Anasayfa » DÜNYA » NİJER
gezgindergi-dunya-nijer (23)

NİJER

Dünyanın bir ucunda masumiyete dokunmak

Yazı: Gülcan Tezcan – Fotoğraflar: Ahmet Bilâl Arslan

Dünya yeni bir geleceğe hazırlanıyor. İnsanoğlu kendisini bekleyen ‘yokluk’ zamanlarına karşı uyarılıyor. Ancak ‘yokluk’ ve ‘yoksunluğu’ kendini bildi bileli yaşayan Nijer için değişen hiçbir şey olmayacak… Bebek ölüm oranının binde 257, ortalama yaşam süresinin ise 42 olduğu ‘kara’ ülkede hayatta kalmak bir ‘mucize’… Hele bu coğrafyada kadın ve çocuksanız ‘mucize’yi avuçlarınızın arasında tutmak daha da zorlaşıyor…

Niamey’in arka mahalleleri

Gölge düşen bakışları öyle çok şey söyler ki unufak olursunuz bu çaresiz kadınlar karşısında. Bakışların tercümeye ihtiyacı yoktur acının coğrafyasında; tâ yüreğinizde bulur karşılığını… Gencecik yaşında bir köşeye fırlatılıp atılmıştır; hoyratça küçük kadınlar. Çocuklar çocuk doğurur Nijer’de. Anneden kızına değişmez bu kader, böyle sürüp gider. Öpülüp, koklanası şirin mi şirin bebekler ana kucağında savunmasız, ürkek nasıl da güzel uyurlar… Anneleri kâh bir kase yemek kâh hayatını idame ettirebilmek için küçücük bir yardım peşinde oradan oraya koştururken onlar sarılıp sarmalandıkları kucaklarda kendilerini bekleyen mâkus talihe hazırlanırlar…

Niamey çarşısında manzara
Niamey çarşısında manzara

Kadın ve çocuk olmanın bedeli çok ağırdır; kadın olarak doğmak ölüme yenik düşmek demektir buralarda. Ölmek ya da ölmekten beter bir ömrü yaşayakalmak… Zaten yaşlanmaz ki insanlar burada. Daha doğrusu yaşlanacak kadar uzun yaşayamazlar. Doğarken ölürler en çok. Şanslı olanlar yokluklar içinde çocukluklarını da atlatır. Geri kalan ömürleri de ne kadar dayanabilirlerse açlığa, hastalıklara o kadar… Bir çocuğun bulamaca böylesi iştahla kaşık sallayabileceğini hayal bile edemezsiniz Nijer’i görmeden önce… Burun kıvırıp ağzınızı sürmeyeceğiniz lapanın bir yerlerde en değerli yiyecek olma ihtimali de aklınızdan bile geçmemiştir muhtemelen…

Niamey maradi yolu üzerinde sel
Niamey maradi yolu üzerinde sel

Simsiyah derilerine ve sarıdan başka renge yer olmayan topraklarına inat, rengârenktir giysileri… Öylesine canlı, öylesine parlak renklerle sımsıkı bağlanırlar hayata. Renkler yüreklerindeki kıvılcımları tercüme eder bir anlamda. Arada bulutlansa da gözlerinin içi güler çoğunluk…

Çiftçi çocuklar
Çiftçi çocuklar

Küçücük şeylerin bir insanı nasıl da mutlu ettiğine şaşırırsınız. Hayali, umudu, hepsinden öte dünyaya dair hemen hiçbir beklentisi yokken bu kadar içten gülebilmeleri belki de ‘hayat’ın ne kadar değerli bir armağan olduğunu modern dünya insanlarından çok daha önce keşfetmelerindendir… Ama her tebessümün ardında ince bir sızı okursunuz yüzlerinde. Duyup duyabileceğiniz en dramatik hayat hikâyeleri adım başı insanlığınızdan utandırmaya devam eder sizi.

Maradi devlet hastanesi

Maradi devlet hastanesi
Maradi devlet hastanesi

 

Siyah yüzlerin bembeyaz gülüşleri…
Bebek ölüm oranının binde 257, ortalama yaşam süresinin ise 42 olduğu ‘kara’ ülke burası. Kelimenin tam anlamıyla dünyanın öbür ucu. Daha yolculuk sırasında sabır ve dayanıklılığınız sınanır. Eğer iki gün süren zorlu yol sizi tüketmediyse gördükleriniz hayatınızın en acı tecrübesi olarak kazınır hafızanızın bir kenarına.

gezgindergi-dunya-nijer (7)

Dışardan gelen yabancılar temas etmeye korkar bu ülkede yaşayanlara.Çünkü ‘temizlik’ ve ‘hijyen’ su olmayan bir yerde barınacak iki kelime değildir. Hastalıklar kol gezmektedir. Ama kucaklayıverdiğiniz bir çocuğun endişelerinin tarifsiz bir sevince dönüşmesini seyretmek için bile göze alırsınız kimi zaman hastalık riskini. Bin yıl yaşamış gibidir çocuklar burada. Hiçbir şey söylemeden size bütün bir geçmişi anlatırlar. Yüzlerinde yer eden derin çizgiler kimlik yerine geçer. Hangi kabileden, hangi soydan olduklarını böylece ayırd ederler…

Niamey’den Maradiye yol üstü lokantası
Niamey’den Maradiye yol üstü lokantası

Küçücük bedenleri varolma mücadelesi verirken, uzak kıtalardan gelenlere hep soru işaretleri biriktirirler: “Neden buradasın?”, “Huzurumu kaçırmaya mı geldin?”, “Atalarım gibi beni de mi hafızasız, kimliksiz yaşatmak niyetin?”. Ortak bir diliniz varsa sözgelimi ‘sevgi dili’ bir anda değişir hesap soran bakışlar… Masumiyetini kuşanır kara kıtanın çocukları… Oyuncakları yoktur belki ama oyun bulmakla zorlanmazlar tüm yaşıtları gibi.

gezgindergi-dunya-nijer (17)

Yardımın ideolojisi
Eski bir Fransız sömürgesi olan Nijer’de, ülke insanının beyazlara hâlâ korkuyla karışık tuhaf bir tedirginlikle bakması, Fransızların hükmettiği yıllar boyunca bu mazlum halka ne kadar insancıl davrandığını anlatmaya yetiyor. 1960’larda bağımsızlığını kazanan ülke yokluk ve yoksulluk kıskacından kurtulacak gücü kendinde bulamadığından hâlâ pek çok konuda dışarıdan gelecek yardımlara bağımlı. Çeşitli dünya sağlık örgütleri ve yardım kuruluşları bu anlamda Nijer’e odaklanmış durumda. Fransız sömürgesi bitse de yardım adı altında Nijer’e gelen kimi batılı yardım kuruluşlarının iyilikten çok halka zarar verdiği aşikâr. Zirâ, giden yardımlar, halkı üretime teşvik edecek proje bazlı destekler olmaktan çok günü birlik gıda tedarikiyle sınırlı kalıyor çoğu zaman. Oysa Nijerlilerin her şeyden çok üretime ihtiyaçları var. Türkiye’den giden yardım kuruluşları bu bilinçle ülkedeki eksikleri yerinde tespit edip projeler üreterek geri dönüyorlar.

gezgindergi-dunya-nijer (6)

Son yıllarda ülkemizden giden bazı gruplar ülkedeki sağlık sorunlarının temelini teşkil eden su sorununu çözmek için harıl harıl kuyu açarken, kimi gönüllü doktorlar da akla ziyan yoksunluklar içinde göz ve fistül ameliyatları gerçekleştiriyor. Bir hastane için olmazsa olmaz denilebilecek pek çok araç gereci buradaki hastanelerde bulmak mümkün değil. Hastane dediysek sözün gelişi. Çünkü bu ülkedeki en donanımlı hastane, benzerini başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir sefalet tablosu çiziyor. Bu yüzden Nijer’e sağlık hizmeti götürmek kadar orada varolan sağlık kurumlarının tam donanımlı ve işler hale getirilmesi de büyük önem taşıyor.

Çiftçi çocuklar
Çiftçi çocuklar

Kara topraklarda kadınlığın bedeli çok ağır
Nijer’de erken yaşta çocuk doğurmaya zorlanan küçük kadınlar tüm sağlık hizmetleri gibi kadın doğum konusundaki yetersizlikler ve yanlış müdahaleler sonucu fistül (idrar kaçırma) hastalığıyla karşı karşıya kalıyorlar. Nijerli bir kadın için ‘felaket’ anlamına gelen bu hastalıktan muzdarip olanların sayısı yaklaşık 200 bin. Basit bir müdahaleyle şifa bulması mümkün olan, ancak Nijer şartlarında böylesi bir tedaviyi bile karşılayacak maddi gücü bulunmayan kadınlar ailelerinden ve toplumdan dışlanarak bir nevi tecrit hayatına zorlanıyorlar. Çünkü hastalık sebebiyle kötü kokular yayıyorlar ve kalabalık yerlerde, kapalı alanlarda bulunmaları imkânsız bir hâl alıyor. Öyle bir tecrit ki bu, kimi kocaları tarafından evden atılıyor,
dönecek bir ailesi olanlar yine de kendilerini şanslı sayarken, gidecek yeri olmayan büyük çoğunluk sokaklarda, kuytu köşelerde ölmeye terk ediliyor. Ameliyat giderlerini karşılayabilecek durumda olanları ise başka bir çıkışsızlık bekliyor. Çünkü ülkedeki doktor sayısı da hastanelere başvuran hastaları tedavi etmek için yeterli değil.

gezgindergi-dunya-nijer (3)
Maradi Madarunfa yolu

Nijer’e ilkin su kuyusu açmak için adım atan Deniz Feneri de bu insanlık ayıbına kayıtsız kalmayıp, ‘Yeryüzü Doktorları’ ile işbirliği içinde sağlık hizmeti de götürüyor Nijer’e. Kadın hastalıkları  konusunda uzmanlaşmış hekimlerin azlığı ve eğitimsizliği sorunu daha da büyütüyor. Bu yüzden ülkeye giden Türk doktorlar bir yandan hastaları tedavi ederken öte yandan doktorlara da eğitim desteği sağlıyorlar. Şimdiye kadar farklı ülkelerden ‘yardım’ için bu ülkeye gelen doktorların neden bu konuda hiçbir şey yapmadığı sorusuna verilen cevaplar muhtelif. Çünkü batılı ülkelerden gelen sağlık ekipleri stajyer doktorlardan oluşuyor. Yani onlardan da burada öğreniyorlar bir çok şeyi… Aklımıza gelen soruları, acabaları, kuşkuları uzaklaştırmaya çalışıyoruz ama hastaların hali her şeyi anlatmaya yetiyor. O zaman insanlığımızı da hesaba çekme ihtiyacı duyuyoruz. Sol yanımız ağrıyor hem de fena halde…

Madarunfa’da köy

Beyaz adam beni ‘iyi’ eder mi?
Başkent Niamey ve ülkenin ikinci büyük şehri Maradi’de ameliyatlar yapan Türk doktorlar hastaların gözlerindeki korku ve ümitsizliğe bir anlam veremiyorlar önce. Sonra gencecik bir kızın hikâyesi özetliyor neden ölüme gidercesine ameliyat masasına uzandıklarını. Maradi’deki hastaneye ameliyat için başvuran genç bir kız sırasını beklerken endişelidir. Sonra çağrılır ameliyathaneye. Hasta önlüğü giydirilir. Öylesine korku dolu gözlerle bakar ki etrafını saran doktorlara bütün teselli edici davranışlar ikna etmeye yetmez onu iyi olacağına. 13 yaşındayken tecavüze uğrayan genç kız, 16 yaşına kadar tarifsiz acılar çeker. Ruhundaki korkunç yara kapandı mı bilinmez ama narin bedeninde bu facianın izlerini yıllar boyunca taşımak zorunda kalır. Çünkü ameliyat olacak parası yoktur. Tam da her şeyden umudunu kesmişken hastaneden yapılan anonsları duyar. Ameliyat masrafları Türkiye denilen bir ülkenin yardımseverleri tarafından karşılanmak üzere fistül hastaları hastaneye çağrılmaktadır. Kısa sürede hastanenin içerisi ve bahçesi çok sayıda hastayla dolar. Genç kızın operasyon öncesi ‘hayata son bakış’ı takılır objektife… Korku vardır o bakışlarda, ucunda ölüm de olsa hayata bir yerlerinde devam edebilme umudu okunur bir de… Çünkü başına ne geleceği hakkında en ufak bir fikri yoktur. Acaba bu beyaz adamlar ve kadınlar onu gerçekten ‘iyi’ edebilecekler midir? Yoksa yolun sonu mu olacaktır bu soğuk masa?

Madarunfalı cocuğun beyaz adama bakışı
Madarunfalı cocuğun beyaz adama bakışı

 

Başarılı bir ameliyat geçirir o genç kız. Uyandığında kocaman bir gülüş yerleşir o güzel, simsiyah yüzüne. Yatağı bile olmayan hastanede yere serili bir örtü üzerinde bu kez kelimenin tam ve gerçek manasıyla gülen gözlerle el sallar fotoğrafını çekene…

Çaresizlik yolu bağlar…
Ameliyatlar için Nijer’de bulunan Türk doktorlar dar zamana sığdırabildikleri sağlık taramalarında kadınlar gibi çocukların da ciddi anlamda sağlık hizmetine ihtiyacı olduğunu görüyorlar biraz da çaresizlikle. Çünkü belki de ilk kez bir doktor eli değiyor buradaki üzüm gözlü çocuklara… Yapılan teşhisler ise tedavi sağlanamayacağı için yürekleri burkuyor. Burada çocukları ‘iyi’ etmek için ilaç vermek yetmiyor çünkü. Karnı doymayan, yiyecek namına milekten (muhabbet kuşu yemi) başka bir şey tanımayan bebeklerin sağlıklı gelişimi için vitamin takviyesi yapılsa ne fayda? Yaşıtları gibi beslenmeye, temizliğe ve bölgenin şartlarını bilen doktorlara da gereksinimleri var. Oysa ana babalar nasıl da ümitle gözlerini dikmişler köylerine kadar gelen bu beyaz adamlara. Her şey birbirine öylesine bağlı ki burada. Öyle bir nokta geliyor ki eli kolu bağlanıyor gidenlerin… O zaman daha çok şey yapılmalı diye yüreklendiriyor herkes birbirini. Yapılması gerekenlerin listesi çıkarılıyor…

Madarunfa’da köy
Madarunfa’da köy

 

Nedendir bilinmez, garip bir bağ oluşuyor Nijer’e gidenlerle bu topraklar arasında… Tekrar gelmek, yeniden elini tutmak siyah ellerin ve bir çocuğun daha başını okşayabilmek bir tutkuya dönüşüyor. Borçlu hissediyor kendilerini; rahat hayatını bırakıp buraya gelerek onca rahatsızlığı hissedenler… Bilmeyenlere anlatmak, duymayanlara söylemek, yetinebilmenin erdemini, sahiplenme duygusu olmadan da yaşamanın mümkün olduğunu kelimelere dökmek gerekiyor Nijer’den dönerken… ‘Acı’larınızı hafife alın
çünkü çocukların süt içemediği bir yer var bu dünyada. Günde üç öğün değil, yemek bulabildiği vakit karnını doyuran insanların yaşadığı bir ülke… Kız çocuklarının sek sek oynamadan çocuk doğurduğu, kadınların hastalanınca kendini sokakta bulduğu, ev diye dört duvarın yeter olduğu, hastalıkların türlü
ve çeşitli hastane ve doktor sayısının bir elin parmaklarını geçmediği bir yer var…

Nijer nehrinde balıkçı çocuklar
Nijer nehrinde balıkçı çocuklar
Nijer nehrinde balıkçılar
Nijer nehrinde balıkçılar
Sihay - Beyaz...
Siyah – Beyaz…

gezgindergi-dunya-nijer (5)

Niamey sokaklarından manzara
Niamey sokaklarından manzara
Niamey de çöplük
Niamey de çöplük

gezgindergi-dunya-nijer (10)

 

NİJER –   Bu yazı 2007 yılının Kasım ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 10. sayısından alınmıştır.

Yazar : GEZGİN YAZAR

GEZGİN YAZAR
Türkiye'nin Gezi, Seyahat ve Fotoğraf Dergisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir