Cuma , 16 Ağustos 2019
Anasayfa » DÜNYA » Gerçek Bir Yeryüzü Cenneti: Maldivler

Gerçek Bir Yeryüzü Cenneti: Maldivler

Yüz ölçümünün yüzde 90’ı su ve deniz olan, gözünüzü çevirdiğiniz her yerde kartpostal güzelliğinde palmiye ağaçlarının gölgelediği plajları olan, hayatın huzurla aktığı, yerel halkın yabancılara karşı yüzlerinde gülümsemeyi hiç eksik etmediği, stresten uzak bir ülke düşünün. Yüzlerce adadan oluşan bu ülkede yaşayan halkın neredeyse yarısı hayatlarında ne asfalt yol ne de otomobil görmemiş olsun. Nereden mi bahsediyoruz? Tabii ki Maldivlerden!

Yazı: Fatih Yılmaz Fotoğraflar: Halit Ömer Camcı
Maldivler, resmî adıyla Maldiv Cumhuriyeti– Hint Okyanusu’nda bin 200 adadan oluşan dünyanın en güzel ülkelerinden biri. Hindistan’ın güneyinde ve Sri Lanka’nın yaklaşık 750 kilometre güneybatısında yer alan Maldivlerdeki bin 200 adanın 281’inde insan yaşıyor, bin civarındaki ada ise hala boş. Yerleşim bulunan 281 adadan 195’inde Maldivliler yaşıyor, 86 ada ise “otel ada” şeklinde kullanılıyor. Halkının yüzde 97’si Müslüman olan Maldivler “başkanlık” tipi cumhuriyet ile yönetiliyor.
Balayı cenneti Maldivlere Türk Hava Yolları ile Atatürk Havalimanı’ndan yaklaşık 7 saat süren rahat bir yolculuktan sonra ulaşıyoruz. Uçağımız İbrahim Nasır Havalimanı’na doğru alçalmaya başlarken, Hint Okyanusu’nun muhteşem manzarasının tadını çıkarmaya çoktan başlıyoruz bile. İstanbul’dan ayrılırken sıcaklık 8 derece civarındaydı. Buradaysa yaklaşık 40 derecelik bir sıcak ve müthiş bir nem bizleri karşılıyor. Sabahın erken saatlerinde indiğimiz havalimanında pasaport kontrolünden geçip, ilk durağımız olan başkent Male’deki otelimize yerleşiyoruz.
Maldivlerde çalışmak

Dünya turizm devi Japon şirketi H.I.S Travel’in Maldivlerdeki satış müdürü Nigar Izzetova ile randevumuz var. Male’deki rehberliğimizi yapan, yüzünden gülümsemenin hiç eksik olmadığı Nigar Hanım’ın çok ilginç bir hikâyesi var. Aslen Azeri vatandaşı olan Nigar İzzetova, bu cennet adalarda çalışan şanslı kişilerden biri. Biz şanslı diyoruz ancak Nigar Hanım’ın Maldivlerde tatil yapmakla çalışmanın çok farklı olduğunu söylemesi bizi biraz şaşırtıyor. Zira cennetten farksız olan Maldivlerde çalışmanın ne tür zorlukları olabilir ki?  Nigar Hanım, tatil bölgelerinin tamamen normal hayattan ve halktan ayrıştırılmış olduğunu ülkenin başkenti Male örneğiyle açıklıyor: ‘Maldivler Müslüman bir ülke olduğundan örneğin Male’de denize mayo veya bikiniyle girmek yasak, yerel halk elbiseyle denize giriyor, yüzüyor ve ardından ıslak elbiseleriyle eve gidiyor. Ancak otellerin ve tatil köylerinin bulunduğu adalarla böyle bir sıkıntı yok.’ Nigar Hanım kendisini Maldivlerde en çok zorlayan şeyin yemek kültürüne alışmak olduğunu söylüyor.

Yerel halkın genel kültürünün yüksek, kendilerini çok iyi yetiştirmiş olduklarının altını çizip, suç oranının yok denecek kadar az olduğunu, daha az stresli ve durağan bir hayat olduğunu belirtiyor. Maldivlere gelen tatilcilerin otellerde kalıp normal halkın yaşamı ilgili hiçbir şey göremeden geri döndüğünü kaydeden Nigar Hanım, buraya gelecek olanlara mutlaka dalış yapmalarını, yerel halkın yaşadığı adaları ziyaret etmelerini, yerel yemeklerden tatmalarını ve mutlaka spa’lardan yararlanmalarını tavsiye ediyor. Nigar Hanım, özellikle başkent Male’de şehir turu yapacaklara giyim konusunda çok dikkatli olmalarını öneriyor. Kısa etek, şort veya dekolteli elbiseler pek hoş karşılanmıyor. 6 aylığına çalışmak için gelen ancak burada 3. yılını dolduran Nigar Hanım, Maldivlere gelecek tatilcilere herhangi bir internet sitesini değil iyi bilgi alabilecekleri, Maldivler konusunda uzman olan acentelerle görüşmeleri çağrısı yapıyor. Nigar Hanım’la yaptığımız bu kısa sohbetin ardından kendimizi Male sokaklarına atıyoruz.

Yerel halk kendilerine has Dhivehi dilini konuşuyor. Maldivlerin tarihî kayıtlarına göre 1154 yılında Faslı bir sufi sayesinde İslam’la tanıştığı görülüyor. Faslı sufi o tarihte bölgeye geldiğinde Maldivlerde bağımsız bir krallık varmış. Kral, Faslı sufinin etkisiyle Müslüman olmuş ve ismini Muhammed el Adil olarak değiştirmiş. Bu olayın ardından bölgede İslamiyet hızla yayılmaya başlamış. Bugün Maldivler başkanlık sistemine bağlı bir cumhuriyet ile yönetilse de İslam gelenekleri çoğu yerde bağlayıcı nitelikte. Çağlar boyu ticaret yolları üzerinde kalan Maldivlerde değişik ırk ve dinden gruplar egemenlik kurmuş. 1965’te en son İngilizlerden egemenliğini alan Maldivlerde ana geçim kaynağı balıkçılık ve Hindistan cevizi üretimi. Bölge İtalyanlar tarafından keşfedilmesiyle ciddi turizm geliri kazanan bir tatil merkezi haline gelmiş.
Bölgeye dair bilinmesi gereken notları aktardıktan sonra başkent Male sokaklarını adımlamaya başlıyoruz. Fiziki büyüklüğü göz önüne alındığında Male dünyanın en küçük başkentlerinden biri. Maldiv nüfusunun üçte biri yani yaklaşık 75.000 kişi Male’de yaşıyor. Ülkedeki diğer adaların aksine Male’de yüksek binalar ve kaldırım taşı döşenmiş yollar mevcut.Ülke ticaretinin de merkezi olan şehrin 26 Aralık 2004’te Hint Okyanusu’nda meydana gelen depremden sonra oluşan Tsunami’de büyük zarar gördüğünü ve şehrin üçte ikisinin sular altında kaldığını hatırlatalım. Male’nin ana caddesi olan Boduthakurufaanu boyunca ilerliyoruz. Bu caddede çok fazla devlet binası var. Başkanlık Sarayı, parlamento binası gibi resmî binalar sahilde sıra sıra dizilmiş.

Türk konsolosluğu da bu cadde üzerinde bulunuyor. Şehrin merkezi olan Bağımsızlık Meydanı’nda ufak da bir park var. Maldivliler ve özellikle çocuklar için burası keyifli bir mekân. Sahil boyunca tüm ülke geneline ulaşımı sağlayan deniz motorlarının yanaştığı minik iskeleler yer alıyor. Bunlara jetty diyorlar. Örneğin jetty 1 devletin kullandığı iskele oluyor. Jetty 9 ve 10 ise havaalanı ulaşımı için kullanılıyor.  Diğerleri ise ada-otellere gidip gelen motorlara ait. İskelelerden bakınca havaalanı adası dâhil olmak üzere çok farklı amaç için kullanılan diğer adaları da rahatlıkla görebiliyorsunuz.
Sahilde bir de balıkçı tekneleri mevcut tabii. Avdan dönen balıkçılar balıklarını taze taze satmak üzere balık halinin yolunu tutuyorlar. Balık pazarı öylesine eğlenceli ki zira tezgâh sahipleri çok sıcakkanlı, yardım severler. Bu aslında genel olarak Maldiv insanının ortak özellikleri. ‘Sabahın erken saatlerinde gelseydiniz daha çok balık görürdünüz’ diyor bir amca. İlginç balıkların yanı sıra balıkları temizleyen balıkçılar da ayrı bir seyir konusu.  Maldivlerde civar ülkelere fazlaca balık ihracatı yapılıyor. Biraz daha uzak ülkelere ise balıkların bir kısmı kurutularak ve tütsülenerek ihraç ediliyor.

Balık pazarından sonra hemen karsısındaki meyve sebze pazarına gidiyoruz. Pazar çok büyük olmasa da oldukça renkli. Pazarda Maldivlilerden çok ülkeye iş için gelmiş farklı milletlerden tezgâh sahipleri bulunuyor. Ancak onlar da Maldiv halkı kadar misafirperver. Daha pazara adımımızı atar atmaz ikramlar yağmaya başlıyor. Ayrıca buradaki insanlar kameradan, mikrofondan hiç çekinmiyor o kadar alışmışlar ki artık aldırış dahi etmeden işlerine devam ediyorlar. Hemen hemen her tezgâhta illa ki muz ve Hindistan cevizi mevcut. Bizdeki patates soğan gibi tazesi ayrı kurusu ayrı satılıyor. Tabii adını sanını duymadığımız enteresan meyveler de var.
Male’de kumsal bulunmuyor bunun yerine ada sahil duvarıyla çevrilmiş. Ancak limanla ve bitişiğindeki dalga kıranlarla beraber hoş bir koşu var şehirde. Bu arada Male’deki motosiklet yoğunluğu görenleri hayrete düşürecek türden. Çünkü burada yollar o kadar dar ki, halk motosiklet kullanmayı pratik oluşu nedeniyle fazlasıyla tercih ediyor. Motosikletlere dikkat ede ede yola devam ediyorduk ki ezanlar yükselmeye başladı göğe doğru. Male’nin camileri bizi kendine çağırıyor âdeta. Evvela en eski camiyi görmek istiyoruz. Maldivlerde hangi camiye gidersek gidelim dikkatimizi çeken ilk şey hijyen oluyor. Cami içi ve avlular o kadar temiz ki hayran olmamak elde değil.

Male’nin en bilindik yapılarının başında yer alan İslam Merkezi’ni görmek istiyoruz. Bu merkez içinde bütün Maldivlerin en büyük camisi yer alıyor. Altın renkli kubbesi ile dikkat çeken camide aynı anda 5 bin kişi ibadet edebiliyor. Başkent Male küçük bir yer. Burayı tek bir günde keşfedebilirsiniz. Ardından bir ada-otel deneyimi edinmek isterseniz jettylerdeki motorlara atlayıp ada-otelinizin yolunu tutabilirsiniz. Çoğu insan için de belki artık marka halini almış olan “Maldivler” bu ada-otellerle başlıyor. Ancak size tavsiyemiz tatil planınızı yaparken mutlaka Male için bir gününüzü ayırın, zira Maldivlerin lüks otellerden ibaret olmadığını göreceksiniz.
Güler yüzlü adalar
İri ufaklı adalarla bezeli Hint Okyanusu’nda artık sıra bizim ada-otelimizde. Dhidhu Finolhu adasında bulunan otelimizin iskelesine yanaşırken bizi bekleyen bir grup otel görevlisini görüyoruz. Buradaki otellerdeki en temel prensip müşteriye kendini özel hissettirmek. Bunun için de otel yönetimi elinden geleni yapıyor. Otel çalışanlarını Maldiv’in yerel halkı oluşturuyor. Bu da tabii beraberinde güler yüzlülüğü getiriyor. Ada-otelimize varınca burası için neden gerçek bir doğa cenneti dendiğini daha iyi anlıyoruz. Konaklayacağımız otel aynı zamanda gezimizin sponsoru olan Sinemis Turizm’in organize ettiği  Maldivlerin en lüks otellerinden biri olan Lux Resorts.
Otelimizin sahilinde öylesine müthiş renkler mevcut ki mercanların denize kattığı muhteşem renk cümbüşü ve uçsuz bucaksız bembeyaz kumsallar… Bir de farklı türlerdeki kocaman yeşil palmiyeler tam anlamıyla hikâyeyi tamamlayan türden… Kalacağımız otel oldukça sakin, kalabalık yok, insanlar sanki burada bir anlamda detoks yapıyor, stresten, problemlerden, gürültüden, hava kirliliğinden arınıyorlar. Ortalıkta dolaşanlar sadece çocuklar, onların ilgisini en çok çeken şey ise bir otel görevlisinin etle beslediği vatozlar. Akşam saatlerine doğru görevli oturuyor denize inen bir merdivene ve başlıyor vatozları beslemeye. Bu da özellikle çocukların büyük ilgisini çekiyor. Ancak vatozlara dokunmak isteyenlere çok ince ve narin olan derilerinin zarar görebileceği endişesiyle izin verilmiyor.
Maldivler Lux Resorts, 2,5 kilometre uzunluğu ile ada-otellerin içinde en büyük olanı. Otel, denize 10 adım mesafedeki villalardan ve deniz üzerindeki bungalovlardan oluşuyor. Otelin kral daireleri ise lükste sınır olmadığını gözler önüne seriyor.  Ayağınızın altında balıkları dahi net bir şekilde görebileceğiniz muhteşem bir deniz ve Hint Okyanusu’nun bitimsiz dinginliği, işte odanızdan göreceğiniz size özel manzara bu. Bir de normal daireler var onlar da en az kral daireleri kadar konforlu ve lüks.
Otelimizin tahsis etmiş olduğu bir tekneyle ada-otelimize en yakın mesafede bulunan bir sadece yerel halkın yaşadığı bir adaya gidiyoruz. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuğun ardından, her sokağında, her evin bahçesinde koca koca muz ağaçları, Hindistan cevizi ağaçları gördüğümüz adamıza geliyoruz. Ülke uzun yıllar İngiliz sömürgesi olduğu için aslında hemen herkes iyi derecede İngilizce biliyor. Ancak buradaki teyzeler biraz utangaç oldukları için pek konuşmuyorlar ama öylesine güzel gülümsüyorlar ki içiniz ısınıyor.

Maldiv insanının cana yakınlığı tatilimize ayrı bir güzellik katıyor. Bu adalar ülkesinin denizi, kumsalı gerçekten harika, görülemeye değer ancak bir de Maldiv insanını yakından tanıyıcınca tatilimiz bambaşka bir boyut kazanıyor.  Ziyaret ettiğimiz adada 560 kişi yaşıyor. Tamamı Divehi olan ada halkı burada herkesin bir işinin olduğunu söylüyor. Yani bu adada işsiz hiç kimse yok ve haklı olarak bununla gurur duyuyorlar. Küçük bir hastaneleri, yine temizliği ile dikkat çeken camileri, rengârenk duvarlara sahip okulları ile ada kesinlikle görülmeye değer.
Hava kararmak üzere olduğu için artık ada-otelimize dönmemiz gerekiyor. Teknede bizi bambaşka bir sürprizin beklediğini dönüş yolunda öğreniyoruz. Maldivlerin yerel ezgileriyle tanışıyoruz teknede. İki Maldivli sanatçı Hint Okyanusu’nda gün batımına doğru yol alırken müthiş bir şölen yaşatıyorlar bizlere. Ada-otelimize varınca da devam ediyor bu eğlence. Otel genelinde düzenlenen geleneksel Maldiv gecesinde, adaya özgü geleneksel tatlarla akşam yemeğini yiyenler, kalabalık bir dansçı ve müzisyen grup eşliğinde Maldiv kültürünü doyasıya tecrübe ediyor.
Su altının büyüleyici dünyası
Ertesi gün balina köpekbalığının izini sürmek üzere açılıyoruz okyanusa. Şnorkel ile minik bir dalış gerçekleştirip, balina köpekbalıklarını görüntüleyeceğiz. Okyanus dalgasız ve az tuzlu. Çevredeki ada-otellerden sırf balina köpekbalığını görmek için gelen kalabalık bir grupla denize açılıyoruz. Bir süre sonra kaptandan bir işaret geliyor, suyun üzerinden balina köpekbalığının gölgesini görmüş. Denizin altı üstünden daha muazzam. Zaten çok sayıda profesyonel dalgıç buraya bu muhteşem su altı dünyasına keşfetmek için geliyor. Tabii biz şnorkel ile öylesine bir dalış gerçekleştiremiyoruz ancak bu bile yeterli bizler için, en azından şimdilik.

Okyanusta balık tut(ama)mak
Hint okyanusuyla bu kadar haşır neşir olmak bizi tatmin etmiyor, bir de balık tutmak istiyoruz. Balık tutmak tamamen sabır işi, okyanusta açılıyoruz. Gezimizin olabildiğinde güzel geçmesi için ellerinden gelen her şeyi yapan Lux Resorts Oteli yetkilileri bizim için sürat motoru ayarlamış. Motorla bir saat kadar okyanusta ilerliyoruz. Tabii bu esnada okyanusa çoktan atıyoruz oltamızı, bekliyoruz bir umut oltamıza takılacaktır elbet bir şey diye. Arada bir heyecanlanıyoruz misinada herhangi bir hareketlilik, farklı bir ses olunca. Artık umutları kesmek üzereyken bir ses duyuyoruz, acaba oltamıza beklediğimiz balık mı takılmıştı? Heyecanla misinamızı sarınca acı gerçekle karşılaşıyoruz, balık yok. Elimiz boş otelin yolunu tutuyoruz. Ancak bize Maldivlerin geleneksel lezzetlerini tanıma imkânı sunan otelimizin muhteşem mutfağı neşemizi yerine getiriyor.
İmkânınız olursa kendinize bir iyilik yapın; uzun süre hafızanızdan silinmeyecek bir tatil için bir kez bile olsa Maldivleri mutlaka görün. Görünce ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız…

MALDİVLERLE İLGİLİ NOTLAR
Hava 25-32 derece arasında değişen tropik iklim hüküm sürüyor. Deniz sıcaklığı ortalama 29 derece. En iyi mevsim: Kasım-Nisan arası. Bu dönemde kuzey-doğu Muson rüzgârları hâkim, hava kuru ve güneşli. Yağmurun en az olduğu mevsim. Mayıs sonundan ekim sonuna kadar güney-batı Musonları nedeniyle çok yağmur yağıyor.
Vize 30 güne kadar olan turizm amaçlı ziyaretlerde vize gerekmiyor. Pasaportunuzun en az 6 aylık geçerlilik süresinin olması şart.
Para Maldiv parası Rufiyaa’dır (Rf). US doları ve kredi kartları geçerli. 1 Dolar: 0.0624 Rufiyaa
Dalış Maldiv’e daha çok dalgıç turistler geliyor. Bütün ada-otellerin bünyesinde mutlaka bir dalış merkezi bulunuyor.
Nasıl gidilir? Maldivlere birçok havayolu ile aktarmalı olarak uçmanız mümkün. Ancak Türk Hava Yolları’nda İstanbul’dan haftanın 5 günü Salı, Çarşamba, Perşembe, Cumartesi, Pazar karşılıklı olarak Maldivlere direkt uçuyor. Hava alanından ada-otellere, hızlı botlar veya daha uzakta olanlara da deniz uçakları ile ulaşım sağlanıyor.
Nerede kalınır? Lux Resorts Maldives. Dhidhoofinolhu Adası’nda yer alan otel Maldivlerin en güzel otellerinden biri. Adres: Dhidhoofinolhu, South Ari Atoll, Republic of Maldives reservation@luxislandresorts.com Tel : (960) 668 0901
Maldivler için tur düzenleyen şirketler Bu pazarda en yoğun faaliyet gösteren ve kişiye özel turlar düzenleyen şirketlerden biri Sinemis Turizm. Tel: 0 216 688 54 54 E-mail: sales@sinemis.com.tr

AKLINIZDAN ÇIKMASIN
* Yanınızda kalın giysiler taşımanıza gerek yok. Ancak, bir şemsiyeye her zaman ihtiyacınız olabilir.
* Tüplü dalış bilmeyenler için her adada bir dalış okulu bu konuda hizmet veriyor. Hiç dalmayı bilmeden gitseniz bile, bir dalgıç olarak geriye dönebilirsiniz.
* Başkent Male’de turistik eşya fiyatları çok pahalı ama pazarlığa açıklar, elinizden geldiği kadar pazarlık edin.
* Cep telefonlarınızı yanınızda boşuna taşımayın. Maldiv’de Türk GSM’ler kapsama alanı dışında.
* Özellikle sabah saatlerinde puslu hava nedeniyle güneş kendini göstermeyebilir. Ama aynı derecede yakıcıdır. İlk günlerde mutlaka cildi korumak gerekli.
* Elbise ile dalanların dışında maske-palet ile şnorkel yapanlar elbise kullanmadıklarından ciddi şekilde güneş yanığının tehdidi altındadırlar. Bu şekilde uzun süre sırtı ve bacak arkaları güneşe açık kalanlar mutlaka koruyucu krem kullanmalıdırlar.
* Mercanlar çok keskindir. Sığ suda kumda yürürken mutlaka mercan dallarından bir parçanın kumlar arasında olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Üzerine bilmeden basarsanız tatilin geri kalan kısmı sizin için çok sıkıcı olabilir.
Bu yazı 2013 yılının Mart ayında yayınlanan Gezgin Dergisi’nin 73. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir