Pazar , 27 Kasım 2022
Anasayfa » DÜNYA » Kahire’de Bir Rüya

Kahire’de Bir Rüya

Yazı: Rüya Ataman

Kuzeyde Akdeniz, güneyde Kızıldeniz’in sardığı Mısır, dünyanın en uzun nehri Nil’le can bulur… Firavunların altın kumlarla bezeli sarı diyarı, Nil’in hayat verdiği bitki örtüsü ile renklenir… Ayak basar basmaz çöl havası tüm gizemiyle vuruyor yüzünüze. Karşılıyor aceleci rüzgar ve bedeninizden önce içinizi ısıtıyor hemen… Bir tez canlılık var havada… Göz ardı edilemeyen karmaşa ve koşuşturma hali, belki de bu yüzden diye düşünüyorsunuz… Dünü, güneşten daha çok aydınlatıyor bugünü… Bugününde kimi zaman asılsa da yüzünüz, dünü yetişiyor hemen imdadınıza… Tarihin derinliklerinde, yüzünüzde bir gülümseme dalıyorsunuz seyri diyara…

Binlerce yıllık sırrı tarihinde saklı piramitlerin büyüklüğü, konumlarının kusursuzluğu etkileyici… Bilimin tüm uğraşısına karşın karanlıkta kalan ufacık noktalar, piramitlerin gizemine gizem katmaya, her dönemde insanlarda merak uyandırmaya devam ediyor… Duyulan meraka karşı konulamıyor ve sadece ünleri dünyaya yayılmış Keops, Kefren ve Mikerinos değil, Mısır’ın çeşitli yerlerinde mevcut olan pek çok piramit, on binlerce turisti bu topraklara adeta mıknatıs gibi çekiyor. “İmkansız!!!” diyesiniz geliyor ama tüm görkemiyle karşınızda duran bu yapıların, imkanları aşan gerçekliği karşısında susuyorsunuz…

Kahire’nin Giza bölgesindeki dünyanın yedi harikasından biri olan Keops, Kefren ve Mikerinos piramitlerinin şehrin nerdeyse içinde olduğunu görünce şaşırıyorsunuz. Fotoğraflarda uçsuz bucaksız çölün ortasında izlenimi veren piramitlerin, sırtlarını şehre yaslamış olmaları başta hayal kırıklığı yaşatsa da, yüzlerini çöle dönmüş olmalarına şükrediyorsunuz… Giza bölgesinde, gizemiyle insanlığı cezbeden bu eşsiz yapıların keyfini çıkarmanın yanı sıra çölde deve sırtında, piramitlerin gölgesinde ufak bir gezinti yapabilirsiniz. Adeta piramitlerin muhafızı edasındaki Sfenks, koruduğu piramitler kadar etkileyici ve ilgi çekici… Piramitleri keşfedip emsalsiz manzarayı fotoğrafladıktan sonra Sfenkse doğru yol alabilirsiniz.

Yüzyıllar öncesinden bugüne gelen Kahire’deki Khan El Halil çarşısı, Mısır’da alışverişin olmazsa olmaz adresi. Tarih kokan çarşıda bu diyara has ne varsa bulabilirsiniz. Sadece alışveriş tutkunları için değil, farklı detayları yakalamayı bilen ve oralardan bir parçayla buralara dönmek isteyenler için de birebir olan çarşıda; nargileden kahve takımlarına, papirüsten her türlü süs eşyasına, geleneksel kıyafetlere aksesuarlara kadar uzanan ürün zenginliği gözlerinizin önüne serilecek… Başta daracık sokaklarında savrulacaksınız. Kulağınızın dibinde bağrışan ısrarcı satıcılar sinirinize dokunacak ister istemez… Kafanız karışacak belki… Ancak her bütçeye uygun olan ya da mutlaka yapılması gereken iyi ve sınır tanımaz bir pazarlıkla uygun hale getirilmesi kaçınılmaz olan fiyatları görünce keyiflenecek, ışıl ışıl gözlerle torbalarını dolduran kalabalığa karışıp gideceksiniz… Bu arada, Türkiye’ye göre fiyatlar gayet uygun… Mısır’a dair anılarınızı ölümsüzleştirmek ya da sevdiklerinizle paylaşmak istiyorsanız bin bir çeşit hediyelik eşyayı tek bir yerde bulabileceğiniz bu önemli alışveriş durağına mutlaka uğramalısınız… Hatta uğramakla kalmayıp kafanızda olan ya da dolaşırken görüp beğendiğiniz şeyleri vazgeçmeyip buradan almalısınız… Başka yerde, ne buradaki fiyatları ne de çeşitleri bir arada bulabileceksiniz… Çarşıda verilmesi muhtemel molanızda nargilenize eşlik edecek kahve ya da nane çayı içmeyi de ihmal etmeyin… Adı aynı ama tadı farklı bu içecekler, tarih kokan bu mistik ve otantik atmosferde size bir başka gelecek…

Kahire’de mutlaka görmeniz gereken bir diğer yer de muhteşem hazineleriyle, binlerce yıllık tarihin aynası olan Kahire Müzesi. Geçmişin armağanı binlerce eseri doya doya incelemek ve önemli noktaları, görülmeden geçilmeyecekleri atlamamak için buraya mümkünse en az bir gün ayırmalısınız. Dışarıdan göreceğiniz birçok piramidin içinde uzun süre saklı kalan, özellikle mumyalar olmak üzere birçok obje, Tutankamon’un paha biçilmez hazineleri, antik medeniyetin izleri; keşfetmeniz, büyülenmeniz ve bu gizemli medeniyeti yakından tanıyabilmeniz için burada sizi bekliyor… Kalp atışlarınıza dikkat… Çünkü hükmetmek elinizde olmayacak…

25 milyonu aşan nüfusuyla Afrika kıtasının en büyük şehri olan dev metropol Kahire’de boyadan, bakımdan nasiplenmemiş şekilsiz binalar, fazlasıyla karmaşık ve çarpık kentsel yapı dikkat çekici… Şehrin çoğu yerinde göze batan fakirlik can sıkıcı… Bir de İstanbul trafiğini arar mı insan? Kesinlikle arar!! Kahire’nin trafiği; görülmemiş kargaşa, kuralsızlık ya da olan kurallara uyulmazlık, korna sesi, bağrışan şoförler, kazalar vb. ne varsa içinde “eş zamanlı” barındıran tam bir kaos ortamı… Israrla talep edilen bahşiş, hayırdan anlamayan inatçı satıcılar, pazarlıksız bir alışverişin düşünülemez olması, temizlik anlayışındaki farklılık muhakkak dikkat edilmesi gereken ve “gereken önlemler alınırsa” Mısır’ın zamanı durduran zenginliğinin fark edilmesine engel olamayacak ayrıntılar…

Şehirde özellikle Nil kıyısında yer alan restoranlarda ya da kıyıya demir atmış teknelerde yemek yiyebilir, nehir kıyısında rastlayabileceğiniz leziz hurmaların tadına bakabilir, nehir kıyısında gezintiye çıkabilir, tekne (felluca) ile Nil turu yapabilir, Kahire Kulesinden şehir manzarasını izleyebilir, mezarlarla evlerin iç içe olduğu Ölüler Şehrine uğrayabilirsiniz. Günümüzde bu mezarların üstünde ya da yanı başında halen insanlar yaşıyor. Kullandığımız pek çok parfümün özünü oluşturan, eşsiz kokudaki yağları bulabileceğiniz dükkanlara uğramayı ve size çok tanıdık gelecek kokuda ama tamamen bitkisel bu yağlardan denemeyi ve alacaksanız “pazarlık etmeyi” ihmal etmeyin.

Fellucalarla Nil üzerinden şehri seyretmek, Nil’i daha yakından hissetmek ayrı bir keyif… Geleneksel bir taşıma aracı olan Fellucalar, eski ve güven vermeyen görüntüleriyle başta tedirgin bir rüzgar estiriyor havada, ancak deneyimli kaptanınız eşliğinde Nil’in dingin sularına kendinizi bırakınca tedirginliğinizle birlikte bu büyülü atmosfere kapılıp gidiyorsunuz…

Bir yeri hakkıyla tanıyabilmek, keşfedebilmek, derinden hissedebilmek için adım adım gezmek, yollarda kaybolmaya gönüllü olmak gerek… Şehri gerçekten yaşayabilmek için siz de bırakın kendinizi Kahire sokaklarına… Kah yürüyün nereye gittiğinizi düşünmeden, kah durun enerjinizi tüketmeden, bir nane çayı ya da kahve molası verin… Zamanı geriye sarın… Orda kalın… Ve anın tadına doyasıya varın…

Hayallerle yoğrulmuş masalsı, destansı tarihin bugününde, ister istemez buruluyor içiniz. Giz dolu, ihtişamlı bir tarihin yattığı bu topraklarda gözünüzün gördüklerini gönlünüz kimi zaman kabul etmiyor. Ama siz tabiî ki güzellikleri görmeye programlayın gözlerinizi… Ya da güzellikleri hatırlamaya koşullayın kendinizi… Farklılığı fark edebilmek sizin elinizde… Eğer başarabilirseniz; rüzgarı farklı esen, güneşi başka ısıtan bu diyar, iyiden iyiye “bambaşka” geliyor size… Nil’le beslenen, piramitlerde vücut bulan gelişmişliğin doruğunda tarih kokan bu atmosfer, sizi öyle bir sarıyor ki Sina Çölü’nün Kızıldeniz’le, Nil’le dansı eşliğinde Mısır, bugünden koparıyor… İz bırakıyor…

Bu yazı 2011 yılının Şubat ayında yayınlanan Gezgin Dergisi’nin 48. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.