Pazar , 24 Eylül 2017
Anasayfa » DÜNYA » Nürnberg

Nürnberg

BAVYERA’DA KÜLLERİNDEN DOĞAN BİR ORTAÇAĞ ŞEHRİ

Nürnberg, Bavyera eyaletinin Münih’ten sonraki en büyük ikinci şehri. Ancak taşıdığı önem ve tarihi miras açısından bakıldığında hiç de Münih’ten aşağı kalır bir kent değil. Pegnitz nehrinin iki yanına yayılan şehir daha ilk bakışta sizi kendine hayran bırakıyor. Kalesiyle, kiliseleriyle tam bir hayal diyarı. Belki daha da önemlisi 2. Dünya savaşında tümüyle yıkılmış, Nazilerin propaganda merkezi olmasının bedelini ağır ödemiş, ancak 1960’lardan sonra küllerinden yeniden doğmayı bilmiş bir yerleşim.

Şehrin tarihi 11. yüzyıla kadar çıkarılıyor. Kentin adı ilk kez 1050 yılında Noremberg olarak geçer. Nürnberg 1219 yılında şehir beratı almış. Bu tarihten itibaren de özgür imparatorluk kentlerinden biri olarak gelişmiş. Kentin etrafındaki surlar ise 1452’de tamamlanmış. Nürnberg, biraz da Kutsal Roma Germen imparatorluğu zamanında önem kazanan bir mekan. Köln ve Prag’la birlikte bu imparatorluğa uzun süre merkezlik de yapmış. İmparatorluğun merkezi 16. yüzyıldan itibaren Avusturya’ya taşınınca görece eski önemini yitirmiş, bu yüzyıldan sonra daha ziyade imparatorluğun en önemli kenti olarak Viyana ön plana çıkacaktır.

YAZI ve FOTOĞRAFLAR ÖNDER KAYA

Nürnberg, Reform hareketi devresinde Protestanların önemli merkezlerinden biri olacaktır. Alman Protestan hareketinin en önemli isimlerinden biri olan Philip Melanchtton şehirde kendi adını taşıyan ve Almanya’nın ilk gymniassiumlarından biri olan okulu açacaktır. Şehir; mekanik, optik araç ve oyuncak üretimi konusunda önemli bir merkez haline gelecektir. 2. Dünya Savaşından sonra kentte uluslararası oyuncak fuarının düzenlenmeye başlandığı da bu vesile ile belirtmiş olayım. 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başından itibaren ise Nürnberg açısından işler iyi gitmez. 1806 yılında borç batağına girdiği bir süreçte özgürlüğünü kaybederek Bavyera eyaletinin bir parçası haline getirilir. Öte yandan yine 19. yüzyılda Sanayi devrimi sürecini yaşayan Almanya’da tekrardan ön plana çıkmayı başarır. Nitekim Alman coğrafyasında ilk demiryolu, Nürnberg ile Fürth arasında 1835’de yapılmış.

HAUPTMARKT VE KİLİSELER BÖLGESİ

Eski Nürnberg’in tam merkezinde Hauptmarkt adı verilen bir alışveriş merkezi bulunuyor. Burası vakt-i zamanında Yahudilerin yaşam alanı imiş. Şimdilerde ise çiçek, sebze, meyve ve baharat temin edebileceğiniz son derece keyifli bir mekan. Buraya kadar gelmişken Bavyera eyaletinin spesyali olan ve Nürnberg’de de rahatlıkla ulaşabileceğiniz bir lezzeti yani “lebkuchen”i tatmadan geçmeyin. Bu, ballı ve bol baharatlı bisküvi, Nürnberg’in alamet-i farikalarından. Öyle ki kayzer 4. Karl zamanında söz konusu kurabiyenin maliyetini düşürmek için bölgedeki bal üretimi Nürnberg’e taşınmış.

Hauptmarkt aynı zamanda tarihi kiliselere de mekan teşkil eden bir yer. Şehrin tarihi kiliseleri mutlaka gezilmeli. Frauenkirche özellikle dikkat çeken bir yapı. İmparator 4. Charles tarafından 1358’de Yahudi mahallesinde yıkılan bir sinagogun hemen üzerine inşa edilmiş. Yine meydanda yer alan Güzellik çeşmesi de dikkat çekici. 14. yüzyıldan kalma ve yaklaşık 20 metre yüksekliğinde olan bu çeşme de şehrin sembol yapılarından. Çeşmenin demir parmaklıkları üzerinde bulunan halkaları çeviren kişilerin dileklerinin olacağına dair de bir inanış var.

Gotik sanatın şehirdeki en önemli temsilcilerinden biri olan Saint Lorenz kilisesinin yapımı ise nerede ise iki asır sürmüş. Kilise 2. Dünya savaşı sırasında şehrin uğradığı bombardımandan büyük hasar görmüş. Hatta yapının içini gezerken mabedin uğradığı zararı gösteren fotoğrafları da görmek mümkün. Ancak sonrasında şehirdeki pek çok yapı gibi başarılı bir şekilde tekrardan ayağa kaldırılmış. Kilisenin içindeki heykeller ve camlarındaki vitraylar ise tek kelime ile büyüleyici. Yine bu yapının yakınında bulunan Sebaldus kilisesi de 120 yılda tamamlanmış. Weisser Turm da Nürnberg’in sembol yapılarından. 1250 yılında inşa edilen kule 2. Dünya savaşında zarar gördüğü için restore edilmiş, bugün saat kulesi olarak hizmet vermekte.

Şehri en iyi görebileceğiniz yer ise herhalde Kesierburg adıyla da anılan kalesi olsa gerek. Buranın yapım tarihi 1050 yılına kadar çıkarılır. Bu tarihte Kutsal Roma Germen imparatoru olan III. Heinrich zamanından kalma. Kalenin içinde tarihi odalar, bir şapel, derin de bir kuyu var. Bu kuyunun girişi sağlam bir şekilde korunuyor. Zira şehir suyu eski zamanlarda buradan geliyormuş ve kuyuya bir hayvan leşi ya da şehir halkına zarar verecek başka bir şeyin atılmaması içinde sıkı tedbirler alınmış. Ayrıca imparatorluk devrinden kalma bazı silahları da görmek mümkün.

ALBRECHT DÜRER EVİ

Nürnberg demek aslında biraz da Albrecht Dürer demek. Şehirde onun adına inşa olunan harikulade bir heykel bulunuyor. 2. Dünya savaşı bombardımanında zarar gören bu heykel, sonradan tekrar restore edilmiş. Dürer’e ait ev ise, şu an müze halinde hizmet veriyor. Nerede ise beş asırlık bir yapıdan bahsediyoruz. Müzede Dürer’e ait baskı makinesinden, ürettiği sanat eserlerine kadar çok farklı objeler sergileniyor.

Alman Rönesansının en büyük ustalarından kabul edilen Dürer, 1471’de bir kuyumcunun oğlu olarak Nürnberg’de doğmuş. Ağaç ya da bakır üzerine oyma baskı tekniği ile yaptığı dini ve din dışı resimlerle haklı bir üne kavuşmuştur. İlk resim deneyimlerini babasının kuyumcu atölyesinde yaşar. Babası, oğlunun özellikle portre sanatındaki yeteneğini fark edince onun bir sanat atölyesine çırak olarak verir. Sonraki yıllarda Dürer, gezgin ressam olarak İtalya, Felemenk, Alsace, Straousburg, Basel gibi coğrafyalarda bulundu ve kendini geliştirdi. İlk ağaca baskısını Basel’de gerçekleştirdi. 1498’de yaptığı oto portresi Rönesans döneminin en kıymetli eserlerinden sayılır. Albrecht Dürer, 16. yüzyıl başlarında Kutsal Roma Germen imparatoru I. Maximilian’ın hizmetine girer. 1518’de ise Ausburg’a giderek Reform hareketinin en önemli siması olan Martin Luther ile tanışır ve onun sadık bir izleyicisi olur. 1521’de Nürnberg’e dönen Dürer, 1528’de yaşarken hak ettiği saygıyı gören nadir sanatçılardan biri olarak bu şehirde hayata gözlerini yumar.

NÜRNBERG VE NAZİLER

Şehir 20. yüzyılda ne yazı ki çok kötü bir şöhret ile gündeme gelecektir. Naziler, Nürnberg’i kendileri için bir merkez olarak görüyorlardı. Hatta bazı kaynaklarda Nazilerin başarılı olması durumunda Berlin’in yerini Nürnberg’in alacağı söylenir. Şehirdeki milliyetçi yönelim Eylül 1923’te yapılan “Almanlar Günü” kutlamalarına kadar götürülür. 1927, 1929 yılları ile 1933-1938 yılları arası Ağustos ya da Eylül aylarında Naziler bu şehirde büyük mitingler tertip ederler. Bu gösterilerde kaz adımlı geçit törenleri yapılır, Wagner müziği çalınır, gamalı haçlar zafer alayı eşliğinde sahneye çıkar, Hitler başta olmak üzere Nazi hareketinin önemli isimleri ateşli konuşmalar yaparlardı.

Bu mitingler adeta ilerleyen yıllarda yürürlüğe girecek olan Nüremberg Yasalarının habercisi gibidir. Yahudi soykırımının öncüsü olarak kabul edilen bu yasalar 1935 mitinginde ilan edilmişti. Söz konusu yasalar “ırksal kirlilik” fikrinden hareketle Yahudilerle Yahudi olmayanlar arasındaki evlilikleri ve evlilik dışı ilişkileri kesin olarak yasaklıyordu. Yahudilik bu yasalar çerçevesinde “büyükanne ve büyükbabası üç ya da dört kuşaktır Yahudi olan kişiler” olarak tanımlanıyordu. Aynı zamanda Yahudilerin ekonomik alandan dışlanmaları süreci de başlatılıyordu. Bu yasalar, sonrasında Çingeneler de dahil olmak üzere başka unsurları da içine alacak şekilde genişletilecektir.

Şehir, 2. Dünya Savaşı sonrasında Amerikalılar tarafından önce ağır bir şekilde bombardıman edilir sonrasında da işgal edilir. İlginçtir ki Naziler, insanlığa yönelik işledikleri suçlardan dolayı 1945-1946 yılları arasında ABD, Fransa, İngiltere ve Sovyetler tarafından bir zamanlar gövde gösterisi yaptıkları bu şehirde yargılanacaklardır. Davalara ilk olarak 18 Ekim 1945’de Berlin’de başlanmış, ancak sonrasında 20 Kasım 1945 ve 1 Ekim 1946 yılları arasında Nürnberg’de devam edilmiştir. Sanık sandalyesine oturtulan 24 üst düzey Nazi liderinden 12’si idamla cezalandırılacaktır. 3’ü masum bulunarak serbest bırakılacak, 3 sanık ömür boyu hapis cezası alırken 4 sanığa da 10-20 yıl arası hapis cezası verilecektir. İdam cezası alanlar arasında Hermann Göring gibi idamına az bir süre kala intihar etmeyi başarabilenler de var. Tüm sıkı kontrollere rağmen Göring bir şekilde elde ettiği siyanür kapsülünü uzun süre hücresinde saklamış ve infazına saatler kala yutarak intihar etmişti. Mahkemede yargılanan bazı isimler, daha sonra Alman mahkemelerince gıyaplarında aklanacaklardır.

Şehir bugün Nazilerin kanlı tarihine ışık tutan bir de Nazi Dökümantasyon Merkezi’ne ve müzesine ev sahipliği yapıyor. Aslında merkezin hizmet verdiği yapı Naziler tarafından 50 bin kişilik dev bir kongre merkezi olarak tasarlanmış ancak bitirilememiş. 1973 yılında ise bugünkü şeklini alarak tamamlanmış. Göl kıyısında bulunan bu alanda Almanya’yı 2. Dünya Savaşına götüren süreç, Nazi tarihine ait pek çok belge ve fotoğrafın yanı sıra başta Nüremberg mahkemeleri olmak üzere bol miktarda video da bulunuyor.

Nürnberg size Ortaçağdan kalma bir şehri ve onun acı tatlı pek çok hatırasını görmeyi vaad ediyor. Yolunuzu Nürnberg’e düşürürseniz buradan da Bavyera’nın en büyük şehri olan Münih’i görme fırsatı yakalayabilirsiniz.

Nürnberg – Bu yazı 2016 yılının Temmuz ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 113. sayısından alınmıştır.

Yazar : ÖNDER KAYA

ÖNDER KAYA
1974'te İstanbul doğumlu. Öğretmen, araştırmacı-yazar ve tarihçi. Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü'nden mezun olan Kaya, aynı yıl Marmara Üniversitesinde yüksek lisansını yaptı. Öğretmenlik hayatına Robert Koleji'nde devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir