Pazartesi , 11 Aralık 2017
Anasayfa » DÜNYA » Masallar Diyarından: Neuschwanstein

Masallar Diyarından: Neuschwanstein

Yazı ve Fotoğraflar: Oya Er Wilkes

Walt Disney filmlerin girişlerini süsleyen masalımsı sarayı yaptıran Bavyera Kralı II. Ludwig’in, genç yaşta ve sorularla dolu ölümüyle mistik havasını bugüne dek koruması, Neuschwanstein’ı Avrupa’nın en ünlü binası yapan özelliklerden biri belki de. Ancak cennette varolabileceği sanılan ve hayal dünyasının sınırlarını zorlayan tasarımının yanı sıra elbette…

Dorukları karla kaplı Allgäu, Bavyera ve Lechtal Alpleri; dağları kaplayan yemyeşil ormanların arasından mavi mavi göz kırpan Schwan, Alp ve Büyük Alp gölleri; dört mevsimin kendine has güzelliğiyle Bavyera’nın Doğu Allgäu bölgesi, kendi başına bir cennet aslında. Bunlara, bir de bölgenin manzara açısından en stratejik yerine yapılmış Neuschwanstein Sarayı’nı eklediğimizde, yılda bir buçuk milyona yakın turistin neden buraya akın ettiğini sorgulamak gereksiz.

İçine kapalı, biraz da utangaç olan Bavyera’nın ‘deli kralı’ II. Ludwig’in hayaller kraliyetini süsleyen ve gerçeklerden kaçmak için sığınak olarak yarattığı Neuschwanstein Sarayı, Bavyera’nın doğusunda, Füssen kasabası yakınlarındaki Hohenschwangau köyünde.

Köy, adını içindeki başka bir saraydan alıyor aslında: Ludwig’in ailesinin yazlığı ve genç prensin çoçukluğunun büyük bölümünü geçirdiği Hohenswangau Sarayı. Ludwig, dadısına 1867’de yazdığı bir mektubunda Hohenswangau’da geçirdiği zamanı “Burada güzel havanın tadını çıkarıyorum. Sonunda, doğanın içinde uzun uzun atla gezinti yapabilme fırsatım oldu” şeklinde anlatıyor.

Hayallerin kralı

Ludwig, romantik dağların güzelliğiyle büyülenmişti; günün büyük bölümünü yürüyüşler yaparak, ata binerek ve sarayın duvarlarını süsleyen, destanları konu eden resimlere bakarak geçiriyordu. Kendini mitolojideki Kuğu Şövalyesi Lohengrin’le özdeşleştiren Ludwig, 18 yaşında (1864) Baverya Kralı oldu. 1866’da Prusya’ya yenilen Bavyera’nın deneyimsiz ve duygusal kralı, yenilginin de getirisiyle, güçlü bir hükümdar olmaktan her zaman uzaktı. Belki de bu nedenle Ludwig, 1867’de, kaleler, saraylar şeklinde kendine göre bir ‘hayaller krallığı’ kurmaya başladı.

Tanrılar ziyaret edecek

Ludwig, hayallerindeki sarayı, “Kutsal ve ulaşılamaz bu kale, her yönüyle Hohenschwangau’dan daha güzel olacak. Tanrılar bu güzellikteki sarayda, bizimle yaşamaya gelecek” şeklinde tanımlamıştı. Bavyera Kralı, sarayın planını bir mimara değil, hayalindeki bütün detaylarını yansıtacağını düşündüğü için bir ressama çizdirdi. Saray, iç süslemeleri, dekorasyonu ve mimarisiyle Orta Çağı yansıtıyordu. Ancak bu benzerlik, yansıtmadan öteye geçmiyordu. Çünkü saray, devrin en gelişmiş teknolojisyle donatılmıştı. Merkezi ısıtma sistemi, su ve kanalizasyon için sıhhi tesisatın bulunduğu sarayda, tuvaletler, kullandıktan sonra otomatik olarak çalışan sifonlarla temizleniyordu. 3’üncü ve 4’üncü katlarında telefon bile bulunan sarayda Ludwig, hizmetçilerini elektrikli bir zil sistemiyle çağırıyordu. Yemekler ise tepsilerle yemek odasına taşınmak yerine, elle çalışan bir asansörle yukarıya gönderiliyordu.

Sonsuz bilinmez

Neuschwanstein Sarayı’nda Orta Çağ’ın şiirsel dünyasına kaçan Ludwig, 1875’ten sonra gündüzleri uyuyup geceleri yaşamaya başladı. 1885’te yabancı bankaların mülklerine el koyma tehdidi karşısında mantıklı davranamayan II. Ludwig hakkında hükümet ‘deli’ raporu aldırdı ve kral, 11 Haziran 1886’ta yakalanarak Berg Sarayı’na konuldu. Ertesi sabah kral, ona deli raporu veren psikiyatristle birlikte Starnbger Gölü’nde bulundu. Kralın, psikiyatristi öldürüp intihar mı ettiği; yoksa ‘cinayet ve ardından gelen intihar’ izlenimi verilerek ikisinin de hükümet emriyle öldürüldüğü mü halen kesinlik kazanmamış. Ludwig, “Kendime ve başkalarına ‘bilinmez’ olarak kalmak istiyorum” demişti günlüğünde. Ölümü ile bu isteğini yerine getirmiş oldu.

Nasıl gidebilirim?

Araba ile (Kuzeyden): Otobanda, A7’de Ulm-Kempten-Füssen yönünde ilerledikten sonra, Füssen çıkışı ile otobandan çıkın ve B17 yolunu Schwangau yönüne doğru takip edin. Bu yolda Hohenschwangau köyüne giden tabelalarını izleyin. Hohenschwangau’da arabanızı park etmek 4 Euro civarında tutacaktır.

Toplu taşıma ile: Deutsch Bahn trenleri ile Füssen’e gidin. Füssen istayonundan çıktıktan sonra otobüs duraklarını göreceksiniz. Burada Steingarden/Garmisch-Partenkirchen yönüne giden 73 numaralı otobüse veya Schwangau/Hohenschwangau yönüne giden 78 numaralı otobüse binin.

Toplu taşıma ya da özel araç ile Hohenschwangau köyüne vardıktan sonra, saraya giriş için bileti almanız gerekiyor. (Saray girişinde bilet satılmıyor.) Bileti aldıktan sonra, kaçırılmaması gereken 30 dakikalık bir yürüyüşle saraya varabilirsiniz.

II. Ludwig sarayı yaptırırken, mimarlar yerine projeyi, hayalindekileri anlattığı sahne tasarımcılarına çizdirmiş. Büyük bir doğa aşığı olan kral, sarayı yaparken doğayı bozmak yerine, onunla uyum içinde bir yapı düşünmüş. Marien Köprüsü’nden manzarayı izlerken, kralın bu isteğinde ne kadar başarılı olduğunu göreceksiniz.

Saraya yürüyerek varmak, yol boyunca, Ludwig’in çocukken yaşadığı Hohenschwangau Sarayı’nı, gölleri, dağları ve ormanları çine alan birbirinden nefes kesici manzaraları doya doya seyretme şansı veriyor.

Bu yazı 2007 yılının Şubat ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 2. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI

Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir