uzun palmiyeleridir. Quindio Eyaleti, Salento bölgesi.

İlk karesinden bu yana elli bir sene geçmiş ve elinde şu an yaklaşık iki buçuk milyon kare var. ‘Acaba bunları mezarında ister mi?’ şimdilik soramadığım sorulardan. Fotoğraflarını satmıyor. Sadece otuz küsur sene önce bir kere bir Alman dergisine bir kare satmış. Fotoğrafları tabiattan yakaladığı kutsal emanetler gibi görüyor desem abartmış olmam. Andres sadece tabiata değil bütün kainata aşıktır aslında. Fakat Kolombiya’da gelişmiş ülkelerdeki gibi insanı kaçınılmaz şekilde yutan devasa, yoğun ve karmaşık hale gelerek canavarlaşan şehirler oluşmamıştır hala. Dolayısıyla şehir ile tabiat arasında çok keskin bir tema farklılığı yoktur. Herhalde bundan olsa gerek, objektifini şehrin detaylarına çevirme ihtiyacını çok duymamıştır. Ama şehirleri de inanılmaz güzeldir. Gün içinde ofisimizin pencerisinden kaç kere gökküşağını seyretmişimdir bilmem.

Nevado Santa Isabel (Buzul sirve), Los Nevados Milli Doğal Parkı
Nevado Santa Isabel (Buzul sirve), Los Nevados Milli Doğal Parkı

Onsekiz yaşına geldiğinde büyük bir arzuyla ‘Kolombiyalılar ormanlarını ve tabiat harikalarını keşfediyorlar’ adlı ilk Ekoturizm hareketini başlatır. Akın akın kadın erkek genç yaşlı zenginleri ve bazı bilim adamı arkadaşlarını ormanların karanlık derinliklerinde aydınlatmaya götürür. Amazonlar’da ağaçlar devesa ve çok yoğun olduğundan gündüzler bile akşam gibidir. Gezginler çok nadir bölgelerde açıklıklar bulurlarsa oralarda dinlenip güneşlenirler.

Mina Nehri, Guainia’daki kırmızı nehirlerden biri Kolombiya Amazon ormanlarında
Mina Nehri, Guainia’daki kırmızı nehirlerden biri Kolombiya Amazon ormanlarında

Evet sizler de eğer Amazonların en bakir bölgelerinde kendi keşiflerinizi gerçekleştirmek istiyorsanız sizleri Kolombiya’ya bekliyoruz. Andres elliyedi yaşında olmasına rağmen her tatil fırsatında ekolojik turlar organize etmeye devam etmekte. On günlük tur ortalama bin dolar kadar. Kanolarla Amazonun kollarında gezip her şelalede otağınızı kurup gökkuşaklarını yakalamaya çalışıyorsunuz. Ama 15 gün öncesinden ateşli humma, sıtma gibi aşılarınızı olmayı unutmayın.

Kogis Yerlileri Topluluğu, Magdalana Eyaleti, Sierra Nevada de Santa Marta, kutsal topraklar yerlilerin inancında
Kogis Yerlileri Topluluğu,
Magdalana Eyaleti, Sierra Nevada de Santa Marta, kutsal topraklar yerlilerin inancında

Kristal Kanyonu fotoğraflarında, şimdi gördüğünüz gibi bahar, sanki devasa bir ebru teknesini andırırcasına, bütün renkleri ve çiçekleri ile suya düşmüştür sanki. Beş ayrı renkte yosunu nehrin üzerinde görebilirisiniz. Haritalarda uzayıp giden mavi çizgiler şeklinde göremezsiniz bu kanyondaki dereleri. Onları görmek için uzaklara gitmeniz lazım. Suyu çok temizdir, neredeyse sıfır kirlilik. Fakat ilginçtir ki bu bölgede hiçbir balık yaşamaz. Yerlilerin inanışına göre bu kanyon cennetten kaçmış, yeryüzünde akmaya başlar başlamaz da içinde gökkuşağı boğulmuş. O gün bu gündür bu kanyondaki dereler, nehirler gökkuşağının renkleri ile akarlar. İçinde irili ufaklı bir çok şelale vardır. Hatta bazılarının on iki metreye varan yükseliği vardır. Ne yazık ki tehilikeli bir bölgedir. Ordu her zaman bu bölgede turistik gezilere izin vermez. İki ayrı şekilde o bölgeye ulaşabilirsiniz. Biri, başkent Bogota’dan uçakla yarım saatte veya araba ile üç saatte Meta eyaletinin başkenti olan Villavicencio’ya ulaşırsınız. Sonrası da iki seçeneklidir. Ya uçakla devam etmek isterseniz küçük uçaklarla Serrania De Macarena’ya varırısınız. Ancak burdan itibaren yağmur ormanlarının içinde iki saat yaya gitmek zorundasınız.

Llanuras del Vichada ve Orinoco Nehri
Llanuras del Vichada ve Orinoco Nehri

Veya Villavicencio’dan otobüsle yedi saatte Puerto Rico’ya varırsınız. Bu noktadan itibaren kano veya küçük motorlarla nehirden iki günde Macarena’ya ulaşabilirsiniz. Çünkü nehirden yolculuklara sadece gündüz vakti izin veriyorlar. Sonrası diğer seçenekte olduğu gibi mecburen iki saat yaya. Nehirden de gitmek güzel otobüsle de. Her ikisinde de yağmur ormanlarının nefes kesen manzaralarını göreceksiniz. Sanırım Andres’in aradığı gökkuşağı burada boğulmuş; yoksa bulmalıydı şimdiye kadar.

Gorgona adasının Gorgonilla Adasından bir manzarası
Gorgona adasının Gorgonilla Adasından bir manzarası

Cartagena (Kartahena) Sanırım Kolombiya’nın renkli ve toz pembe tasavvuru sizde biraz kabak tadı vermeye başlamıştır. Size ne kadar abratılı gelse de ancak buralara gelince haklılığımı anlarsınız. Dolayısıyla daha fazla sabırları zorlamadan daha gerçekçi, sadece siyahın ve beyazın olduğu bir yere, Cartagena’ya götüreceğim sizleri. Burası bir sahil şehridir ve Kolombiya’nın en önemli turizm merkezlerinden biridir. Fakat turizm kavramı kötü niyetli turistik faaliyetleri de kasdetmektedir. Cartegena için Kahraman Şehir anlamında ‘La ciudad Heroica’ veya ‘İnsanlık mirası’ anlamında ‘Patrimonio de la Humanidad’ nitelemeleri kullanılmaktadır. Koruma altına alınmış şehirlerdendir. Cartagena, ismi Akdeniz medeniyeti olan Kartaca’dan gelmekte ispanyada bir şehir. ispanyollar Latin Amerika’ya gelince buraya da yerlilerin Cartagena’sı anlamında ‘Cartagena de Indias’ demişler.

Şehir, büyük insanlık dramlarının yaşandığı bir yer. Bunu antik Cartajena’yı dolaşmaya başlayınca çok rahat yüreklerinizde hissedersiniz.

Plaza Gölü, Sierra Neveda, Cocuy
Plaza Gölü, Sierra Neveda, Cocuy

Şehir, büyük insanlık dramlarının yaşandığı bir yer. Bunu antik Cartajena’yı dolaşmaya başlayınca çok rahat yüreklerinizde hissedersiniz. Şehir, İspanyollar tarafından yerlilerin elinden aldıktan sonra Latin Amerika’daki dört büyük köle ticareti merkezinden biri olmuş. O dönemde Latin Amerika’ya iki yüzbin civarında köle getirmişler. Ayrıca Amerika yerlilerini de kısmen köleleştirmişler. Antik şehirde korsanlara karşı yapılmış şehir surları ve bu surların içinde dev savaş topları, tarihi yollar, kiliseler, bazı tarihi evler ve binalar görürsünüz. Şehir onyedinci ve onsekizinci yüzyıl arasında çok ciddi korsan saldırılarına maruz kalmıştır. Hatta Türk korsanları da bu uzak sularda hakimiyet mücadelesine girmişler. Karaip denizinde yer alan ‘Türkler ve Kayıklar’ anlamına gelen ‘Turcos y Caicos’ adaları buralara çok yakındır. Şehrin, korsanlık tarihine şahitlik etmiş olmasından ve hala korsanlık tarihine ait izler taşımasından dolayı Hollywood, ‘Karaip Korsanları’ filminin bütün serilerini burda çekmiştir.

Buzlu zirvelerde gün doğumu, Sierra Neveda, Cocuy Milli Doğal Parkı, deniz seviyesinden 5225 metre
Buzlu zirvelerde gün doğumu, Sierra Neveda, Cocuy Milli Doğal Parkı, deniz seviyesinden 5225 metre

Bu bölgeye İngilizler de göz dikmişler ama Türk korsanları ile uğraşmaktan İspanyollarla başa çıkamamışlar.

Kiliseleri gezdiren rehberler sizleri kiliselerin mahsenlerine indirecekler, orada Engizisyonun işkence aletlerini, nasıl işkenceler yaptıklarını, ne kadar insanı işkence ile öldürdüklerini çok soğukkanlılıkla anlatacaklar. Siz de bir anda daha önce değinilen renkler dünyasından kapkara bir dünyaya girdiğinizi anlayacaksınız. Küçücük bir dağ kilisesinde bile ondörtbin yerlinin işkence ile öldürüldüğünün resmi kaydını duyunca tüyleriniz ürperecek, kanınız donacak.

Rio Cristales (Kristal nehri), Dünyanın en güzeli. Sarı, mavi, kırmızı, yeşil ve siyah beş ayrı renk bir nehirden sarmaş dolaş akmakta
Rio Cristales (Kristal nehri),
Dünyanın en güzeli. Sarı, mavi, kırmızı, yeşil ve siyah beş ayrı renk bir nehirden sarmaş dolaş akmakta

Kolombiya’nın doğası çok renklidir ama tarihi hep savaşlarla, zulümlerle doludur. Kıtanın keşfinden bu yana İspanyolların yerlileri katli ve medeniyetlerini yok etmeleri, ardından köle ticareti, ardından İspanyollara karşı bağımsızlık savaşları ve bu savaşta da her iki tarafta ölen yine yerliler. Bağımsızlık malesef Kolombiya’ya huzur getirmeye yetmemiş. Bu sefer de siyasi kutuplaşmadan dolayı sürekli iç savaş yaşanmış, derken komünizmin etkisi ile köylü ayaklanmaları ve terör. Terör ülkeyi dünyanın en önemli narkotrafik merkezi haline getirmiş. Yerlilerin meditasyonda ve ayinlerde kullandıkları Koka bitkisinden elde edilen kokain bütün dünyaya pazarlanıyor.

Amazonlar’da ağaçlar devesa ve çok yoğun olduğundan gündüzler bile akşam gibidir. Gezginler çok nadir bölgelerde açıklıklar bulurlarsa oralarda dinlenip güneşlenirler.

Reis Taita Placido, KOFAN kabilesi , Putumayo bölgesi amazon ormanlarında yaşayan yerli topluluğunun reisi. Kabilenin doktoru.
Reis Taita Placido,
KOFAN kabilesi , Putumayo bölgesi amazon ormanlarında yaşayan yerli topluluğunun reisi. Kabilenin doktoru.

Günümüz Cartagena’sında sıcak iklim, lezzetli latin yemekleri, bunların yanı sıra rengarenk ve capcanlı festivaller sizi karşılar. Bu festivalleri Rio festivallerinin daha mütevazi diye düşünebilirsiniz. Şimdi okyanus aşıp buraya gelmişken şu tatları tatmadan gitmeyin. Arepa de huevos ‘yumurtalı mısır ekmeği’ veya hindistan cevizli pilav ‘patakon’ ,olgun muz ezmesinin kızartması veya ‘platano’ ham yenmeyen yeşil bir cins muz, kabak kızarması gibi yayvan yayvan kesip kızartıyorlar. Corozo meyve suyu koyu vişne suyu gibi ama cok daha özel bir tat. Çünkü Kolombiya’da otuzun üzerinde meyve suyunu tadabilirsiniz ama bunu sadece bir kaç sahil şehrinde bulabilirsiniz. Bu çeşitliliğin içinde Corozo meyve suyunun Türklerin en çok seveceği tat olduğunu düşünüyorum. Plaza Gölü, Sierra Neveda, Cocuy

Raudal, Apaporis Nehri, Amazon ormanları, bu kuvvetli akıntıların icinde ve kenarlarında görünen yeşil bitikilerin adı Caruru
Raudal, Apaporis Nehri,
Amazon ormanları, bu kuvvetli akıntıların icinde ve kenarlarında görünen yeşil bitikilerin adı Caruru

Bu sahil şehirleri korsanların maskotu olarak bildiğimiz, büyüleyen renklerle süslü kocaman papağanlarla doluymuş. Şimdi koruma altındalar. Bir çok türün nesli tükenmiştir ama papağanların atası dedikleri Papagayo yerliler için çok özelmiş ve hala var resimde gördüğünüz gibi. Özellikle iç bölgedeki yerliler sahildekilerden Papagayoları zümrüt karşılığında değişirlermiş. Tüyleri ile elbiselerini süslerlermiş. Hala da bu şekilde süslenmiş yerlileri Kolombiya’da tek tük de olsa bulabilirsiniz. Ayrıca deprem, yangın, sel gibi felaketleri önceden haber vermelerinden dolayı Papagayoların onların hayatında önemli bir yeri varmış. Onların ormanı inleten çığlıkları yerlilere felaket haberi olurmuş.

Yerli kulübeciği, yerliler bambudan ve doğal liflerden ördükleri iplerlle 2,3 katlı evlerde yapıyorlarmış
Yerli kulübeciği,
yerliler bambudan ve doğal liflerden ördükleri iplerlle 2,3 katlı evlerde yapıyorlarmış

Renk cümbüşü Kristal Kanyonunda banyo yapmış papağanlarla birlikte iç bölgelere göçtük; yani başkent Bogota’ya geldik. Burada Muiscas yerlilerilerinin güzelim miraslarından geriye kalan bir avuç eseri Altın Müzesi’nde (Museo del Oro) size göstermek istiyorum. Pişman olmaycaksınız bu zorlamadan, zira eşinin olmadığını söylüyorlar. Korkmayın! İki katlı bu küçük müzede bir saat içinde herşeyi görebiliriz. Ama bu kısa ziyaret beni nasıl şaşırtmışsa sizi de şaşırtacağından eminim. Sanmıyorum sizler başka müzelerde veya başka kültürlerin kalıntılarında sinek, böcek, arı, kelebek, kuş, kertenkele, kurbağa, balık gibi minicik envai çeşit hayvanın altından maketlerinin bin-binbeşyüz yıl önce yapıldığını, evlerin bu tür biblolarla dekore edildiğini görebilesiniz. Tabiatı bu kadar seven ve böylesine tabiata bağlı bir topluluğun harika mirasları, hayata ve kainata bakışlarındaki zerafet beni epeyce şaşırtmış ve etkilemişti.

Verde Encantada Gölü, Kolombiyadaki iki yeşil gölden biri. Caldas Eyaleti, Los Nevados Milli Doğal Parkı
Verde Encantada Gölü,
Kolombiyadaki iki yeşil gölden biri. Caldas Eyaleti, Los Nevados Milli Doğal Parkı

Zaten Bogota, yutdışından gelenlerin yüzde sekseninin mecburi ilk durağıdır. Bogota’dan başlamışken Altın Müzesinden sonra altının pırıltısı ile kamaşmış gözlerimizi yeraltının karanlıklarında gizli güzelliklerde dinlendirmeye ne dersiniz. Catedral de Sal”a geldik. Yani Tuz Katedrali. Öyle dediklerine bakmayın. Aslında beşyüz yıllık bir bir tuz madeni. Maden, dünya çapında sayılı madenlerden. Daha önce yüzeyde olan kiliseyi madenin içine yaymışlar ve zamanla büyüterek katedral görünümü vermişler. İceri girdiğinizde tuz kayalarından açılmış tünel ve galerilere yerleştirilmiş Hz.İsa, Hz.Meryem veya melek heykelleri ya da devasa haçlarla karşılaşıyorsunuz. ‘Adamlara bak be ne dindarlar heryere kilise yapmışlar, yerin altı da üstü de heryeri buram buram maneviyat’ gibi düşünceler aklından geçenler oluyordur şimdi. Keşke öyle olsa! Tam tersine hayat anlaşılmaya başladığı andan itibaren onlar için üç şeyden ibarettir: AŞK, DANS ve MÜZİK. Anlayacağınız burayı turistik amaçlı iyice bir makyajlamışlar. Ama bence en azından bir kısmını korku tüneli veya paint-ball veya da lazer-shot alanı olarak tasarlayabilirlerdi. Böyle yapsalardı sanırım daha çok para kazanırlardı. Türkiye’de terkedilmiş güvenli bazı madenlerden bence böyle isitifade edilebilir. Neyse keskin tuz kokusu sizi baymaya başlamıştır artık. Çıksak iyi olacak. Putumayo Nehri’nde gündelik hayatta ulaşım için kullanılan kanolar

Ritacuba Blanco, Sierra Nveda’da Cocuy bölgesi deniz seviyesinden 5225 metre yükseklikte.
Ritacuba Blanco,
Sierra Nveda’da Cocuy bölgesi deniz seviyesinden 5225 metre yükseklikte.

Ferahlamak için biraz Bogota’nın dışına çıksak yeterli, arabayla şöyle iki saatlik bir yolculukla Guatabite gölündeyiz. Göller, özellikle de krater gölleri yerli kültüründe kutsal yerlerdir. Buralarda yılın belli dönemlerinde ayinler düzenleyip inançlarına göre Tanrılarına adaklar sunarlar. Guatabita nehrinde İspanyollar gelene kadar, trementin ve özel bir yağ ile vücutlarını yaldıza boyayan yerli şaman rahipleri altından yapılmış bir sal üstünde altından yaptıkları obje ve eşyalarını ayinler eşliğinde göle saçarak Tanrılarından bağışlanma, gelecek yıl için bereket ve felaketlerden korunma beklerlermiş. Bu sal ve rahiplerin olduğu altın maketin orijinalı gölde bulunmuş olup Altın Müzesinde halka gösterilmektedir.

Yükseklik korkusu olmayanlarla biraz daha yükseklere çıkmamız lazım Kolombiya’da olanı olmuşu daha net anlayabilmek için…. Şu an beşbindörtyüz metre civarından Atlas okyonusuna bakıyorsunuz. Burada, kıtanın asıl sahipleri yani beşyüz yıl öncesinin adet ve gelenekleri ile hayatlarını sürdürme çabasında olan kırkbin kişilik yerli topluluğu ile karşılaşıyorsunuz. Bir anda sanki zaman tünelinden geçip de Kolomb’un zamanına düşmenin şaşkınlığı ve yepyeni bambaşka bir dünya keşfetmein heyacanını birbirine karıştırıyorsunuz. Bu adamlar da kim? Nerden çıktılar gibi tuhaf sorular zihninizi yoklamaya başlıyor. Birbirinden farklı dört ayrı kabile ‘arsarios, arhuacos, ijka ve kogi’. Dillerinde ve adetlerinde farklılıklar olsa da mitolojileri ve kaderleri ortaktır. İspanyol işgalinden kaçıp bu yüksek dağa sığınmışlar ve burayı kendilerine cennet haline getirmişler. ‘Göklerdeki yeryüzü cenneti’ dünyanın merkezidir. Öylesine bir tepe değil, burası dünyanın merkezi. Siz şimdi hemen Nasrettin Hocamızı hatırlayıp olur mu canım öyle şey dünyanın merkezi Akşehirde hem de tescilli dersiniz. Hiç tartışmaya gerek yok beşyüz yıl önce ispanyol işgalinden kaçan sahil bölgelerin yerli kavimleri buralara yerleşmiş ve evlatlarına buranın dünyanın merkezi olduğunu söylemişler. Burayı kutsal ilan etmişler, asırlardır sahip çıkmışlar ve çıkıyorlar da… Asıl misyonun sahibi ve en yüksek seviyeden yaşayan Kogi kabilesidir. Çok nadirattan diplomatik maslahat icabı çok az insana bu dağın zirvesine çıkma iznini verirler. Bizim Andres bunlardan biridir. Karlı zirve beşbinyediyüz metrededir ve bu özelliği ile dünyanın deniz kıyısındaki en yüksek tepesidir. Kogi’lere göre dünyanın devamı bu tepenin korunmasına bağlı yani burdaki ekolojik dengeyi korurlarsa bütün dünyanın ahenginin korunacağına inanırlar. Mama dedikleri topluluğun dini liderleri çocuklutan onsekiz yaşına kadar bütün gençlere sürekli olarak ekolojik dengenin nasıl korunacağını ekimin ve hasatın hangi dönemlerde ne gibi ayin ve dinsel törenlerle yapılacğını öğretirler. Onlara küçükten beri siz ‘Hermanos mayores’ siniz. Siz abilersiniz yani insanlığın abileri bu vazife sizin, Adem babamızın nesilleri içinde size miras kalmıştır diye öğretilir. Sizi burada ‘Göklerdeki yeryüzü cennetinde yerlilerin kuzi dedikleri flütün müziği ile başbaşa bırakmak istiyorum. Aşağıdaki sıcak havadan ve tropikal meyvelerden mahrum olucaksınız ama bu dinginliği bilmem başka nerede bulabilirsiniz.

Neyse sadete gelelim artık, eğer bu hasbihalden aklınıza ufak tefek kırıntılar takıldıysa, ruhunuzdan burada bir parça kaldıysa sizi buraya bekliyoruz. Burda küçük bir Türk kolonisiyiz. Aramızda münzevi emekliliğini burda geçirmeye karar vermiş olanlar da var. Anlayacağınız kalanlar pişman olmadığı gibi yolu buraya düşen dostlarımız da istinasız memnuniyetle döndüler.

Yazıyı hazırlamamda bana yardımcı olan İlker, Serkan, Sebastian ve Sofia’ya da burda teşekkür ediyorum.

Andres HURTADO GARCIA Kolombiyalı gezgin fotoğrafçı aynı zamanda El Tiempo ve La Patria gazetelerinde köşe yazarı . 8 Nisan 1934 doğumlu kaşif ruhlu fotoğrafçımız onbeş yaşından beri fotoğraf çekmektedir.

Gökkuşağını Kucaklayan Adamdan Sonsuz Bahar Ülkesi KOLOMBİYA – Bu yazı, 2008 yılının Nisan ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 15. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir