Pazar , 19 Mayıs 2019
Anasayfa » NEREYE GİDİLİR » Nereye Gidilir / Burgazada

Nereye Gidilir / Burgazada

“ADA’NIN ISSIZ TENHA YOLLARI”: BURGAZADA’YI GÖRME VAKTİ

İstanbul’a çok yakın, İstanbul’a çok uzak… Beri yandan bir vapur yolculuğu kadar, hatta biraz abartmamıza müsaade buyurulursa yüzyüze baktığı Anadolu yakası sahillerinden kulaç mesafesinde… O kadar yakın.

Yazı: Mustafa Göleç  Fotoğraflar: Şefkat Çelebi

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (15)

Öte yandan sükûnetinden, tenhalığından tutunuz mimarisine kadar; sâkinlerinin hal ve tutumlarından esnafının tavır ve davranışlarına kadar; kaldırımlarını çiğnemekten bıkmayan faytonlarından tertemiz deniz ve orman kokulu havasına kadar İstanbul’a benzemez pek çok hususiyete haiz… O kadar uzak.

Adalara her yolculuk şahsî ve özeldir.

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (14)

Şahsîdir, çünkü meşrebine göre her insan farklı bir “Adalar”a gider. Kimisi için İstanbul’un kalbine (akciğerlerine mi demeli acaba?) bir yolculuktur bu; kimisi içinse İstanbul’un nevzuhur sıkıntılarından; kalabalığından, kirliliğinden, gürültüsünden uzaklaşma imkânıdır.

Özeldir, çünkü her bir yolculuk başka başka tecrübelere gebedir. Bazen martılarla yolculuk edersiniz; bazen Adalar’ın yabancı misafirlerine takılır gözünüz; bazen ada sâkinlerinden biri ile bir muhabbetin ortasında buluverirsiniz kendinizi; bazen yönünüz Adalar’dır da aklınız arkada, İstanbul’da kalmıştır…

Yani Ada yolculuğu hayat gibi, sürprizli ve her seferinde esrarengizdir. Bilinmez bir önceki seferde ne yaşadınız, bir sonrakinde ne yaşayacaksınız…

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (13)

Adalar En Çok Şarkılarda Var

Adalar böylesine özel ve önemli olmasına rağmen, bizim kültürümüzde hak ettiği yeri bulamamıştır.

Çok bilinen şiirlerin teması değildir. Tanınmış romanların konusu değildir. Sait Faik’i hariç tutarsak (tutabilirsek tabii) hikayeciliğimizin de adaları yoğurup pişirdiği vâkî değildir.

Ama şarkılar öyle mi?

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (12)

Öteden beri adaların birer neş’e, keyif, eğlence, zevk, sürur, tenezzüh ve sair mutluluk rengine çalan duyguların yaşandığı yerler olması; bu duyguların en güzel ifadelerini bulduğu şarkıların adalara çokça uğramasına neden olmuştur.

Bazen aşktır bu ada temalı şarkıların mevzuu. Ada sahillerinde bekleyen, sevdiğinin yollarını gözleyen âşıkın hislerini terennüm eder kimi şarkılar…

Bazen adalardan gelen yârin gözlerinden aşka gelinir, adanın ıssız tenha yollarından dem vurulup, yârin boynunda kalan kollardan söz açılır bu şarkılarda…

Yahut Heybeli’de her gece mehtaba çıkılan, sandalların neş’e dolup zevke dalındığı, saz seslerinin sahile aksettiği ve etrafın şarkı gazellerle yandığı zamanlar dile getirilir.

Müzikal hafızalarımızda değişmez yerler edinen bu ada şarkıları çok eski devirlerden miras değil. Ada şarkıları yaşanmaya ve yazılmaya devam ediyor.

Ziyaretçilerinin bahar ve yaz aylarının gelişiyle birlikte doldurduğu adalar zamanın harabatılığına direniyor.

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (11)
Yaz Mevsimi Gelmeden Görmeli

Adaların kışlık nüfusu 20 binin üzerinde. Yaz mevsiminde ise bu rakamın 120 bini geçtiği rivayet ediliyor. Yazlıkçılarla beraber günübirlik ada seyyahlarını da hesaba dahil edersek adaları ziyaret etmek için en uygun zamanın tatil arefesi, yani yaz mevsiminin hemen öncesi olacağı düşünülebilir.

Burgazada Artık Bir Balıkçı Köyü Değil

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (10)

İstanbul’dan Adalar seferine çıktığınızda sizi önce Kınalıada karşılar. Kınalı, bu adı güneye bakan yüzündeki madenlerin kızıla çalan renginden alır. Sonra bir dizi ada arka arkaya dizilmiş olarak davet eder sizi. Kınalıada’da vapurdan inmemek için tuttu iseniz kendinizi, yol boyunca ikinci ada olan Burgazada’yı görme şansınız devam ediyor demektir.

Kınalı ile Heybeli arasında yer alan Burgazada, İstanbul adalarının büyüklük bakımından üçüncüsüdür. Uzun yıllar bir balıkçı köyü olarak kalmıştır. Hafızalarımıza Sait Faik öyküleri ile yerleşmiş olan Burgazada figürü tam da bu balıkçı köyüdür.

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (1)

Bugün gözde bir sayfiye yerine dönüşmüş olması Burgazada’yı bir balıkçı köyü olmaktan çıkarmıştır. Bilhassa iskele çevresinde yerleşimin çoğalmasıyla, Heybeli ve Kınalı’ya bakan yamaçlarda yeni villa ve köşklerin inşa edilmesiyle eski Burgazada anılarda ve sararmış tozlu yapraklar arasında kalmıştır. Ama hala görecek çok şeyler vaadediyor ve bu vaadin peşine düşmüş, memnun ve mesud ziyaretçilerini kabul ediyor.

Sait Faik’in Adası

Burgazada hakkında Türkçe literatür Sait Faik’e bir şekilde değinmek zorundadır. İsmi bu derece bir mekanla özdeşleşebilmiş pek az yazar vardır. Sait Faik Burgazada’da yazmış ve Burgazada’yı yazmıştır. Sait Faik’i okuyanlar Burgazada’yı okumuşlar, Burgazada’yı yaşamışlardır.

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (7)

Hâsılı, Burgazada biraz Sait Faik’in adasıdır.

İskeleden indiğinizde meydanda sizi karşılayan Sait Faik büst-heykeli sanki bu gerçeği fısıldar gibidir. Ne var ki büstü gördüğünüzde hayıflanmadan edemezsiniz. Sait Faik’e de, mekan-yazar ilişkisinin bu derece yoğun bir biçimde ortaya çıktığı Burgazada’ya da daha özenli ve değerli çalışmaları layık görürsünüz.

Anıtların kentlere ne çok şeyler kazandırabileceğinin güzel bir örneğini sunma fırsatının heba edildiğine üzülürsünüz.

Sait Faik Müzesi

Yine de Sait Faik Müzesi’ni görmekle üzüntünüzü bir nebze olsun telafi edebilirsiniz. Sait Faik 1937’den 1954’e kadar hemen her yazı Burgazada’daki bu evde geçirmiştir. Ölümünün ardından ev, annesi Makbule Hanım tarafından müze yapılmak üzere bağışlanmıştır.

Bu, başarılı bir müzecilik örneğidir. Yazarın yaşadığı ev müzeye dönüştürülmüş, büyük bir edebiyatçının gündelik hayatı bütün doğallığı ile okurlarının gözleri önüne serilmiştir.

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (4)

Müzeyi dolaşırken sararmış kitaplara takılır belki gözünüz, Sait Faik’e gönderilmiş herbirinin arkasına birkaç satır notlar iliştirilmiş posta kartlarına bakarsınız belki, belki de pencerelerden hayatın ifadesini yeşilde bulan çekiciliğine bırakırsınız kendinizi.

Kişisel kütüphanesinden tutunuz da bütün sadeliği ve tabiat güzelliklerine açılan pencereleri ile yatak odasına kadar, duvarlarında eski zaman tablolarının asılı olduğu loş çalışma odasından tutunuz da yemyeşil bahçesine kadar herşey hem Sait Faik’i ve yaşadığı hayatı anlama adına hem de adada yaşam hakkında fikir vermektedir.

Yazarların kentlere hizmetlerinin ölümlerinden sonra da devam ettiğinin/edebileceğinin güzel bir göstergesi olan Sait Faik Müzesi’nin benzerlerinin artmasını dileyerek Burgazada’da seyrimize devam edelim.

Dini Yapılar

Burgazada’daki dini yapılar tarihi ve kültürel önemleri ile görülmesi gerekenler listesinin ilk sıralarında yer alıyorlar.

Nüfusun büyük çoğunluğunu, hatta hemen hemen tamamını Ortodoks Rumların teşkil ettiği eski Burgazada’da dini binalar olarak kiliseler ve manastırlar yer alıyordu. Zaman içinde nüfus kompozisyonunda gerçekleşen değişiklikler dini yapıları da doğal olarak etkiledi.

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (3)

Adanın en eski dini yapısı 842 tarihli Ayios İoannes Prodromos Kilisesidir. Çeşitli tamirler geçirdikten sonra 1894 Depremi sonucunda ağır hasar gören kilise 1896’da yeniden inşa edilmiştir. Sait Faik Müzesi’nin karşısında kalan ve halk arasında Aya Yani adıyla da bilinen bu kilisenin avlusunda aynı adla anılan bir de ayazma bulunmaktadır.

Halk arasında “İsa Tepesi” diye de bilinen Hristos Tepesi’nde (bugün Bayrak Tepesi) bulunan Hristos Manastırı ve Kilisesi ise ilk kez 865’te inşa edilmiş, zaman içinde gördüğü çeşitli tamirat sonucunda bugünlere gelebilmiştir.

Ayios Yeoryios Manastırı ve Kilisesi tarihi 17. yüzyıla kadar geri götürülebilen ve adada görülebilecek dini yapılar arasında yer almaktadır.

Adanın nüfus yapısındaki değişimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkan cami ihtiyacı 1953’te İstanbul’un fethinin 500. yıldönümünde giderilmiştir. İskeleden çıkınca sağ tarafta kalan cami, ada mimarisine uyumlu sevimli bir yapıdır.

Doğal Güzellikler, Doğal Güzellikler…

Söz biter de, Adalar’ın güzellikleri bitmez.

Hangi birinden söz açmalı, hangisinden dem vurmalı?

En iyisi yaz gelmeden adaya gitmeli. Vapurda çay içmeli, martılara simit atmalı. Ada’da bir kır gezintisine çıkmalı. Mis gibi deniz ve ada havasını ciğerlerimize çekmeli. Sahildeki balık lokantalarından dünyalık hisselerimizi almalı. Bir bilenden Marta Koyu’nun hikayesini öğrenmeli. Başka ada hikayelerini de okumalı, dinlemeli…

gezgindergi-nereyegidilir-burgazada (9)

Modern şehir hayatında yürümeyi unutan bacaklarımızı Burgazada’nın eşsiz güzellikteki manzaralarını seyrede seyrede yormalı… Adanın yeşillikleri arasında bir fırça darbesi ile sürülmüş gibi boy atan erguvanları fotoğraflamalı…

Burgazada’nın kuzeyinde, adaya birkaç yüz metre uzaklıktaki (yakınlıktaki) dev bir kaşığı andıran Kaşıkadası’nı… Hatırladığımızda içimizi burkan Burgazada yangınından kalan ormanı… Tertemiz kumları dupduru suları ile Burgazada plajlarını… Adanın batısında yükselen Kalpazankaya’yı… Bayrak Tepesi’ni, Mezarlık Burnu’nu… Ada sahili boyunca ardı arkasına dizilen koyları…

Hepsini, hepsini görmeli.

Görmek, okumaktan evlâdır deyip bu bahsi kapatalım.

Son söz: Burgazada’da gam kâm olur.

Bu yazı 2007 yılının Mayıs ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 4. sayısından alınmıştır.

Yazar : NUH ALPER İNAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir