Gezgin Dergi

Basel Karnavalı

Yazı: Özgür Çetin / Fotoğraf: Halit Ömer Camcı

 Yüzyıllardır düzenlenen Basel Karnavalı bu yıl 11-13 Şubat tarihleri arasında yapıldı. Bu eğlenceli ve bol şamatalı karnavalı sizler için gezdik ve fotoğrafladık.

Uçağa, hayatımda ilk kez bir karnavala gitmenin heyecanı ile bindim. Uçağın tekerlekleri Sabiha Gökçen’deki pistten havalandığında ise kafamda net bir resim yoktu karnavalla ilgili. Sadece kötü ruhları kovmaya ve baharın gelişini kutlama gittiğimizi biliyordum o kadar. Yolculuk arkadaşlarım Coşkun Aral, Özhan Yiğitler ve  Halit Ömer Camcı da benim gibi düşünüyordu sanırım.

Ancak konu hakkında kafamda çok net bilgiler olmasa da fotoğrafik anlamda güzel geçeceğini umduğum bir karnaval olacağını tahmin edebiliyordum. En önemli korkum ise hava durumu ile ilgiliydi. Bu endişelerimde pek haksız da sayılmazdım. Çünkü uçağa bindiğimiz gün sağnak bir yağmur vardı İstanbul’da. Endişelerimin yersiz olduğunu 3 saatlik uçak yolculuğu ile ulaştığımız güneşli Basel havaalanında anladım. Gerçekten de gerek bizim geldiğimiz gün gerekse karnaval boyunca açık ve güneşli bir hava vardı. Orada havanın çok daha iyi olduğunu İstanbul’a döndükten sonra yağan kar ile de iyice emin oldum.

Turizm broşürlerinde Basel, Avrupa’nın en yumuşak iklimine sahip ülkelerinden biri (burada Orta Avrupa kastediliyor sanırım). Her ne kadar biz Şubat ayında gitsek de özellikel ilkbahar ve yaz aylarında şehri ortadan ikiye bölen Rhine nehrinde yüzüldü ve sayfiye bölgesi anlamında popüler olduğu belirtiliyor aynı broşürlerde.

Basel’de akşam üstü

Basel Karnavalı, ‘Basel Fasnacht’ (Fasnacht Almanca’da karnaval anlamına geliyor) her yıl

Paskalya perhizinin başladığı Çarşamba’dan (Ash Wednesday) sonraki Pazar-Çarşamba günleri arasında kutlanan renkli bir tören. Karnavaldaki amaç kötü ruhları uzaklaştırıp ya da kovup baharın gelişini kutlamak.

Karnavalın yapıldığı şehir olan Basel, İsviçre’nin hem Almanya hem de Fransa ile sınırı olan bir şehri. Nüfusu 165 bin civarında olan kent, Rhine nehri tarafından ikiye bölünmüş. Tipik bir Avrupa şehri olan Basel’de otobüs, hafif metro ve tren gibi farklı ulaşım seçenekleri bulunuyor.

BASEL
Roma İmparatorluğu’na dönemine kadar giden eski bir tarihe sahip olan Basel, MS 374 yılında Basilia adıyla bilinen yerleşim merkezi olarak tarihteki yerini alıyor. Uzunca bir süre Psikoposlar tarafından yönetilen şehir 1501 yılında İsviçre Konfederasyonu’na dahil oluyor.

26 farklı kontona (bölge ya da eyalet) ayrılmış bir ülke olan İviçre’de Basel, Basel-Stadt kantonunun başkenti.  Şehir Büyük (Big) ve Küçük (Small) olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Yüksek bir tepede ve hakim konumda olan Büyük Basel, ilk yerleşimin yapıldığı katedralin de aralarında bulunduğu bölgeye verilen genel ad. Daha sonraları genişleme ile kurulan Küçük Basel ise Rhine nehri kıyılarında otantik sokakları ve sessizliği ile dikkat çekiyor.

Şehir tüm yerleşim bölgeleriyle beraber 1 milyonluk bir nüfusa sahip. Ancak şehrin merkezinde yaşayanların sayısı 165 bin civarında. Bu da şehri oldukça sessiz, kolay ulaşılabilir ve bir uçtan bir uca gezmenin zahmetli olmadığı bir yer haline getiriyor. Zaten şehrin bir ucu Almanya, diğer ucu da Fransa ile sınırda. Avrupa ülkelerinde anladığımız anlamda bir ‘sınır’ olmadığından gezintiniz sırasında kendinizi bir anda Fransa’da ya da Almanya da bulmanız mümkün. Bu bakımdan şehir merkezinden uzaklaştığınızda etrafınıza dikkat etmeniz gerekiyor. İsviçre Avrupa Birliği üyesi bir ülke değil. Bu sebeple bu ülke için aldığınız vizeler AB için geçeril olmuyor. Kazara Almanya ya da Fransa’ya geçerseniz sıkıntı yaşamanız olası (vizeniz olmadığı için). Dikkatli olmakta fayda var.

İsviçre dünyanın en refah ülkelerinden biri. Kişi başına düşen milli gelir yıllara göre 35-40 bin dolar arasında değişiyor. Resmi parası Frank’ın Türkiye’deki karşılığı 1YTL civarında. Ülkenin Almanca, Fransızca ve İtalyanca olmak üzere 3 farklı resmi dili bulunuyor. Bunlar içinde en yaygın olanı Almanca. Onu Fransızca ve İtalyanca takip ediyor. Ülkenin Almanya, Avusturya, İtalya ve Fransa ile sınırı bulunuyor. Bu ülkelerde konuşulan diller İviçre’de de konuşuluyor.

Basel’de de  bu üç dili konuşan insanlar görmek mümkün. Tabi ağırlık yine Almanca’da. Ama Avrupa’nın birçok yerinde olduğu gibi İngilizce olarak derdinizi anlatmanız da mümkün.

Birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi düzenli ve temiz sokaklar ile rahat bir ulaşım ağına sahip olan Basel, kültürel merkezleri, müzeleri ve sanatsal aktiviteleri ile farklı bir çizgiye sahip. Avrupa’nın ortasında yer alan bu şehre ülkemizden de doğrudan ulaşmak mümkün. Sabiha Gökçen Havaalanından Pazar, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günlere saat 12:00 ve 14:00’te olmak üzere günde 2 kez EasyJet uçaklarıyla tarifeli seferler düzenleniyor.

BASEL KARNAVALI
Hristiyanlık öncesi Pagan kültüre ait izler taşıyan Basel karnavalanın bilinen tarihçesi 1376 yılına kadar dayanıyor. 26 Şubat 1376’da o zamanki adı ile Böse Fanacht – Evil Fasnacht olarak düzenlenen etkinlik şehrin Münsterplatz adı verilen meydanında yapılmış. Yüzyıllar boyunca çeşitli düzenlemeler ve yeniliklerle gelişen karnaval bugünkü halini almış.

Karnavalda kötü ruhları kovmak için farklı ve genelde korkutucu ifadelere sahip büyük maskeler takılıyor. Bu maskelerin yerel dilde Waggis, Altfrangg, Alti Dante ve Bajass gibi isimlere sahip farklı varyasyonları bulunuyor. Karnaval süresince çeşitli maskeler takmış katılımcılar bir kortej eşliğinde önceden belirlenmiş bir güzergahta yürüyorlar. Yürüyüş sırasında trampet ve flüt çalarak belli melodiler icra ediliyor. Ayrıca yürüyüş sırasında izlemeye gelen halka şeker, çeşitli meyveler, küçük oyuncaklar ve bazı hediyeler de veriliyor. Tüm bunlara ek olarak maskeli katılımcılar izlemeye gelenlerin üstüne konfeti atıyorlar.

Karnaval gece 4 gibi başlıyor / ilk saatlerin gece mavisi

KARNAVALDA İLK GÜN
Uçağımız Pazar günü öğleden sonra Basel’e ulaştı. Havaalanı şehir merkezine yakın olduğundan 10 dakikalık bir otobüs yolculuğu ile otelimize vardık. Şehir, İstanbul’a göre oldukça küçük olduğundan ulaşım sorunu ya da trafik gibi bir sıkıntı bulunmuyor. Akşam yemeğinden sonra sabah erken kalkacağımız için hemen dinlenmeye odalarımıza çıktık.

Saatler 03:30’u gösterdiğinde otelden çıkarak yola koyulduk. Hava sıcaklığı İstanbul’a göre daha iyi olsa da sabahın bu saatinde her ihtimale karşı fazlasıyla kalın giyinmiştik. Ellerimizde fotoğraf makinelerimiz, kalın kıyfatlerimiz ve kafamızdaki soru işaretleriyle saat 4’e yaklaşırken meydandaki yerimizi almıştık.

Karnaval her yıl olduğu gibi bu yıl da Pazar gününü Pazartesi’ye bağlayan gece saat 04:00’da Münsterplatz meydanında başladı. Saatler sabaha karşı 4’ü gösterdiği sırada şehrin bütün ışıkları kapatıldı ve tamamen karanlıkta kalan şehirde karnaval heyecanı başladı.

İlgimi çeken ilk şey ‘Sujet’ adı verilen içten aydınlatmalı 2-3 metrelik üç boyutlu figürlerdi. Bu figürlerin bana kağıttan yapılmış Japon lambalarını anımsattığını belirteyim. Figürlerin üzerinde ise belli konularla ilgili çizimler bulunuyor. Bu konular (ertesi gün bize rehberlik eden turizm bürosu çalışanının söylediği gibi) çok özel konularla ilgili. Yani figürlerde işlenen konuları tam olarak anlamak için Basel bölgesinde yaşamak ya da bu kültürü çok iyi derecede bilmek gerekiyor. Sujetler üzerinde Simpsons’lardan, Elvis Presley’e kadar farklı konular gördüm.

Aslında birer fener olan bu figürler ojinal kutlamalarda meşale ile temsil edilirmiş. Ancak günümüzde güvenlik sebebi ile meşale yerine bu ışıklandırılmış figürler kullanılıyor.

Ortamın tamamen karanlık olması sebebiyle ışıklandırılmış bu sujetler oldukça güzel görüntüler veriyordu. Ayrıca bazı katılımcıların başlarındaki çeşitli şekillerin de ışıklandırılmış olması yine ortama renk katan unsurlardan biriydi. Bunlara ek olarak daire ya da kare şeklinde nisbeten daha küçük sujetler de yine karnavalın ortamına renk kattılar.

Saat 04:00’da başlayan karnaval önceden belirlenmiş bir güzergahta belli bir rotanın izlenmesi (ki bütün katılımcılar aynı rotayı izleyip başladıkları yere geri dönüyorlar) ile devam ediyor. Rota bitirildiğinde ise katılımcılar şehrin dört bir yanına dağılıp 2-3 ya da 3-5’li gruplar halinde gezilerini sürdürüyorlar.

Festivalde gündüz vakti

Yeri gelmişken belirteyim: Karnavala katılımcı olarak dahil olmak için izin almak gerekiyor. Bu izin için de küçük bir bağış yapıp yakanıza takacağınız rozetlerden satın almanız şart. Katılımcılar tek olabildikleri gibi gruplar halinde de bulunabiliyorlar (bu gruplara takım anlamına gelen ‘Clique’ adı veriliyor). Karnavalda gördüğüm bazı gruplar müzikal anlamda çok başarılıydılar. Kimisi trampet, kimisi de flüt çalan ve bazılarının sayısı 20-30’u bulan katılımcı grupların sponsorları da bulunuyor. Böylece kıyafet ya da maske gibi masraflar bu sponsorlar tarafından karşılanıyor. Bu takımların çaldığı müziğe de ‘Gugge’ adı veriliyor.

Katılımcı grupların bazıları yaya oldukları gibi traktör ya da kamyonlar tarafından çekilen süslü römorklara da binenleri var. Römorklara binenler halka şeker, meyve, hediyelik eşya gibi şeyler atarak üzerlerinde şiirlerin olduğu kağıtlar dağıtıyorlar.

Karnavalın amacı kötü ruhları kovmak ve ilkabaharın gelişini kutlamak. Bu sebeple giyilen maskeler genelde çirkin ve karikatürize bir şekilde hazırlanmış. Bu sebeple çok eğlenceli kareler dışında zaman zaman karikatürize edilmiş karelerle de karşılaşacaksınız bu sayfalarda.

İlk gün sabahın erken saatlerinde başlayan seramoninin ardından saat 7 sularında herkes dinlenmeye çekiliyor. Dinlenmenin amacı ise saat Pazartesi günü 13:30’da başlayacak olan kortej. Burada da bütün karnaval katılımcıları yine sabahki güzergahta yürüyüşlerini gerçekleştiriyorlar. Yürüyüş sırasında katılımcılar izlemeye gelen halka hediye, konfeti ve şiir dağıtmayı sürdürüyorlar. Karnaval geleneği olarak ‘sıkıştırılan’ bazı katılımcıların kafasından aşağı bir çuval konfeti boşaltıldığına şahit olabilirsiniz (biz olduk).

Bazen de fotoğdaf çekerken ya da el sallarken ensenizden bir avuç konfeti bırakılabiliyor. Bunları da biraz işin eğlence kısmı olarak kabul edip hoş görmek gerekiyor. Akşam saatlerine kadar süren geçit töreninden sonra sokaklara dağılan katılımcılardan müzik aleti sahibi olanlar (flüt ya da trampet) çalgılarıyla sanatlarını icra etmeyi sürdürüyorlar. O bakımdan karnaval süresince tek kişi bile olsa kendi kendine flüt çalarak dolaşan birilerini görmeniz mümkün.

İlk günün gecesinde ise karnavala katılan müzik grupları çeşitli bar ve restoranlarda müzik yaparak halkı eğlendiriyor. Bu grupların olduça gürültülü ve zaman zaman sinir bozucu bir müzik yaptıklarını da hatırlatalım. Elbette sürekli bu tarz müzik çalınmıyor. Pink Floyd gibi bilenen grupların parçaları da repertuarlarında bulunuyor. Yani karnavalın resmi müziği Gugge pek melodik bir şey değil. Aslında olmaması da gerekiyor çünkü amacı kötü ruhları kovmak.

Basel Fasnacht Festivalinde en keyifli ekip şüphesiz çocuklar

KARNAVALDA İKİNCİ GÜN
Basel karnavalanın ikinci günü (12 Şubat Salı) ise tamamen çocuklara ayrılmış. Avrupa’nın dört bir yanından karnavalı izlemeye gelenler yanlarında çocuklarını da getirerek farklı bir deneyimin tadına varıyorlar. Katılımcılar ise yanlarında anne ve babaları ile gelen çocuklardan oluşuyor. Çocukların bazıları maskeleriyle katılımcı olarak bulunurken (ki genelde bunlar Basel halkı oluyor) bazıları ise sadece yüzlerini boyayarak izleyici olarak katılıyorlar bu eğlenceye.

Her ne şekilde olursa olsun ikinci günün daha eğlenceli ve çocuklara yönelik olduğunu söylemek mümkün.

Çocukların renk kattığı ikinci günde de yine şeker, oyuncak ve benzeri şeyler yine çocuklar tarafından akranlarına dağıtılıyor. Elbette karnavalın olmazsa olmazı konfetilere de dikkat etmek gerek. Çocuklar genelde akranlarına konfeti atsalar da zaman zaman benim gibi fotoğraf çekmek için onların hizzasına kadar eğilen büyüklere de attıkları oluyor. Yine de eğlenceli bir ortam olduğunu bunun en önemli sebebin de çocuklar olduğunu unutmamak gerekiyor.

İlk günkü gibi ikinci günde de yine karnavalın standart yürüyüş rotası kullanılıyor. Yaya ya da araçlar tarafından çekilen römorklara binen çocuklar kortej eşliğinde hareket ediyorlar. Yine çocuklardan kurulan müzik toplulukları geleneksel karnaval müziği yaparak kortejle beraber yürüyorlar.

Karnaval süresince çocuklara ayrı bir önem veriliyor. Özellikle maskeli kalabalık tarafından dağıtılan hediyelerde çocukların önceliği var. Bu yüzden karnavalı izlemeye gelenler bu hediyeleri alabilmek için yanlarındaki çocukları da kullanıyorlar.

Özellikle ikinci günde daha eğlenceli ve yumuşak bir hava hakim. Amaç çocukları eğlendirmek olduğundan gürültülü müzik ve korkutucu maskeler fazla yok. Genelde eğlence merkezli ve çocuklara hediye dağıtılan bir organizasyon çıkıyor karşımıza.

Basel ile ilgili son bir not ise 7-29 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan Avrupa Futbol Şampiyonası Euro 2008 karşılaşmalarının bir kısmının bu şehirde yapılacağı. Yani Basel’e gitmek için bir sonraki karnavalı beklemenize gerek yok.

DÖNÜŞ ZAMANI
Havanın güzel ve güneşli olduğu, karnavalda bulunduğumuz ve yaklaşık 10 bin maskeli katılımcının olduğu düşünüldüğünde fotoğrafik açıdan çok başarılı sonuçlar elde ettiğimizi belirtmeden geçemeyeceğim (sadece ben 6000 kareye yakın fotoğraf çektim). Pagan dönemin izlerini taşıyan Basel Karnavalı, eğlenceli, hareketli ve farklı bir deneyim yaşatacak bir etkinlik. İstanbul’a sadece 3 saat uzaklıktaki bu karnavalı bu tip gösterilerden hoşlananlara ‘mutlaka görülmeli’ diyerek tavsiye ediyoruz.

Festivalin en güzel yüzü

KARNAVALDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

BASEL HAKKINDA TEKNİK BİLGİLER 

Nüfus: 165.526 (2006 sayımına göre)
Şehir alanı: 22.75 km2
Saat Dilimi: GMT +1 (bize göre 1 saat geride)
Deniz seviyesinden yüksekliği: 260 metre
Ulaşım: Otobüs, Tramvay, Tren

NEREDE KALINIR
Basel’de 3 yıldızlı otellerden hostellere kadar farklı bütçe ve zevklere hitap eden konaklama çözümleri bulmak mümkün. Fiyatlar Avrupa ülkeleri ile benzer seviyede olan Basel’de 50 Avro’dan başlayıp 500-600 Avro’ya kadar çıkan gecelik oda seçenekleri bulunuyor. Örneğin 3 yıldızlı bir otelde tek kişilik yarım pansiyon konaklamanın bedeli 100 Avro civarında.

NASIL GİDİLİR
EasyJet havayollarının Sabiha Gökçen Havaalanından Pazar, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri saat 12:00 ve 14:00’te olmak üzere günde 2 kez tarifeli seferleri bulunuyor. Yolculuk yaklaşık 3 saat sürüyor. 28 Avro’dan başlayan fiyatlarla Basel’e uçmak mümkün (sadece gidiş). İsviçre AB üyesi olmadığından Schengen vizesi bu ülkede geçerli değil. Bu yüzden ayrı vize almak gerekiyor.

NE YENİR
Ülkenin kendine has yemeklerini sunan restoranları bulunduğu gibi Türk damak tadına uygun döner ve kebap yapan yerler de bulunuyor. Yazıda da bahsettiğimiz gibi ülke refah seviyesi anlamında üst seviyelerde olduğundan yemek fiyatları bize göre biraz pahalı. Genelde randevu usulü ile çalışan restoranlarda kişi başı 50-60 Frank’a bir akşam yemeğe yenebiliyor. İsviçre peynirleri ile ünlü bir ülke. Ülkenin en ünlü iki peynir türü ile yapılan Föndü isimli oldukça ünlü atıştırmalık yemeğinden tatmayı unutmayın.

Basel Karnavalı – Bu yazı, Gezgin dergisinin 2008 yılının Mart sayısında yayımlanmıştır.

Exit mobile version