Pazartesi , 28 Eylül 2020
Anasayfa » DÜNYA » Güler Yüzlü İnsanların Ülkesi: Malezya

Güler Yüzlü İnsanların Ülkesi: Malezya

Bir ülkeyi güzel yapan o ülkenin renkleridir. Malezya mavinin, turkuvaz yeşilinin, açık sarının ülkesidir. Yağmur mevsimlerini saymazsak gökyüzü hep açık, tabiat hep ferah, insanlar hep sıcakkanlıdır.

Türkiye’de kışlar ve soğuklarla boğuşurken bir haftalık bir nefes almak ve bahar aylarının ferahlığını yaşamak isterseniz rotanız ve pusulanızın yönü belli demektir. Uzak Doğu’nun aslında çok da uzak olmadığını hatırlatarak buyurun yeşillikler, beyaz bulutlar ülkesi Malezya’ya..

Yazı: Nurya Çakır Fotoğraflar: İbrahim Usta

Malezya Uzak Doğuya ilk defa gidecekler için güzel bir tercih. Ülke, Malay ve İslam kültürü, Çin, Hint ve diğer yerel kültürlerin bir arada huzurla yaşanabileceğinin en güzel örneklerini sunuyor. Farklı ırk ve dinlerden güler yüzlü insanlarla dost olmak isterseniz Malezya sizin için ideal bir ülke olabilir. Güneydoğu Asya’da yer alan bu ülke 10 devletin birleşmesiyle oluşmuş. Malezya, kuzeyden Tayland, Güney Çin Denizi ve Brunei, doğudan Selebes Gölü, güneyden Endonezya, Singapur ve Malakka Boğazı, batıdan Hint Okyanusuyla bitişik olan Andaman Denizi’yle çevrili.

27 milyon nüfusa sahip bu ülkenin 50.4%’si Malay, 23.7%’ü Çinli, 11%’i yerli, 7.1%’i Hint ve 7.8%’i diğer etnik gruplar oluşuyor. Malezya’da en önemli din halkın yarıdan fazlasının inandığı Müslümanlık olmakla birlikte, ikinci büyük din Budizm . Ülke insanının %10 ‘u Hrirstiyan, %9’luk bir kısmı ise Hindu ve Konfiçyüs inancına sahip.

Kral Abdul Halim gözetiminde anayasal Monarşi ile yönetilen Malezya’nın en büyük şehri ve başkenti olan Kuala Lumpur 1.5 milyon nüfusu ile ekonomi ve finans alanında en önemli şehri. Para birimi Ringgit olup kısaca RM diye ifade ediliyor. Malayca resmi dil olmakla birlikte İngilizce de yaygın olarak kullanılıyor. Ülke doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmış. Gombak ve Klang nehirlerinin kesişme noktasında yer alıyor.

Çamurlu Kavşak’tan Modern Başkentliğe

II. Dünya Savaşı yıllarında Japonya tarafından işgal edilince şehir büyük bir yıkıma maruz kaldı. Amerika’nın Japonya’ya attığı atom bombası sonrası ülke İngiliz sömürgesi oldu. Ülke 31 Ağustos 1957 yılında da bağımsızlığına kavuştu.

Güney Asya’nın tüm özelliklerini bir arada yaşayabileceğiniz, yeşilin ve gökyüzüne uzanan gökdelenlerin, ışıl ışıl cadde ve mağazaların, şık restoranlarıyla kozmopolit, renkli, sıcak bir şehir Kuala Lumpur. Bu ismin ‘Çamurlu Kavşak’ anlamına geldiğini öğreniyoruz. Biz bu gezimizde hiç çamur görmedik, ama insanı modern yaşamın keşmekeşinden kurtarıp nefes almasını ve rahatlamasını sağlayacak pek çok parklar ve modern bir şehir gördük.

Malezyalılar özellikle Begonvil çiçeğini çok seviyorlar bu yüzden ülkenin her yerinde cıvıl cıvıl bir renk zenginliği görebilirsiniz. Doğal güzelliklerini muhafaza ederek yapılan bu parklar, orkide ve çiçek bahçeleri, gördüğünüzde size letafet katacak yüzlerce kelebeği barındıran kelebek parkı ve hayvanat bahçesi Malezyalıların doğadan kopmak istemediklerinin en güzel örnekleri.

Malezya tropikal iklim kuşağında yer alan bir ülke. Bu yüzden sıcaklık Nisan-Mayıs aylarında (22-38 °C) arasında seyrediyor. Bizim için soğuk sayılmasa da ülkenin hava normalleri içinde en soğuk zamanı Aralık ayı (22-32°C). Yağmurun sürekli yağdığı, tropikal ormanların bolca olduğu, özellikle de bolca Palmiye Ağacı yetiştirilen bu bölgeye yağmurluğunuzu almadan gitmemenizi tavsiye ederiz.

Her şehir bir yapıtıyla meşhur oluyor. Kuala Lumpur’da dünyanın en yüksek binalarında olan Petronas İkiz Kuleleri ile tanınıyor. Bu ikiz kuleler 425 metre yüksekliğinde ve 88 katlı. 41. katta, yerden 170 metre yükseklikte bir köprü bu iki kuleyi birbirine bağlıyor. 1998 yılında Arjantin asıllı Amerikalı mimar tarafından yapılan kulelerden tüm şehri keyifle izleyebilirsiniz. İkiz kulelere giriş ücretsiz ancak günlük kota 1400 kişilik. Dolayısıyla sabah saat 08.30’da kule kapısında olmanızda fayda var. Kuleler pazartesi günü ziyarete kapalı. Paslanmaz çelik ve camdan inşa edilen bu kulelerin her biri 76 asansöre sahip olup, bunların 29 tanesi her seferinde 26 kişi taşıyan çift katlı asansörler. İnşaat için 37.000 ton çelik kullanılan yapıda 32.000 de pencere var. Bu binaların gece ışıklandırılması ise görülmeye değer.

Istana Negara Kraliyet Sarayı, aslen zengin bir iş adamına ait bir bina iken Japon işgali sırasında Japon İmparatorun ikametgahı olarak kullanılmıştır.1950’de Malezya Federasyonuna devredilmiş ve ardından Kraliyet Sarayı olarak kullanılmaya başlamıştır. Saray 11.5 hektarlık bir alan üzerine kuruludur. 9 Sultandan her biri 5 yılda bir kral olmaktadır. Saray muhafızlarının her saat başı nöbet devir teslim törenleri turistler için görsel bir şov olmaktadır.

Şehrin en önemli meydanı Merdaka (özgürlük) Meydanıdır. Genellikle buluşma meydanı olarak kullanılan mekanda, 100 m.’lik bir bayrak direği bulunuyor. Bu meydanın Malezyalılar için özel bir önemi var. 31 Ağustos 1957 yılında İngiliz bayrağı indirilip yerine Malezya bayrağının göndere çekildiği yer olarak tarihe geçmiş. Malezyalılar 31 Ağustos’u bağımsızlık günü olarak kutladıklarını öğrendiğimde 31 Ağustos doğumlu biri olarak doğum günümü nerede kutlamam gerektiğine de karar verdim.

Jamek An Nur Camii 1909 yılında yapıldığı söylenen, biz Türkler için oldukça farklı mimari tarzıyla dikkat çekiyor.

Mescidi Negara (Ulusal Camii) Kuala Lumpur Göl Bahçeleri yakınında yer alan bu camii, 73 m.lik minaresiyle şehir siluetinde yer alıyor. 1965 yılında açılan camii geleneksel İslam sanatı motifleri ve kaligrafi yorumlarıyla tasarlanmış. Mavi tonu ve şemsiyeye benzeyen çatısı ile farklı bir mimari özellik göstermektedir. Harem kısmına sadece Müslümanların girmesine izin veriliyor. Cami namaz vakitlerinde ziyarete kapalı. Yaklaşık 15.000 kişilik bir kapasiteye sahip olup 13 dönümlük bir alan içerisinde. Etrafında da bahçeler ve dinlenme yerleri mevcut.

Malezya’nın harika camilerinden biri de Kristal Camisi. Bu cami, Malezya yarımadasının kuzeydoğusundaki Kuala Terengganu Şehri’nde Sultan Mizan Zeynel Abidin’in emriyle 2006’da inşa edilmeye başlanmış ve 2008’de de açılışı yapılmış.

Kuala Lumpur Menara Kulesi, Bukit Nanas’ta kurulu, 421 m. yüksekliğinde dünyanın altıncı ve Güneydoğu Asya’nın en yüksek telekomünikasyon kulesi. Bu kuleden çok güzel fotoğraf kareleri yakalayabilir, aynı zamanda döner restoranında güzel bir yemek yiyebilirsiniz. Kulede ayrıca paraşütle atlamak isteyen adrenalin bağımlıları için platform da bulunuyor.

Kuala Lumpur şehrinin en çok ziyaret çeken noktalarının başında Batu Caves geliyor. Girişte bulunan dünyanın en büyük ayakta duran Buda heykelinin boyu tam 42.7 metre. Heykelin yapımı tam 3 yıl sürmüş. Heykelin insanları kötülüklerden ve şeytanlardan koruduğuna inanılıyor. Buraya ulaşmak için 272 basamaklı merdivene aşmanız gerekiyor. Maymunlar eşliğinde yapılan bu tırmanış yorucu ve zaman alan bir aktivite.

Doğal Tarih Müzesi, Malezya’da yetişen endemik bitkilerin, kayaların, minerallerin, hayvanların fosil olarak doğal mirasını sergiliyor. Müze de ayrıca doğada yer alan soyu ve nesli tükenmekte olan türlerin korunması için çalışmalar yapılıyor ve çeşitli türlere ev sahipliği yapıyor.

Malezya Kültür Sarayı ve Ulusal Tiyatrosu 1999 yılında inşa edilmiş olup yerel ve uluslararası müzik, dans, opera ve tiyatro gösterileri için Kültür ve Sanat merkezi olarak inşa edilmiş. Kültür Sarayı Asya’nın ilk, dünyanın 10’uncu en iyi sofistike tiyatrolarından birisi olarak derecelendirilmiş. 28 dönüm arazi üzerinde yayılmış güzel bir göl, bahçe, yüzme havuzu, altı delikli golf sahası, kapalı badminton kortu ve tenis kortları bulunuyor.

Aquaria KLCC sualtı parkının, dünyanın en büyük akvaryumu olduğu söyleniyor. Bu akvaryum parkı Kuala Lumpur Kongre Merkezi içinde yer alıyor. Yaklaşık 60.000 metrekare alan içerisinde, 250 farklı türün yer aldığı akvaryumda 20.000 karada ve suda yaşayan canlı bulunmaktadır. Aquaria akvaryumunda hareketli bir travelator ile 90 metrelik sualtı tüneli ile deniz canlılarını camdan cama izleme imkanı sunuyor. Deneyimli balıkadamlar ile akvaryumda köpekbalıkları ve diğer canlılar ile birlikte yüzme imkânları sunuluyor.

Kuala Lumpur’da çok şık restoranlarda uzak asya yemeklerini tadabilirsiniz. Malay mutfağı diğer Asya ülkelerinin mutfaklarına benzemekle birlikte baharatlı sosları ve pirinci bolca kullanıyorlar. Malayların oldukça severek yedikleri yemeklerin başında Hindistan cevizi sosuna batırılmış bir balık olan ”rendang tok” gelmektedir. Yemeklerin çoğuna köri sosu katılıyor. Yemeklerin sunumuna oldukça önem veriyorlar.

Şehirde akşam yemeği hala geleneksel tarzda yenilmeye devam ediyor. İklim gereği akşam yemekleri dışarıda yeniliyor. Bu yüzden sokaktaki seyyah lokantalar dolup taşıyor. Müslümanlar için helal yer, özel yemek yerleri bile ayrılmış.

Malezya tropikal meyveler açısından oldukça zengin bir ülke. Bu nedir ve nasıl yenir diye düşünürken, meyveyi kesip size hemen sunuyorlar. Pek çoğu bizim ağız tadımıza uymasa da acaba tadı nasıl deyip bütün meyvelerin test ediyoruz. Kabuğu dikenlerle çevrili kirpiye benzeyen ‘duryan’ adlı meyvenin pek çok tezgahı ve müşterisi var. Aslanlar da bu meyvenin mübtelasıymış, öyle ki bu meyveyi yemek için ağzını parçalamayı göze alıyormuş. Bozulmuş soğan gibi koksa da dediğimiz gibi seveni çok..

Örnek Şehir Putrajaya

Putrajaya şehri, Kuala Lumpur’da ki aşırı kalabalık ve yerleşim mekânlarının çokluğu nedeniyle 1995 tarihinde ihtiyacen kurulmuş. Şehir ismini İlk Malezya başbakanı olan Abdul Rahman Putra’dan alıyor. Putrajaya’nın bulunduğu yerde çiftlik evleri, hurma ağaçları ve kauçuk ağaçları bulunuyormuş. Sonraları modern bir şehir havasına bürününce bazı bakanlıklar, yabancı konsolosluklar ve büyükelçiler buraya taşınmış. Şimdi ise Putrajaya yapay Gölünden şehrin su ihtiyacı bile karşılanıyor. Putrejaya Devlet Sarayı yani Başbakanın Çalışma Ofisi, Kralın Dinlenme Sarayı ve Putra Camiisi gölün etrafında çok güzel bir manzara oluşturuyorlar.

Bu yazı 2013 yılının Şubat ayında yayınlanan Gezgin Dergisi’nin 72. sayısından alınmıştır.
Görüntüleme Sayısı: 797

Yazar : ÖNDER KAYA

ÖNDER KAYA
1974'te İstanbul doğumlu. Öğretmen, araştırmacı-yazar ve tarihçi. Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü'nden mezun olan Kaya, aynı yıl Marmara Üniversitesinde yüksek lisansını yaptı. Öğretmenlik hayatına Robert Koleji'nde devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir