Salı , 16 Temmuz 2019
Anasayfa » MANŞET » DATÇA

DATÇA

MEKANIN AHENKLİ ŞİİRİ

Yazı ve Fotoğraflar: Hayrettin Oğuz

“Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası’na bırakır.” / Strabon

gezgindergi-turkiye-datca (21)

Ege dediğimde aklıma genelde türküler gelir.. Zeybeklerin sekişini hissederim her melodisinde..  Efeler o dağdan bu dağa türkü çığırır.. Dağlarda hala efelerin acılı avazları var.. Ama Datça farklı.. Yolunuz Palamutbükü’ne yaklaştığında türküler, çığlıklar, rüzgar, denizin çırpınan dalgaları, martılar, yol kenarlarında akan pınarlar şiirsi bir havaya bürünürler.. Datça şairleri misafir ettiği için değil, kendisi bir şiir olduğu için şiir. Belki de bunun için şairler burayı mekan tutuyorlar..

gezgindergi-turkiye-datca (18)

Her sokak köşesinde kendine mahsus taşların ahenkli dizilişi eşlik ediyor gezinize.. Evler misafir değil turist bekleyeli çok olmuş ancak evler hala gelenek kokuyor.. Her evin önünde yaşmağını başına çevrelemiş bir kadın akşamki ekmeğinin kaygısında bir anlamda Datça’nın bitmez şiirine katkıda bulunuyor..

gezgindergi-turkiye-datca (9)

Datça’da M.Ö.2000’li yıllardan itibaren Karlar yaşamaya başlarlar. M.Ö. 1000 yıllarında bölgeye Yunan ana karasından Dorlar gelirler ve Rodos Adası’nda 3,  Kos Adası’nda 1, Bodrum Yarımadası’nda 1 ve Datça Yarımadası’nda da 1 olmak üzere bölgede 6 şehir devleti kurarlar. Bu altı şehir devletinin merkezi Datça Yarımadası’nda kurulan Knidos olur. Knidos ilk önce Datça şehir merkezinin  2 km kuzey doğusunda Burgaz mevkiinde kurulur. M.Ö. 7.ve 6.yüzyıllarda gelişip zenginleşir. M.Ö.546’da Lidya Devleti’nin Perslere yenilmesinin ardından Pers egemenliğine girer. M.Ö. 4.yüzyılda Knidos ticari nedenlerle yarımadanın en uç noktası Tekir Burnu’na taşınır. M.Ö. 3.yüzyılda Büyük İskender’in egemenliğinde kalır. M.S.2. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılışı ile de Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’na bağlanır. Meydana gelen büyük depremler ve M.S.7.yüzyılda Arap istilaları sonucu Knidos büyük oranda tahrip olur ve terk edilir.

gezgindergi-turkiye-datca (13)gezgindergi-turkiye-datca (20)

Datça Yarımadası 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 15. yüzyılın birinci çeyreği arasında Menteşeoğulları Beyliği toprakları içerisinde kalır. Osmanlıların Menteşeoğulları Beyliği’ni kendi sınırlarına katmasıyla 15. yüzyıldan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olur. 1909’da Osmanlı Padişahı 5.Mehmet (Sultan Reşad) zamanında Datça ismi Reşadiye olarak değiştirilirse de Türkiye Cumhuriyeti döneminde yeniden Datça olur. 1928 yılında Datça, merkezi Reşadiye Mahallesi olmak üzere Muğla İli’ne bağlı bir ilçe olur. 1947 yılında ilçe merkezi bugünkü yerine İskele Mahallesi’ne taşınır.

gezgindergi-turkiye-datca (12)gezgindergi-turkiye-datca (19)

Datça oksijen bakımından Dünya’nın ikinci, Türkiye’nin en zengin bölgesidir. Yazın o nemli ve sıcak zamanlarında bile ferah bir havası var. Hatta öyle ki Palamutbükü’nün meşhur Damat tatlısını o yaz sıcağında bile keyifle yiyebiliyorsunuz.

gezgindergi-turkiye-datca (11)

Datça’ya baharda gittiğinizde sizi çiçekler karşılar.. Özellikle de Begonviller..  Eski Datça’nın bütün sokakları bahar çiçekleri ile dolu.. Hepsi ait olduğu duvardan sokaklara taşmış gezmenize eşlik ederler.. Egenin dağlarından yağ ve bal akar diyen belki de bunu Datça’da söylemiş olmalı.. Bilhassa Zeytinyağı ve Balı tarifsiz bir lezzette.. İncir ve Badem de onların gölgesinde kalmıyor.. Hatta öyle ki Badem almak istediğinizde hangisinden istiyorsunuz diyerek size en az 3-4 seçenek sunuyorlar..

gezgindergi-turkiye-datca (10)

Datçalılar buraya gelip de 3B’siz gitmeyin diyorlar.. 3B’nin ne olduğunu tabi ki merak ediyoruz. Aslında ikisini de tahmin de ediyoruz. Bal ve Badem.. Üçüncüsünün ne olduğunu ise merakımızı hemen gideren bir teyze söylüyor: Balık..

gezgindergi-turkiye-datca (22)

Bazı yemek adları yerel ağızdaki söylenişleriyle şöyle: Dalampa (papatya sapı), garaville (salyangoz), kışıyak, könger, mürdümük, turpucu,  ilabada, ütmek kavurması, dalankıta ve daha bir çok çeşit. Bunların çoğu çeşitli bitkilerden yapılıyor, adlarını da bitkilerden alıyorlar. Elbette deniz ürünlerinden de birçok yemek ve meze yapılıyor. Ahtapot salatası, çiğ balık, lakerda çiroz, sardalye dolma, subye güveç, kalamarın ızgarası veya tavası, ahtapot köfte ve salata, tereyağlı karides, deniz börülcesi taratoru meze mönüsünün önde gelenleri.

gezgindergi-turkiye-datca (8)

Tatlılara gelince hemen hepsine badem giriyor. Bademli sultan tatlısı, sakızlı muhallebi, bademli baklava… Geleneksel tatlı ise “Damat Tatlısı.”  Palamutbükü sakinleri bu tatlı bizimdir ancak Datça’ya bağlı olduğumuz için onların adı ile anılıyor demeyi de unutmuyorlar..

gezgindergi-turkiye-datca (23)

Datça bir şiirdir dedik ya, eski  Datça’da Can Yücel Sokağını gördüğümüzde şaşırmıyoruz..  “Mekanım Datça Olsun” diyerek Datça’nın cennetsi güzelliğine göndermede bulunan Can Yücel’in evi bir müze değil henüz ama bir sanat evi haline getirildiğini söyleyebiliriz.

gezgindergi-turkiye-datca (7)

Eski Datça’da taş evlerin önemli bir kısmı özellikle el sanatları ürünleri ile bezenmiş.. Özellikle iğne oyasının çok değerli ve önemli olduğunu öğrendik.. Bunun dışında dantelin ve işlenginin her çeşidini görebiliyorsunuz. Bölgede üretilen kumaşları da bulabilmeniz mümkün..

gezgindergi-turkiye-datca (1)

Datça’da deniz asi, rüzgar hırçın.. Havasının güzelliğinin sırrı burada saklı. Denizin asiliği, rüzgarın hırçınlığı, bulutların kol kola halay çeken halleri, duvarlardan size el sallayan hatta zaman zaman omuzlarınıza dokunan sarmaşıklar gerçekten mistik, gizemli ve en başta da dediğimiz gibi şiirsi bir güzellik sunar insana..

gezgindergi-turkiye-datca (6)

Eski Datça’daki gezimizi meşhur Muhtar Orhan’ın kahvesinde içtiğimiz çaylar eşliğinde tamamladıktan sonra bölgenin en eski tarihi merkezi konumunda olan Knidos’a doğru yola koyuluyoruz.. Datça’dan çıkar çıkmaz ormandan gelen kekik kokusu denizden gelen koku ile birleşiyor ve şiirsi bir boyuta taşıyor bizi.. Orman, rüzgar ve bulutlar bize eşlik ediyor..

gezgindergi-turkiye-datca (2)gezgindergi-turkiye-datca (14)

Knidos mekanın şiirin adeta son satırı hatta noktası gibi uzanmış Ege denizine.. Tarih, deniz ve mekan etkilenmeyecek gibi değil.. İnsan yaşayacağı mekanı tesadüfen seçmez. Hatta insanın seçtiği mekanla arasında düşünsel bir bağ vardır. Knidos da böyle bir yer..  Rivayetlere göre İskender yüzmek için buraya gelirmiş.. Ege’nin en eski yerleşimlerinden biri olan Datça yarımadası, doğal güzelliklerine ek olarak hemen yakınındaki Knidos antik kentiyle de tarih meraklılarının görmeden geçemeyecekleri bir belde kesinlikle. Datça’ya 28 kilometre uzaklıktaki Tekir Burnu’nda bulunan Knidos Antik kentindeki kalıntılar arasında 10 bin kişilik küçük tiyatro, 20 bin kişilik büyük tiyatro, Odeon, Apollon ile Venüs’e ait çeşitli mabedler bulunuyor.

gezgindergi-turkiye-datca (17)

gezgindergi-turkiye-datca (5)

Knidos’un ilk kurulduğu yer olan Burgaz yerleşimi dönemine ait. Kalıntılar 1998 yılından sonra T.C. Kültür Bakanlığı adına, Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından Alman Bilimsel Araştırma Kurumu işbirliği ve Gerda-Henkel Vakfı’nın katkılarıyla kazıldı. Prof.Dr. Numan Tuna’ya göre, antik dönemin ünlü tarihçisi Heredot’un eserinde sözünü ettiği 6 Dor şehir birliğinin toplanarak Apollon adına yarışmalar düzenledikleri yer burasıydı ve yarışmada birinci gelenlere verilen ödüllerin konulduğu Apollon Tapınağı burada bulunuyor.

gezgindergi-turkiye-datca (4)gezgindergi-turkiye-datca (16)

Gezginler gezdikleri yere veda ederken ne yaparlar hep merak ederim.. Şüphesiz herkesin kendine göre bir ayrılış biçimi var. Hatta merhaba ediş biçimi.. Ama ben genellikle gezdiğim yörenin türkülerini mırıldanarak veda ediyorum.. Datça’dan ayrılırken de bölgenin en meşhur türküsünü terennüm ederek yolumuza devam ediyoruz..

gezgindergi-turkiye-datca (3)

Şu kumyeri ovası

Oyalı da çember boyası

İstedim de vermedi

Ah kör olası anası

..

DATÇA – Bu yazı 2015 yılının Kasım ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 98. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir