Cuma , 18 Ekim 2019
Anasayfa » MANŞET » Geyve ve Meyve

Geyve ve Meyve

Yaşar Özer Amca’nın aziz hatırasına…

Yazı ve Fotoğraf : İbrahim Tenekeci

Sakarya ilinin Geyve ilçesine kaç kez gittiğimi hatırlamıyorum. Elli olmuş mudur? Herhalde geçmiştir.

Her seferinde, ilk defa gidiyor ve görüyor gibi heyecanlanıyorum. Meydana bakan lokantada, sabah çorbasını hep aynı mutlulukla içiyorum. Devamında, tütün ve çay.

Geyve deyince aklıma ilk gelen ise kiraz oluyor. Bereketli topraklar üzerindeki beldenin başlıca geçim kaynağı, meyvecilik. En sevdiğim ifade: ‘Ekonomisi tarıma dayanıyor.’

Meyve ile Geyve’nin kafiye olması elbette boşuna değil. Ayva, elma, erik, armut, kiraz… Dağlık kesimlerde ise alıç, ahlat, kiren, çördük. Kiraz, dalından yemeniz şartıyla, meyvelerin padişahıdır. Sabah serinliğinde, daha çiy kalkmadan, bahçede olmanız gerekir. Önce biraz geride durup yüklü dalları seyretmek. Hemen kavuşmak olmaz.

gezgindergi_geyve_meyve03

Dedem ölmeden birkaç gün evvel, ablalarımdan birini kiraz toplamaya gönderiyor. Ulupınar’daki bahçemize. Fakat yemesi yasak. Getirilen kirazı koklayıp bırakıyor. Belki de bundandır, bende kiraz koklama alışkanlığı var. Bir avuç topluyor, güzelce kokluyor, sonra yiyorum.

***
Kiraz heyecanı bahardan başlar. Ağaçların çiçeğe durmasından. Bir kiraz bahçesini bu haliyle görmek, insana derinlik verir. Yaşama ve yaşatma sevincini yükseltir. Ziya Osman’ın dediği gibi: “Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı.”

Bu beyaz çiçekler, birkaç ay sonra, şu bilmecenin cevabı olacaklar: “Dal üstünde ateş yanar.” Bildin, kiraz.

Geyve için söylersek, mayıs ayının sonuna doğru, erkenci kirazlar yenecek hale geliyor. Haziran başından itibaren yerli kirazlar olgunlaşıyor. Yüksek rakımlı bahçelerde ise temmuzun ortasına kadar kiraz görmek mümkün.

Geyveli kardeşimiz Selçuk Sümer Özel bize kiraz bahçesi ayarlıyor. Cumadan telefon ediyor: ‘Bahçe hazır, gelin.’

Ertesi günün ilk saatlerinde yola çıkıyoruz. Şen kuzular, şakrak oğlaklar gibiyiz. Dalından kiraz yemek ve biraz da toplamak. Toplanan kirazlar, akşama doğru, buz gibi dağ sularının içine atılacak ve öyle yenilecek.

gezgindergi_geyve_meyve01

Dağ demişken. Kuşlar kirazı pek severler. Dalından alır, tenha bir yere götürüp yerler. Bu yüzden olsa gerek, dağlarda, ormanlarda sıklıkla kiraz ağacıyla karşılaşırsınız. Bakımsız kalmışlar, yaban olmuşlardır. Olsun.

*** 
Kirazla ilgili birçok hatıram var. En dokunaklısını yazayım: Akdoğan köyünden Yaşar Özer Amca.

Kiraz zamanıydı. O işi hallettikten sonra, dağlık bölgedeki Akdoğan köyünü gezmeye gittik. Evlerin yapımında Roma ve Bizans dönemine ait devşirme malzeme kullanmışlar, onları göreceğiz. Gitmişken, pek methedilen köy kahvesinde çay içeceğiz. Kahvede Yaşar Amca’yla tanışıyoruz. İstanbul’dan ta buralara kiraz yemeye geldiğimizi öğrenince gözleri parlıyor, çocuk gibi seviniyor. Büyük bir hevesle bizi kiraz bahçesine davet ediyor. Davete icabet sünnettir.

Bir vadiye, ören yerinin üstüne kiraz bahçesi kurmuş. Bodur ağaçlardan. Toprak, çanak çömlek parçaları kaynıyor. Dallarda ise iri kirazlar. Hiçbir zahmete katlanmadan, ağaca falan çıkmadan, bir elimiz cebimizde, dalından kiraz yiyoruz. Bir yandan da ayakkabımızın ucuyla, hafiften toprağı eşeliyoruz. Belki iyi bir parça bulur, hatıra olarak yanımıza alırız.

Gördüğüm en güzel kiraz bahçesiydi. Özenli ve meraklı bir insanın elinden çıktığı her tarafından belliydi. Yaşar Amca’nın bu işi çok sevdiği ve sanata dönüştürdüğü görülüyordu.

Aradan kısa bir zaman geçti. Yaşar Amca’nın tek oğlu trafik kazasında hayatını kaybetti. Peşinden de, o sağlıklı ve yaşam dolu adam, üzüntüsünden öldü. Oğlundan birkaç ay sonra. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun. Bahçeye ne oldu, bilmiyorum.

Geyve ve Meyve – Bu yazı 2015 yılının Haziran ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 100. sayısından alınmıştır.

Yazar : GEZGİN YAZAR

GEZGİN YAZAR
Türkiye'nin Gezi, Seyahat ve Fotoğraf Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir