Cumartesi , 16 Kasım 2019
Anasayfa » DÜNYA » Özgür Atlar Ülkesi

Özgür Atlar Ülkesi

MOĞOLİSTAN

Yazı : Durdu OZAN – Fotoğraflar : Emre OZAN

“Mavi gökler ülkesi”, diğer adıyla “özgür atlar ülkesi” Moğolistan… Çift hörgüçlü develerin, gökyüzünü şenlendiren çaylakların, ansızın yolda karşınıza çıkıveren koyun, keçi, at ve yak sürülerinin yurdu Moğolistan… Uzayıp giden steplerin, baharda yemyeşil tepelerin, Selenge, Orhun ve tuul nehrinin, Altay Dağları ve Gobi Çölü’nün anası Moğolistan… Bir anda kendinizi içinde buluverdiğiniz geçmişin ve tarihin adı Moğolistan… Cengiz Han’ın vatanı Moğolistan… Yiğitliğin; at binmek, ok atmak ve güreş ile ölçüldüğü yurt Moğolistan…

gezgindergi_mogolistan08

Her yıl Temmuzun 11,12 ve 13’ü Naadam bayramı Moğolistan için. Senenin iki büyük bayramından biri. Herkeste, her yerde ciddi bir hazırlık göze çarpar. Bayram için alışverişler yapılır, hediyeler alınır. Bayramda herkes yerel kıyafetlerini giyer, eş dost ziyaretinde bulunur. İnsanlar gönüllerince yer, içer, eğlenir. Bir de her yıl ülke çapında güreş müsabakaları, ok ve at yarışları düzenlenir. Günler öncesinden biletler satışa çıkarılır. Uzun kuyrukta saatlerce bekledikten sonra alırlar biletlerini insanlar. Yüzlerinde muzaffer kumandan edasıyla ayrılırlar kasadan.

gezgindergi_mogolistan13

Küçüklüğümden beri düşkünümdür atlara. Atımız vardı bir kaç tane. Bazısı deli dolu, bazısı uysal… Yürüyüşleri, anlıyor gibi bakmaları, yelelerinin rüzgarda savruluşu, kuyruk savurmaları ne çok etkilerdi beni. Hele şaha kalkışları. Korkuyla birlikte hayranlık hissi uyandırırdı küçücük yüreğimde. Atlara bu kadar meraklı ve bir kaç yıldır Moğolistan’da yaşıyor olmama rağmen, fırsat bulup at yarışlarına gidememiştim. Bu sene her şeyi bir kenara itip at yarışına gittim, daha doğrusu “aygır yarışına”. Bu yarışta beş yaş üstü aygırlar koşacak. Aygır; İğdiş edilmemiş, başka bir ifadeyle kısırlaştırılmamış at… Altı kategori var at yarışlarında. Hepsine gitmem mümkün değildi, tercihimi aygır yarışı lehine kullandım.

gezgindergi_mogolistan17

Günler öncesinden başlayan bayram heyecanı… Nasıl gideriz, kiminle gideriz, yer bulabilir miyiz…? Araştırmalar, planlar ve arkadaşlarla konuşmalardan sonra her şeyi ayarladık. Ufak tefek eksiğimiz vardı elbet, ama büyüklerin de dediği gibi “kervan yolda düzülür”dü. Bazı şeyleri oluruna bıraktık mecburen.. Bayram sabahı gün ışımadan arkadaşlarla buluşup yola çıktık. Yarış şehrin dışında, yaklaşık 50 km uzaklıkta bir alanda yapılıyordu her yıl olduğu gibi. Yollar tenha idi. Yağmur yağmıştı geceden ve hala hafif hafif çiselemekte idi. Tertemiz bir hava…

gezgindergi_mogolistan07

Yarışın yapılacağı alana girişler biletliydi.. Bizim ise biletimiz yoktu, çünkü vakit bulup alamamıştık. Uzun bir araç kuyruğu vardı.Görevliler biletsizlerin geçişine izin vermiyordu. Arabasını bırakıp yürüyenler yok değildi, ama yarış alanı henüz yürüme mesafesinden uzaktı. Şimdi ne yapalım diye düşünürken elinde bilet, arabalar arasında dolaşan birini gördük. Uzun bilet kuyruğuna girmiş, bilet almış, şimdi de onu satıyordu. Belki iki katına satacaktı bize, ama başka şansımız yoktu. Aldık bileti ve yarış alanına en yakın yere park ettik arabamızı. Uzun ve eğlenceli bir yürüyüş başladı bu sefer, yarış alanına doğru. Her taraf yemyeşil otlarla kaplıydı. Çiçekler, kelebekler, uçuşan zıplayan çekirgeler… Bütün çekirgeler bugün burada toplanmıştı sanki. Hayatımda bu kadar çekirgeyi bir arada gördüğümü hatırlamıyorum. Bu kadar çok çekirge sesi duyduğumu da…onlarca cır cır böceğinin aynı anda ötmesi gibi.

gezgindergi_mogolistan22

Ağaç yok. Tepeler var yeşil. Arabalar, insanlar, atlar, ve çadırlar… Küçük bir meydana eğlence araçları yerleştirilmiş. Baloncular, yiyecek satanlar, binilmek üzere bekletilen atlar… Saat dokuz, yer bulamama endişesiyle erken geldik, ama yalnız değiliz. İnsanlar akın akın gelmekte. Yarışacak atlar toplanıyor. Televizyonlar gelmiş yayın yapmak için. Ellerinde fotoğraf makineleriyle yerli yabancı insanlar, pusuya yatmış avcı gibiler. Yer yer geleneksel kıyafetleriyle poz veren adam, kadın ve çocuklar… Ve atlar en asil halleriyle… Bitiş çizgisine çok yakın bir yere yerleştik türbinde. Makinelerimiz hazır, şarjımız tam dolu akşamdan.

gezgindergi_mogolistan02

Uzun zaman yarışlara katılmış, hatta ödül almış arkadaşımızdan bilgi almayı da ihmal etmedik bu arada. Yarış atları, normalde dağda yılkılarla gezermiş. Yarışa üç ay kala hazırlık için sürüden ayrılır ve haftada bir kaç defa koşturulurmuş. Koşturulacağında başı hariç atın bütün vücudu keçe ile sarılırmış bazen. Bu şekilde on km kadar koşturulur iyice terletilirmiş at. Sonra iki saat kadar da yürütülürmüş. Bu uygulama ile atın içi temizleniyormuş.

gezgindergi_mogolistan12

Beslenmesine de dikkat ediliyormuş atın. Bazen dağ otları, bazen de nehir kıyısından otlarla besleniyormuş at. Tezeğine bakılarak ne yemesi gerektiğine karar veriliyormuş. Arpa da verilirmiş ara ara. Bir ara çok yediriyor, sonra iyice kısıyorlarmış yemini. Amaç forma sokmakmış atı. İçtiği su, diğer atların içtikleri sıradan sulardan değilmiş. Öyle her hangi bir akarsudan sulanmazmış at. Kuyulardan çekilen özel sular verilirmiş. Eğer yarışacak at, tay ise emme yaşını geçmiş olsa bile emzirilirmiş. Öz annesi cins at değilse, cins bir attan emzirilirmiş.

gezgindergi_mogolistan10

Yarışacak atın göğsüne ve sırtına at sütü vurmak başka bir uygulama. Amaç atı sağlamlaştırmak, dayanıklı kılmakmış bu şekilde.

Atların yelelerine kurdele takılırmış genelde, kazak yarışçılar baykuş tüyü takarmış. Kurdele aralarına din adamlarınca yazılmış, kutsal metinler konulurmuş. Atın kuyruğu işlenmiş kayışla bağlanırmış. Bir de yarışa hazırlanan atlara şarkı söylenirmiş. At şarkısı olarak bilinen bu şarkı yer yer farklılık gösterse de atın coşmasını sağlıyormuş. Bir bağ kurulurmuş atla binicisi arasında bu şarkıyla.

gezgindergi_mogolistan01

Yarışacak atlar başlangıç noktasına doğru yola çıktılar. 20-25 km gidecek ve oradan yarışa başlayacaklar. Yarışta ilk çıkış çok önemlidir diyor arkadaşımız. Toprak zeminde yaklaşık 200 at aynı anda koştukları için toz toprak havalanır, göz gözü görmez olur. Bu yüzden yarışın başladığı ilk anlarda binici gözünü kapatır, atın dizginini serbest bırakır. Varsa eğerden yoksa atın yelesinden tutar. At kendi yolunu bulur. Arkadaşımızın dediğine göre, yarışın başlarında atı fazla yormamak gerekiyormuş. Özellikle atlar, yan yana koşarken rekabet hırsına kapılıp yoruluyormuş. Böyle durumlarda ya öne geçilir, ya geride kalınırmış. Atı normal hızda götürmek ve son beş km’de olabildiğine hızlanmak en iyisiymiş.

gezgindergi_mogolistan06

Gidenlerin gelmesi uzun sürecekti belliydi. Nasıl geçer o uzun bekleyiş diye düşünürken gösteriler başladı. Hem şaşırdık hem sevindik. Geleneksel müzikle bayram coşkusunu hissediyorduk. Hoparlörlerle her yere yayılıyordu ses. Eğitimli askerler, eğitimli atlarla gösteri yaptılar. Jokeyler, süslü atlarıyla atladılar tekrar tekrar engellerin üzerinden. Aman düşecekler, şimdi düştüler, eyvah… diye diye izledik. Ne biniciler düştü atından, ne de sürçtü atlar…

gezgindergi_mogolistan15

Saat on bir civarı bir toz bulutu kalktı tepelerin ardından. Küçük tepelerin ardından göğe yükseldi toz duman. Önümüze dev ekran kurulmuştu ve buradan ara ara yarışın görüntüleri yansıyordu. Biraz sonra kendilerini gördük benekler halinde atların. Onları takip eden araçların camları parlıyordu yer yer. Türbinlerde hareketlilik çoktan başlamış, dürbünü olanlar dürbünleriyle izlemeye başlamışlardı gelenleri.

gezgindergi_mogolistan09

O toz bulutu içinde dört nala yaklaşan atlar… Kalabalığın görülmeye değer coşkusu… Bayramlıklarını giymiş yediden yetmişe mutlu insanlar… Aralarda yiyecek içecek satan umudun ışıdığı çehreler… Hayran hayran etrafı olup biteni izleyen turistler… Fotoğrafa bol ve güzel malzeme bulmanın heyecanını yaşayan fotoğraf tutkunları… Kulağımızı dolduran müzik… Her şey o kadar güzel!

gezgindergi_mogolistan11

Nihayet önümüzden geçecek yarışmacılar. Bitiş çizgisine uçarcasına yaklaşan atlar… Ellerinde mavi renk atkılarıyla dereceye girecekleri bekleyen ‘del’ giymiş atlılar. Birinciyi karşıladı birinci atlı ve birlikte koştular bitiş çizgisine. İkinci, üçüncü, dördüncü… Seyircilerden alkış ve sevinç nidaları… Türbin ayakta, biz ayaktayız.

gezgindergi_mogolistan21

Geçiyor atlar birer ikişer. Terli, yorgun ama kararlı. Binicilerinde haklı bir gurur. Küçükler, ama büyükler. En küçüğü altı-yedi yaşında, büyüğü on iki-on üç… Atlarda eğer yok genelde. Kimsinin yelesi örgülü, kimisinin kuyruğu bağlı. Ata ve binicisine tebrik…

gezgindergi_mogolistan19

Her bir yarışçı bitiriyor yarışı. Bazı atlar koşamıyor bile, sona doğru yürüyerek gelenler oldu. Binicisi de pes etmiş, salmış kendini. Seyirciler onu da alkışlamayı ihmal etmediler. Yorgun at, yorgun binicisiyle bitiş çizgisine gitti. Tay yarışında olsaydı o da ödül alırdı. Tay yarışında, sonuncuya güzel bir tay hediye edilir, seneye bu tayla birinci ol diye dua edilirmiş.

gezgindergi_mogolistan03

Yarıştan sonra tribünden inip biraz daha fotoğraf çektik etrafta. Terli atların etrafını saran insanlar gördük. Tere ellerini sürüp, onunla yüzünü gözünü sıvazlayanları.Kutsal sayılıyormuş yarış atının teri, şifa olacağına inanılıyormuş. Daha neler öğrenecektik şu hayatta.

gezgindergi_mogolistan04

Kulaklarımızı dolduran çekirge sesleri ve müzik eşliğinde yürüdük arabamıza. Her adımda havaya sıçrayan üç beş çekirge uğurladı bizi. Yürüdük, yeniden gelebilme umuduyla bindik arabamıza.

ÖZGÜR ATLAR ÜLKESİ MOĞOLİSTAN – Bu yazı 2015 yılının Ağustos ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 102. sayısından alınmıştır.

Yazar : GEZGİN YAZAR

GEZGİN YAZAR
Türkiye'nin Gezi, Seyahat ve Fotoğraf Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir