Anasayfa » KÜLTÜR » Big Bang
avrupa-nukleer-arastirma-merkezi-cern-gezgindergi (4)

Big Bang

AVRUPA NÜKLEER ARAŞTIRMA MERKEZİ

Yazı ve Fotoğraflar: Semanur Sönmez Yaman

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN, evrendeki soru işaretlerine cevap arıyor. Türkiye’nin adını Isparta’da düşen Atlasjet uçağıyla duyduğu merkez, alanında dünyanın en büyük ve karmaşık aletlerine sahip… “CERN”

Kainat ve dünya…

Bilim adamlarının yüzyıllar boyu peşinde koştuğu varoluş gerçeği; bugün de çözüm bekleyen bir bulmaca. Dünya ve evren nasıl oluştu? Maddenin kaynağı ne? Büyük patlama mı yoksa adı bile koyulmamış bir sır mı?

avrupa-nukleer-arastirma-merkezi-cern-gezgindergi (3)

Bu konudaki araştırmalar, artık tahminlerin ve teorilerin ötesine taşındı. Bu sırrı çözmek için; çok büyük merkezlerde, teknolojinin bütün imkânları seferber ediliyor. Bu merkezlerin en büyüğü; 1954 yılında kurulan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi, kısa adıyla CERN

Türkiye CERN‘in adını Atlasjet uçağında hayatını kaybeden bilim adamlarıyla duydu. CERN‘de önemli bir çalışma grubunda yer alan Prof. Engin Arık ve ekibi, Türkiye’nin bilim dünyasındaki yüz akıydı. Ne acı ki; bilim insanlarının ölümüyle sonuçlanan kaza, Türk halkına varlığından bile haberdar olmadığı bir dünyasının kapısını araladı. 7’den 70’e herkes CERN kelimesini duydu. Peki CERN nedir? Burada ne yapılır? Dan Brown’ın Melekler ve Şeytanlar romanındaki bilim kurgu öğeleri hayal ürünü mü yoksa gerçeğin yansıması mı?

CERN; bilimsel araştırmalarda dünyanın en büyük ve saygın merkezi.

İsviçre-Fransa sınırındaki merkezde 80 ülkeden binlerce bilim adamı, din, dil, ırk farkı gözetmeksizin gece-gündüz çalışıyor. CERN’in amacı, evrenin yapıtaşlarını ve bunların nasıl işlediğini bulmak. Dile kolay görünse de, bu çok zor bir iş. Çünkü incelenen parçacıklar, atomdan binlerce kat daha küçük. Fizikçilerin, hayalimizde canlanması için verdiği örnek, küçüğün büyüklüğünü anlatmaya yetiyor da artıyor. “Atom bir futbol sahası büyüklüğünde olsaydı, bizim uğraştığımız parçacıklar orada bir bezelye tanesi kadar kalırdı.!

avrupa-nukleer-arastirma-merkezi-cern-gezgindergi (2)

CERN’de bu parçacıkların incelenmesi için dünyanın en büyük ve karmaşık aletleri kullanılıyor. Fizikçiler, hızlandırıcılar ve dedektörler aracılığıyla bu parçacıkları ve parçacıkların birbirleriyle etkileşimlerini izleyerek evrenin sırrını çözmeye çalışıyor. CERN’deki parçacık fiziği çalışmaları sadece maddeyi algılamaya yönelik değil. Temel bilim araştırmaları aynı zamanda teknolojik gelişmelere kapı aralıyor. Temiz enerji kaynaklarından bilgisayar teknolojisine, tıpta teşhis ve tedavi uygulamalarından savunma sanayiine kadar birçok farklı alanda, CERN’in imzası var.

CERN’in en önemli arenası ve gurur kaynağı ise, dünyadaki en büyük çarpıştırıcı olan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı“…

avrupa-nukleer-arastirma-merkezi-cern-gezgindergi (1)

Yer yüzeyinden100 metrederinlikteki çarpıştırıcının uzunluğu, 27 kilometre…

Çarpıştırıcının bulunduğu tüneller, yüzlerce kilometre öteden gelecek titreşimler bile hesaplanarak inşaa edilmiş. Bu özel düzeneğin içinde protonlar, uygun zamanda birbiriyle çarpıştırılacak. Çarpışmalar 4 ayrı noktada gerçekleşecek; ATLAS, CMS, ALICE ve LHCb dedektörlerinin kaydedeceği bu çarpışmalar, hem geçmişi hem geleceği aydınlatacak…

YÜZYILIN FİZİK DENEYLERİ: ATLAS & CMS

Atlas ve CMS, Türklerin özel olarak katkıda bulunduğu iki dedektör…

CMS, yüksek enerjideki yeni fizik etkileşimlerini keşfetmek için inşa edilen parçacık fiziği dedektörlerinden biri.

İnşasında 2300 kişinin çalıştığı dedektör, Fransa sınırları içinde yer alıyor. En çok Türk katılımcı da CMS’de.

21 metreuzunluğu, 16 metreçapı ve 12500 ton ağırlığıyla, yerin 100 metre altındaki mağarada, çarpışma anını bekliyor.

Atlas dedektörü ise, Benzeri CMS’den fiziki olarak daha büyük.

avrupa-nukleer-arastirma-merkezi-cern-gezgindergi (7)

Ağırlığı 7 bin ton… Yerin100 metrealtında, dünyadaki en büyük insan yapısı mağarada yer alıyor. CMS’nin tam karşısında, İsviçre’nin Cenevre kenti sınırında…

27 kilometreuzunluğundaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’na yerleştirilecek proton demetleri, Haziran ayında çarpışacak. Saniyede ortalama 800 milyon proton çarpışması olacak.

Atlas Deneyi’nde amaç, çarpışma ve sonrasında olacakları gözlemleyerek maddenin doğasını ve kâinatı şekillendiren temel kuvvetleri keşfetmek.

Çünkü çarpışma sonunda çok sayıda yeni parçacık ortaya çıkacak.

Parçacık fizikçileri; bu dedektör sayesinde çarpışan parçacıkların izlerini, enerjilerini ve momentumlarını ölçebilecekler. Madde, bu güne kadar hiç erişilmemiş derinliklerinde incelenecek. Kaydedilen bilgiler, fizik dünyasına yepyeni bir kapı aralayacak.

Bu; 13 milyon yıl önce gerçekleştiğine inanılan “BIG BANG” yani büyük patlamanın mikro ölçekte gözlemlenebilmesi anlamına geliyor.

Deney sayesinde, en küçük boyutlardaki temel fizik keşfedilecek. Bulgular modellenerek evren daha anlaşılır hale gelecek. Fizikçiler bu deneyle, tüm parçacıklara kütle kazandıran Higgs cisimciği bulmayı da ümit ediyor.

Deneyin sonucu hakkında birçok tahmin var ancak gerçeğin öğrenilmesi için 2008 yılının Haziran ayını beklemek şart.

CMS ve ATLAS, bugüne kadar yapılan bütün parçacık fiziği deneyleri arasında en büyük ve karmaşık olanları…

Her iki dedektör de; başlı başına bir teknoloji harikası…

İz ölçen algılayıcılar, enerji ölçen kalorimetreler ve muon odaların yanı sıra çok güçlü mıknatısların kullanıldığı veri tetikleme, toplama ve kayıt sisteminden oluşuyor.

Ve binlerce bilim adamı, bu muhteşem deneyin sonuçlarını görmek için heyecanla geri sayıyor.

avrupa-nukleer-arastirma-merkezi-cern-gezgindergi (6)

WEB’İN DOĞUM YERİ!

CERN’in grur kaynaklarından biri de, World Wide Web…

Yani tüm dünyanın “vazgeçilmez” iletişim aracı WEB..

Web, örümcek ağları gibi birbiriyle bağlantılı sayfalardan oluşan, internet üzerinde çalışan bir servis. Bir başka ifadeyle, bugün hepimizin kullandığı internet sitelerine bağlanmayı sağlayan sistem.

Web’in babası, CERN ‘de bir bilgisayar programcısı olan Tim Berners-Lee.

Berners Lee, Web servisini 1990 yılında, CERN’de fizikçilerin araştırma sonuçlarını hızlı bir şekilde paylaşmaları için geliştirdi. Dünyanın ilk internet sitesi de bu merkezde kuruldu.

İlk internet sayfası, 6 Agustos 1991’de CERN’i tanıtmak amacıyla hazırlandı.

SANAL DÜNYADA YENİ UFUK: GRID

Merkez, şimdi çok daha fazlasını yapıyor. CMS ve ATLAS deneyinin sonucunda elde edilecek verileri kaydetmek ve gerekli yerlere iletmek için yeni bir teknoloji, Grid kullanılacak.

Grid, bilgisayarların hesaplama ve veri depolama kaynaklarını internet üzerinden paylaşmak için oluşturuldu. Amaç, bilgisayarlar arasındaki basit haberleşmenin önüne geçerek küresel bilgisayar ağını büyük bir hesaplama kaynağına çevirmek. Bir çeşit akademik ağ ve bilgi merkezi.

CERN merkezli Grid’e bağlı binlerce bilgisayar, dünyanın dört bir yanındaki fizikçilerin ortak veriler üzerinde çalışmasına imkân sağlıyor.

TÜRKİYE’NİN YÜZ AKLARI

Bu baş döndürücü merkezde, yaklaşık 80 ülkeden binlerce bilim insanı çalışıyor.

Aralarında tabi ki Türk fizikçiler de var.

Prof. Samim Erhan, Müge Karagöz, Gökhan Ünel, Enver Alagöz, Numan Bakırcı, Erkcan Özcan ve diğerleri…

CERN’deki bilimsel çalışmalara 50’ye yakın Türk fizikçi katılıyor.

Kimi profesör, kimi doçent, kimi araştırma görevlisi…

Hayatlarını bilime adayan Türk fizikçiler, günlerini aklın sınırlarını zorlayan çalışmalarla geçiriyor. Haftada bir kez buluşarak, deneyim ve birikimlerini birbirleriyle paylaşıyorlar.

avrupa-nukleer-arastirma-merkezi-cern-gezgindergi (5)

ÜYELİK SORUNU

Genç bilimciler, parçacık fiziğinin farklı alanlarıyla ilgileniyorlar.

Ortak noktaları Türk olmak… Ancak bu özellik onlar için kurumsal anlamda avantaj değil dezavantaj. Çünkü Türkiye, Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi’nin asil üyesi değil.

Üyelik için Türkiye’nin CERN’e milli hasılasından yıllık 10 ile 25 milyon arasında İsviçre Frangı ödemesi gerekiyor. Üye ülkelerin ödediği bu paralar, CERN’ün 1 milyar franklık bütçesini oluşturuyor.

Katılım payı, hem Türkiye’nin bütün bilimsel çalışmalardan eşit oranda yararlanması, hem de Türk bilim adamlarının “gözlemci” değil “katılımcı” sıfatı kazanması için çok önemli…

CERN üyeliği; Türkiye’ye, kısa vadede yeni bilim adamlarının eğitimi ve Avrupa’da temsil hakkı, orta vadede teknoloji transferi, uzun vadede de geleceğin bilimine katkıda bulunma imkânı sağlayacak. Ve belki de bir gün Türkiye’nin adını, Dünya Bilim Tarihi’ne altın harflerle yazdıracak…

Big Bang – Bu yazı, Gezgin dergisinin 2008 yılının Mart 14. sayısında yayımlanmıştır.

Yazar : GEZGİN YAZAR

GEZGİN YAZAR
Türkiye'nin Gezi, Seyahat ve Fotoğraf Dergisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir