Salı , 24 Ekim 2017
Anasayfa » DÜNYA » Yalnız Kalma Korkusu ve Gezginlik

Yalnız Kalma Korkusu ve Gezginlik

Yazı ve Fotoğraflar: Cemre Nur Meleke

İllüstrasyon : Hamza Sancar

İnsanlık öğrenmekten, arkadaşlık geçtiğin  yollardan, hayat taşıdığın anılarından ibarettir. İnsan doğasında olan “biz” olgusu, kimi zaman hayatımıza bir eş, bir dost, bir aile katarken kimi zaman da negatif yönde bağımlılık yüklüyor.

Oysa ki, süresi kısıtlı olan ömründe, bir kere dünyaya gelebilmiş olan insanoğlu, yalnız kalmaktan korktuğu ve “biz” olgusuna düşkün olduğu için istemediği birçok şeye katlanmak durumunda kalıyor.

Hepimizin hayatında sevmediği ama katlandığı insanlar vardır… Kimimiz eşine, kimimiz dostuna, kimimiz iş arkadaşına, patronuna,ailesine hatta kendine katlanmak zorunda kalır. Bu katlanış zorunluluktan ya da yalnız kalma korkusu diye adlandırdığım/adlandırılan psikolojik durumdan kaynaklanıyor.

Kim yalnız kalmak ister ki? Hiçbirimiz… Oysa yalnızlığı tamamlayan sadece insanlar değildir.

Hangi gezgin yalnızdır? Hiç düşündünüz mü… Tek başına dünyayı gezen insanlar mı yalnızlığı tanımlar yoksa her gün aynı faaliyetleri yapan, şehre sıkışmış insanlar mı?
17. yüzyılın önde gelen gezginlerinden Evliya Çelebi’ nin bir öğütüdür,

” Doyasıya gez!” …

İşte asıl “biz” olgusu bu noktada başlar, yalnızlık bu noktada kaybolur. Gittiğin şehir senin arkadaşındır. Bütün güzel yönlerini, özelliklerini tanımak istersin. O senden asla bıkmaz, her zaman kapısı sana açıktır. Yeter ki gez o şehri, ülkeyi!

Yalnız kalma korkumuzu, insanlarla boğuşarak , yaşadığımız şehirde sıkışıp kalarak, sevmediğimiz yapmak istemediğimiz şeylere katlanarak aşamayız. Ancak gezgin ruhuyla aşabiliriz.

Bu da içimize doğru yola çıkmak ve  kendimize varabilmekle mümkün…

 

“Bir noktadan sonra geriye dönüş yoktur. İşte varılması gereken yer o noktadır.” Franz Kafka

Geriye dönmek istemeyeceğimiz, hep ileri gitmek isteyeceğimiz yollar, şehirler, ülkeler  bizim! Dünya bizim! Sadece gezin.. O noktaya varıncaya kadar..
YALNIZ CENNET CAPE MAY

Bu noktalardan biri diye adlandırabileceğim Cape May’e,  Amerika’nın New Jersey tarafını ziyaret etmiş olan herkesin uğramasını tavsiye ederim…

Fotoğraf çekmeyi , gezmeyi sevenler için harika bir yer Cape May… Sahili, ünlü deniz feneri , rengarenk, görkemli  ve aynı zamanda da şirin olan evleriyle kendinizi  bu sahil kasabasında  huzurlu hissediyorsunuz. Evet kelimenin tam anlamıyla huzurlu… Özellikle yalnızlığı seven,  gezdiği yerleri kendine arkadaş edinmiş olanlar için kesinlikle gidilmesi gereken bir yer.

New Jersey’nin sahil kasabaları meşhurdur;  Atlantic City, Ocean City, Cape May gibi yerler sizi Amerika’nın bu pek gezilecek bir yeri olmayan olan eyaletinde mutluluğa ve huzura erdirir.

Dünya’nın en göz alıcı, en muhteşem, en ünlü yerlerinden biri sayılan New York’ta 3 ay yaşamış biri olarak şunu diyebilirim ki, Cape May’de kafa dinledim! Gürültüden, kalabalıktan uzak bu şirin sahil kasabası tam hayallerimdeki gibiydi.

Gezimize öncelikle  Cape May Lighthouse ‘a gitmekle başladık. Fotoğraf çekmek için muazzam bir yer olan Lıghthouse’a çıkarken yaklaşık her katta bu yeri anlatan tarihi yazılar ve fotoğraflarla karşılaşıyoruz.

Ve 199 adımda lıghthouse’un tepesinde, gökyüzünün içindesiniz! Manzara harika! Göl, deniz,sahil, kuşlar,agaçlar,evler o yükseklikten o kadar güzel gözüküyor ki, iyi ki 199 adımlık yorgunluğa katlanmışım diyorsunuz. Hele de akşam güneşin batmasına yakın orada olursanız, muhteşem bir gün batımıyla iç içesiniz.

Lıghthousedan indikten sonra Cape May’in sahiline doğru yola çıkıyoruz. Deniz, plaj, kum harika! Sahilde üzerinde “Cape May” yazan çok şirin bir kayık mevcut. İnsanlar içine girip fotoğraf çekiliyor.

Plajın ardından sahil kasabamızı turlamaya devam ediyoruz ve karşımıza “Cape May Mınıature Golf” çıkıyor. İçerisi tam çocuklara göre. Lezzetli dondurması, minyatür golf sahası, küçük şelalesi ile şirin bir yer. Cape May’de hem çocuklar hem de yetişkinler için bunun gibi playhouselar fazlasıyla mevcut.

Sahilde yürürken karşımıza “Tanır’s Shy Pelican” diye bir butik çıkıyor. Tabelasında mekanın isminin altında da  “İstanbul” yazıyor! Ne şans ki sahibi Türk! Kıyafetler de ilgi çekici. Buraya da yolunuz düşerse uğramanızı tavsiye ederim.

Cape May’in en etkileyici şeylerinden biri de evleri… O rengarenk şirin evler eminim ki, bütün kadınların hayalindeki evlerdir. Kimisi fazlasıyle görkemli, kimisi şirin ve küçücük rengarenk evler…  Sanki çizgi filmdesiniz!

Son olarak, Cape May’ e gelip kalmak için bir otel önerisi,“Marquis de Lafayette Hotel’….Konaklaması , lezzetli yemekleri ve deniz manzarasıyla gezginler için harika bir yer.

Her sahil kasabasında olduğu gibi Cape May de yazın güzel… Özellikle havalar çok ısınmadan Mayıs-Haziran aylarında burayı gezmenizi tavsiye ederim.  Yalnızlığınızın Cape May’le arkadaş olacağından ve buradan mutlu ayrılacağınızdan emin olabilirsiniz.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir