Gezgin Dergi

İstanbul’da Bir Hamam : Hürrem Sultan Hamamı

İstanbul’un tarihi hamamlarından Hürrem Sultan Hamamı bu sayımızın konusu. Ayasofya ile Sultanahmet Camii’nin arasında bulunan Haseki Hürrem Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan tarafından ısmarlanmış ve Mimar Sinan tarafından İstanbul’daki en büyük hamam olarak inşa edilmiş. 1556-1557 yılları arasında tamamlanan hamam, Ayasofya’nın karşısında bulunduğu için Ayasofya Hamamı olarak da bilinir. Hamamlar, Osmanlı mimarisinde önemli yer tutuyor. İstanbul’da ne Roma’dan, ne de Bizans dönemlerinden hiç hamam kalmadığını hemen belirtelim. Ancak Osmanlı hamamlarının, Bizans hamamlarının planlarına uygun olduğu da bilinmekte.

Kanuni Sultan Süleyman‘ın eşi ve Osmanlı tarihinde önemli roller oynamış Hürrem Sultan 1506 yılında doğmuş bir haseki sultanı. Aslen Rus olan Hürrem Sultan’ın asıl adı Roxelanne imiş. Güzelliği nedeniyle küçük yaşta Kırım Hanı tarafından Osmanlı sarayına sunulan Hürrem Sultan, sarayda özel bir eğitim görmüş. Güzelliği, zekası ve becerisi ile padişahın dikkatini çekmeyi bilmiş. Harem kadınları ve saray ileri gelenleri arasında kendine çok çabuk yer edinmiş ve hanım sultanlığa terfi etmiş. Hürrem Sultan’la ilgili bu kısa bilgiden sonra tekrar adıyla anılan hamama dönersek, uzun dikdörtgen planlı hamamın iki karşıt ucunda erkek ve kadınların kullanacağı, farklı girişler var. “Çifte hamam” denilen bu hamam tipinde erkeklerle kadınların birbiri ile hiç karşılaşmaması sağlanmış. 1980’de restore edilen Haseki Hürrem Sultan Hamamı, İstanbul Festivali’nin sergi mekanlarından biri olarak açılmış. Günümüzde halı sergilerinin yapıldığı hamamda, aynı zamanda da halıların satışları gerçekleştiriliyor.

Haseki semtinde bulunan Haseki Külliyesi Hürrem Sultan’ın isteği üzerine Kanuni tarafından yaptırtılmış. Cami, medrese, imaret, darüşşifa ve sıbyan mektebinden oluşan külliyenin mimarı Mimar Sinan. Kendisi tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Haseki hamamı ise Sultan Ahmet Meydanında, Ayasofya Caminin karşısında yer aliyor. Hasekilerin bir diğer deyişle Hanım Sultanların hamam yaptırmaları Osmanlı’da bir gelenek imiş. Bunun nedenlerinden önemli bir tanesi gelenek: Türkler Orta Asya’da yaşarken varolan hamam geleneklerini göç ettikleri Anadolu’ya da taşımışlar. Kendilerinden önce yaşayanların bıraktığı mermer hamam kültürünün üzerine kendi geleneklerini yerleştirmişler. Zaman içinde ise çok özel günlerin kutlandığı yerler olmuş hamamlar. Bazısı bugün bile devam eden; kadınlar için “gelin hamamı”, “loğusa hamamı”, “bebeğin kırk hamamı”, “adak hamamı”, “yas alma hamamı”, erkeklerde ise “damat hamamı”, “sünnet hamamı”, “asker hamamı” ve “bayram hamamı” güncelliğini korumakta. Belki eskisi kadar yaygın olmasa da bu kültürün izlerini Anadolu’da hala bulmak mümkün.

Hürrem Sultan Hamamı genel olarak altı bölümden oluşmakta. Bunlar; soyunmalık, soğukluk, sıcaklık, göbektaşı, tuvaletler ve havlet olarak sıralanabilir. Hamam’ın çifte hamam olarak tasarlandığını söylemiştik.  Böylelikle erkeklerle kadınların birbiri ile hiç karşılaşmaması sağlanan hamam, kuzey ve güney doğrultusunda uzanıyor. Erkekler kısmı kuzeye, kadınlar kısmı ise güneye yerleştirilmiş. Erkekler kısmının girişi, diğer hamamlarda hiç görülmeyen bir mimari uygulanmış, beş birimli bir revakla süslenerek yapıya bir cami girişi havası verilmiş. Hamamın diğer birimlerinden yüksek tutulan soğukluk (soyunmalık) birimleri tromplara oturan kubbelerle taçlandırılarak yapıya egemen olmaları sağlanmış. Tepelerindeki sekizgen prizma şeklindeki aydınlık fenerleri yapıya ayrı bir hava veriyor. Enine dikdörtgen planlı ılıklık bölümleri iki soğukluğun arasına üçer kubbe ile oturtulmuş. Kadınlara ve erkeklere ait sıcaklık bölümleri ise sırt sırta verdirilmiş. Merkezinde sekizgen göbek taşlarının bulunduğu, sekizgen planlı ve kubbeli orta mekanın, dört ana yöne tekabül eden kenarlarına birer tonozlu eyvan yerleştirilmiş, diğer kenarlarına da köşe halvetlerine geçit veren birer kapı açılmış. Sıcaklık bölümlerinin doğusunda her iki kısmın ortaklaşa kullandığı su haznesi bulunur. Kadınlara ait giriş bölümünün kapısı ise batıya bakar ve revaksız. Göbektaşlarında görülen tenkli taş mozaikler, trompları destekleyen mukarnaslı konsollar ve klasik üslubun çizgilerini yansıtan kurnalar, Haseki Hamamı’nın günümüze ulaşan özgün ayrıntıları arasında sayılabilir. Bu çifte hamamda denenmiş olan mimari dışarıdan bakıldığında estetiği ve ahenkli oranları ile dikkati çekmekte. Ancak bu mimari tarzı çok fazla ısı kaybına sebep olduğu gerekçesi ile daha sonra inşa edilen çifte hamamlarda kullanılmamış. Klasik Türk hamam mimarisi olan 2 kısımdan oluşan hamam mimarisi esas alınmış. Hamamı oldukça zengin bir kültürel doku çevreliyor: Karşısında Ayasofya, arkasında Sultan Ahmet Cami, türbeler, külliyeler ve sağ tarafında Sultan Ahmet Parkı yer alıyor. 1910 yılına kadar hamam işlevini sürdüren yapı, bir süre Belediye’nin benzin deposu olarak, ardından da Devlet Matbaası’nın deposu olarak kullanılmış. Bu dönemde kadın ve erkek kısmı arasındaki duvarda bir kapı açılmış. 1980’li yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek Kültür Bakanlığı’nın kullanımına verilmiş. Restorasyon sırasında ahşap soyunma odaları yeniden yapılmış, fiskiyeli havuz yerine yerleştirilmiş. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, Haseki Hürrem Sultan Hamamı 1988 yılından bu yana, seçkin el halılarının tanıtımının yapıldığı bir sergi ve satış ortamı olarak kullanılmakta.

Exit mobile version