Anasayfa » GEZGİN KİTAPLIK » Haftanın Kitapları- 15 Eylül 2014
gezgindergi-kitaplik-15-eylul (3)

Haftanın Kitapları- 15 Eylül 2014

Bizim Firavun – Dr. Reşit Haylamaz / Işık Yayınevi 

Firavun, eski Mısır’da hükümdarlara verilen bir isim. Bugün ise daha fazla anlamı içinde barındıran bir kelime. Zulüm ve tiranlığın eskimeyen tarifi..  Tarih boyunca zorbaların dünyaya bıraktığı kötülük mirası, bu kelimeyi hakikati örtme ve karartma adına yapılan kötülükleri temsil eden bir isim haline getirmiş.

Hakkın yanında veya karşısında durma şeklinde özetleyeceğimiz bu duruş Firavun’la sınırlı kalan bir durum değil kuşkusuz. Firavunluk, bir hal, Firavun ise bu halin ifade ediliş şekli..

gezgindergi-kitaplik-15-eylul (1)

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in buyurduğu gibi her ümmetin bir firavunu vardır. Şahsi çıkarları için, gerekirse memleketini bile satan, elde edeceği muhtemel kazançlar için her türlü taklayı atan, her türlü dolabı çeviren, insanından aldığı gücü insanına karşı ölçüsüz ve orantısız kullanmayı hak bilen insafsızlar, tarihin her döneminde olmuş ve olacaktır.

Hz. Âdem’in karşısında yerini alan baş düşman Şeytan’la başlayan bu süreçte, Hz. Nuh (aleyhisselam)’un Hâm ile imtihanıyla, Hz. Dâvud’un (aleyhisselam) Câlût ve avânesi ile yaşadığı badirelerle, Hz. Süleymân’ın karşısında kaya gibi duran Sahr ile Hz. İbrahim, tehdidinde yaşadığı Nemrut’la, Hz. Musâ, kendine göz açtırmayan Firavun’un zorbalığıyla, Hz. İsâ Buhtun-nasr ve Deccâl belasıyla, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de Ebû Cehil’in şeytanlığıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Ebû Cehil, adeta kendisinden önceki firavunların mini bir ‘prototipi’ gibidir. Zira onda, hepsinden bir renk veya desen vardır. Ancak Ebû Cehil, ne ‘ilk’dir ne de ‘son’. İsmi farklı olsa da bugün de var, yarınlarda da olacak olan, aldanıp çevresinde toplananları kendi ihanetinde yakacak bir modeldir o.

Peki, kimdir Ebû Cehil? Işık Yayınları’ndan Dr. Reşit Haylamaz imzasıyla yayınlanan, BİZİM FİRAVUN ‘bir tiranizm prototipi’ isimli eser, kaynaklarda yer alan küfrün babası Ebû Cehil’i, tarihi hadiseler ve dini bilgiler ışığında bugünün yorumlarıyla ele alıyor. Nasıl bir aileye ve karaktere sahiptir, nasıl yetiştirilmiş, neyi hedeflemiştir? Neden bile bile inkâr etmiş, ilahi mesaja neden karşı durmuş, düşmanlığını sergilemek için hangi yolları denemiştir? Bu sorular belki de bugüne kadar edindiğimiz İslâm tarihi bilgilerimizle dimağımızda mevcut olabilir. Ama bu kitapta daha fazlası, Ebû Cehil zihniyetinin haritası var.

Hayatının her anında Mekke’nin liderliğine oynayan, bu yolda önüne çıkan tüm engelleri ortadan kaldırmaya çalışan hırs ve kin küpü, mutlak bir zalimin portresi var bu kitapta. Elit sınıf saplantısı, medya gücünü elinde tutma azmi, marifet saydığı hortumculuğu, hamle üstüne hamle yapan şeytanca zekâsı, hain planlardaki ince hesapları, fırsatçılığı, ayak oyunları, ağırdan alanlara karşı tavrı, işlediği cinayetleri, kolektif hareketleri, diplomasi taktikleri, toplumsal linç girişimleri, akredite önündeki engelleri ile kötülük destanının sembol ismi Ebû Cehil ve Ebû Cehilliğin yakından irdelendiği bu kitap bugün ve geleceği yorumlamanız adına size faydalı olacak…

Oksuz Kirpi – Hüdayi Can / Sütun Yayınevi

‘Bir oksuz kirpiyim, düşüp içime,
Kalp bir kuyu, döne döne inerim.’

Bir rüyaya ortak edilip ardından uyumaktan men edilirseniz ne yaparsınız? Peki ya küçük bir adımın ardından daha çok büyüyeceğiniz başka bir düşün peşinden gittiğinizi fark ettiğinizde?

Sütun yayınlarından Hüdayi Can imzasıyla yayınlanan OKSUZ KİRPİ isimli eser, dört tanıklı bir hayat duruşması, üç şekilli bir hayat duruşu. Sorularla zaman kazanan hayata dair bir günlük, on yedi yaşında ve henüz öğrenme aşamasını tamamlamamış genç bir kız, o kızın sorularımıza yanıt vermeyen ağabeyi Murat ve öğretmenlik hayatının ilk yılında acemilikleri ile boğuşurken tanıdığımız Sümeyra. Hayata karşı dört farklı duruş..

gezgindergi-kitaplik-15-eylul (2)
Sümeyra ile Özge. Bayan cisminde iki farklı insan tipi karşımızda.. Biri derdini anlatmadan anlaşılmayı bekleyen, kendinden emin bir genç kız, diğeri anlaşılacağından emin ve nefes almadan anlatan tecrübesiz bir öğretmen. Kendi problemleri içinde, dikenleri kendi içine büyüyen muzdarip yaratıklar gibi aynı pansiyonda yaşıyor, aynı kapılardan girip çıkıyor, aynı merdivende birbirlerine selam vererek geçiyorlardı. Fakat birbirlerine paralel uzayıp giden raylar gibi hiçbir zaman kesişmiyordu yolları.

Belki oturup konuşsalar, içlerini ajanda ve günlüklerine değil de birbirlerine dökseler çok şeyi çözmüş olacaklardı. Birinin problemi diğerinin çözümüydü belki de. Ama akıllara çizilen sınırlar onları aynı noktada buluşturamadı. Sümeyra’nın o notu ajandasına yazdığı anda Özge başka âlemlerde bir kuyuya düşer gibi içine düşüyordu.

OKSUZ KİRPİ hayat mücadelesinde aynı mekânda kalsalar da, yüz yüze baksalar da, biri öğretmen biri öğrenci olsa da birbirini ıskalayan iki ruhun ibretlik kader hikâyesi…

Önce Kalp Ölür – İlyas Amangeldi / Kaynak Yayınevi

Önce Kalp Ölür; yurdumuzda daha önce yayınlanan ‘Kalır Dudaklarda Şarkımız’ ve ‘Üç Noktadan Biri’  kitaplarıyla tanınan ödüllü Türkmen yazar İlyas Amangeldi’nin son çalışması.

Kalbi atmayan kahramanımız ’O adam’, intihar eden karısı ‘Maysa’, oğlu ‘Sahi’, zemin kat komşusu ‘İbrahim Amca’, karısını uğruna aldattığı âşığı ‘N’, ölen kardeşi ‘Halil’, bulmaca meraklısı arkadaşı ‘M’, alt kattaki komşu kız ve yazarın kendi iç sesi ile oluşan, gelişen, olgunlaşan bir hikâye anlatıyor kitap.

gezgindergi-kitaplik-15-eylul (3)“…Bu olaydan sonra uzun zaman kahramanımın evine uğramadım. O, beni de kendisini de unuttu…”

Sarsıcı, iz bırakıcı ve derinlikli değinmeler okurda iz bırakacak türden:

“…Yalan söylediğim için eğilmemiştim. Bana inandıkları için eğilmiştim…”
“…Rahattan öte dert mi olurmuş? Rahatı kimse kaldıramaz…”
“…Lambaları kapattığında düşünebilme kabiliyetini de kapatmak istemişti…”

Görünüşte, eşinin intiharı ile bir hayat muhasebesine başlayan ‘O adam’ın hepimizle benzeşen istekleri, zaafları, pişmanlıkları ve ‘atmayan kalp’ esprisi etrafında şekillenen sürükleyici hikâyesi…

‘O adam’ ve yazar arasındaki konuşmalar, bir zaman sonra okuru da içine alan bir girdaba dönüşüyor. Bu yönüyle interaktif-postmodern bir roman denilebilir çünkü son sayfayı kapattığınızda siz kendi romanınızı yazmaya devam ediyorsunuz.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir