Anasayfa » MANŞET » Yükseklere Veda; Kaçkar’da Sonbahar
gezgindergi-turkiye-kackarlara-veda (5)

Yükseklere Veda; Kaçkar’da Sonbahar

Dağlarla vedalaşmanın ağır olduğu zamanlardır sonbahar mevsimi. Giderken, arkanıza bakmak bile size üzüntü verebilir, bir daha gelebilecek miyim duygusu sarar sizi. Bunu en yoğun hissedeceğiniz yer Kaçkarlar’dır.

gezgindergi-turkiye-kackarlara-veda (1)

Yazı ve Fotoğraflar: UĞUR BİRYOL

Güzel ve güneşli baharlardan, yağmurun eksik olmadığı bir yaz mevsiminin ardından artık bu coğrafyada hem görsel şölenin hem de ayrılık hüznünün yaşanacağı zaman geldi nihayet. Kaçkarlar’da sonbahardan bahsediyorum. Sonbaharı ve mevsim dönüşümünün en güzel seyirlik noktalarını barındıran Kaçkarlar’da sonbahara biraz yorgun biraz üzgün ama iyi hava beklentisiyle giriyor insanlar. Geçtiğimiz sene sonbahar mevsiminin en güzel demlerini Kasım ayının sonlarına kadar doyasıya yaşayan Kaçkarlar, şimdilerde sürekli yağan yağmurun ve ardından gelen soğuğun etkisiyle, bu mevsimi artık güzel ve güneşli karşılamak istiyor. Genellikle yaz mevsiminde gelen misafirler hep yağmurdan şikâyetçidir ama Kaçkarlar’da sonbahar genellikle hep güneşli geçmiştir.

Evleri Toparlamak

Yaz mevsiminden önce karlarla kaplı dağlarına ve yaylalarına kavuşma hasretiyle yanıp tutuşan yöre halkı, Mayıs ayının son haftasından itibaren yaylaya göç etmek için hazırlıklara başlar ve uzun bir bekleyişin sonunda, artık rüyasına giren yaylasına kavuşur. Mayıs ayının sonlarında henüz otlar yeşermemiş olur ve karlar da yer yer düzlüklerde bile dururken, hayvanlarıyla birlikte özgürlüğe koşan yaylacılar için de uzun ve bazen yorucu bazen neşeli bir yayla mevsimi başlamış olur. Bu güzel ve dingin hayatta, ne zaman ki yaylada havalar soğumaya başlar ve aynı zamanda güz çiğdemleri çıkar o zaman süreninsonuna gelindiği haber verilmiş olur. Yaylacılar artık son hazırlıklarını yapmaya başlar ve yavaş yavaş hem kendilerini hem de hayvanlarını tersine göçe hazırlamaya başlar. Öncelikle yapılması gereken işlerin başında katıkların yani kışlık erzakların hazırlanıp, kaplarına konulması işlemi gelir. Daha sonra da yataklar ve yorganlar, evin tavanından asılan bir iskelenin üzerine toparlanır, bu işleme “tacar etmek” denir yörede. Bunun yapılmasının en önemli sebebi kemirgenlerin bunlara zarar vermesini engellemektir. Sonra evlerin kapıları ve pencereleri sıkılaştırılır, duvarlar, bacalar, sobalar kontrol edilir ve uzun ve sert bir kışla baş başa kalacak yayla evi geride bırakılıp, aşağıdaki köy hayatına doğru yola çıkılır. Şüphesiz bu tersine göçte insanlar kadar bütün bir yaz yaylalarda özgürce salınmış hayvanlar da mutsuzdur. Yayla evleri artık kendi kaderleriyle baş başadır, belki gelecek sene yerlerinde olmayabilirler, ya çığ alır götürür ya da başka bir hal gelebilir. Ama yüzyıllardır yaylacılık bir şekilde devam etmiştir Kaçkarlar’da ve orayı sahiplenenler bir günlüğüne bile olsa ziyaretten vazgeçmez. Bu kadar dağlarına sevdalı insanlar olunca ayrılmak da zor oluyor haliyle.

gezgindergi-turkiye-kackarlara-veda (2)

Köydeki Bereketli Yaşam

Köye doğru yol alındığında hava başkalaşmaya, nem artmaya başlar, ilk başlarda boğucu gelir hava. Sonra alışılır ve köydeki hayat neyi gerektiriyorsa ona göre olan işler yapılmaya başlar. Güz mevsimi Kaçkarlar’da berekettir aynı zamanda. Kabak, incir, elma, ceviz ve isabella denen kokulu siyah üzümün yanı sıra, “mehovah” denilen yabanmersinin de bolca bulunduğu bir mevsimdir sonbahar. Mehovahlar özellikle, dağlarda ve yayla yollarındaki çalı formlarının üzerinde yetişen, insanlar kadar otobur ayıların da sevdiği, ekşimsi bir tada sahip ama güçlü bir antioksidant özellikli küçük, siyah bir meyvedir. Yöre kadınları yayla dönüşleri bu meyveleri toplayıp, evlerinde reçellerini pişirirler. Yüksek kesimlerde (1500-2300 metreler arası) ise Eylül başından sonuna kadar ahududu ve böğürtlenler de güz mevsimi bereketi tablosundaki yerlerini almış olurlar. Bütün bunların yanında özellikle hayvancılık yapan ailelerin hem yayladan getirdikleri katıkları hem de zaten ürettikleri sütü, kaymağı, tereyağını da kattığınızda bu bereket şöleni tamamlanmış olur. Köye dönüşte sadece yeme içme anlamında değil kışa hazırlık olarak da “odun edilmesi” gerekir ki, büyük evlerde kurulan “pilita”ları (kuzine) canlı tutmak için bu şarttır. Bir taraftan böyle telaşlar yaşanırken, bir taraftan da uzun bir kışın hafif stresini yaşayan yöre halkı için sonbahar aslında bir hasret mevsimidir, bir dahaki baharda yaylasına özlemle kavuşmanın hasreti. O nedenle bir türkü bu durumu çok iyi anlatır: “ Yaz gelende yaylalarun yeşili, kış gelende misirlarun seçili, o ana oy ben ne edeyim, bu dert ile nerelere gideyim…”

gezgindergi-turkiye-kackarlara-veda (3)

Yayladan dönüş zamanı

Yaylada yaşamak özgür olmaktır. Bu özgürlüğü kısıtlayan tek şey zamandır. Çünkü güz zamanı yayladan inme zamanıdır ve Kaçkarlar’da “Huzmancuk” denen vargit çiçekleri açtığında artık yayladan yavaş yavaş gitmenin zamanı gelmiş demektir. Yaylada elde edilen katıklar ‘kadin’ denilen ahşap kaplara doldurulur ve kışın tüketmek üzere köye indirilir. Katıkların bir bölümü de gurbetteki akrabalara gönderilir. Yayladan inmek gerçekten zordur çünkü “Dağlar doli likaba manişak aman/ argatiya günleri düşledim aman”… Yani yaylada yemiş çoktur, imece vardır ve yayladaki günleri dönünce herkes arar. Böylece koskoca bir yılın geçmesini bekler. Ta ki mayıs başına kadar karla kaplı yaylalara dağcılardan başka giden olmaz ama yaz başı yayla zamanı gelince o kıyıların ardı yine sahiplerini ve misafirlerini bekler. Gurbetten gelen ya da yörede yaşayan kim olursa olsun yayla, her zaman Kaçkarlar’da yaşayan insanların hayatında var olan, korunduğu müddetçe de var olacak bir yer. Artık yaylaların her birine araçla ulaşılabiliyor, dolayısıyla gidip gelmek mesele değil. Eskiden saatlerce yürünen yollar da yok, kilolarca yükü taşımak zorunda olan zavallı hayvanlar da. Ama yayla her zaman var. Yaylacılar, kulaklarında çardaktan gelen tulumun ağlatan sesi ve arkalarında bıraktıkları “gözü yaşlı” dağlarla vedalaşırlar… Hele hava açıksa gitmek oldukça zordur. Son bir kez daha bakılır ve iki damla gözyaşıyla bağırlara taş basılır. Yaylada her türlü teknolojiye rağmen inek besleyen, katığını kaplara koyup köyüne indiren ve kışlık tüketecek her yaylacıyı şu türküyle selamlayalım:“ Gidiyorum yayladan/Güz geldi onun içun/Her puğardan su içtum/Sevduğum senun içun…” oy ben ne edeyim, bu dert ile nerelere gideyim…”

Köyde sonbaharı yaşamak

Bir türkünün sözleri de şöyle diyor, “Yayladan ki yurudum, üç saat ağalmişim…” Yüksek dağlarla vedalaşma bittiğinde bunun ikinci aşamasını oluşturan köylerde yaşam başlar artık. Yaylalara göre daha alçak bir rakımda olan köylerde sonbahar hayatı bereketle başlar. Yayladan indirilen katıkların yanına ayrıca köyde yetişen inciri, siyah üzümü, kabakları da eklediniz mi bereketin keyfine değmeyin. Bir taraftan yükseklerden aşağıya inmenin hüznü ve alışma süresi, diğer taraftan bolluk bereket. Ara sıra yine iç geçirerek yaylaların tepelerine bakmak. Çok geçmeden kar tepeleri beyaza büründürür ve ağır bir kışın telaşları da yavaş yavaş başlar. Bir sonraki mevsimde yine yaylalarıyla, yüksek dağlarıyla, tulumları, horanlarıyla buluşma ümidiyle hayatına kaldığı yerden devam eden Kaçkarlılar şu türküyü söyler artık: “ Gel çikelum dağlara, dağlar olsun evumuz; her kumardan bir yaprak, olsun kiremidumuz…”

gezgindergi-turkiye-kackarlara-veda (4)

Öneriler

Kaçkarlar’da sonbaharı karşılarken Ayder, Pokut, Gito, Amlakit, Çat gibi yayla ve köylerde konaklamak isteyenler için seçenekler var. Aynı zamanda yeme içme ihtiyacının da karşılandığı bu mekânlarda sonbaharı karşılamak iyi bir alternatif olabilir. Sonbaharı karşılarken, mevsim koşullarına göre giyecek konusunda tedarikli olmanın yanında mevsim dönüşümünü belgeleyecek fotoğraf makinesi ve kameraların mutlaka yanınızda yer almasını sağlayın…

Tur Önerisi

Kurban bayramında Bukla Tur tarafından düzenlenen “Sonbahar Fırtına’sı” isimli bir haftalık Fırtına Vadisi turu da bölgeyi sonbaharda görmek için iyi bir fırsat sunuyor. Detaylar firmanın web adresinde.

www.bukla.com

Bu yazı 2014 yılının Ekim ayında yayınlanan Gezgin Dergisi’nin 92. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir