Perşembe , 16 Mayıs 2019
Anasayfa » KÜLTÜR » Zenaatten sanata, “bakır”ın uzun yolculuğu

Zenaatten sanata, “bakır”ın uzun yolculuğu

Bir Gaziantepli olarak, bakırla tanışıklığımın çok küçük yaşlarıma uzandığını itiraf ederek başlamalıyım. Çocukluğumda nenem ve annemle, Bakırcılar Çarşısı’na her gidişimiz unutulmaz bir törendi… Şimdi düşünüyorum da kalay ve lehim kokularının çekiç seslerine karıştığı çarşıda, kendimi bir konserin ortasında bulurdum  deta, öyle keyifli ve büyüleyiciydi, o sesler…

Yazı ve Fotoğraflar : ÖMER FARUK ŞERİFOĞLU

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (17)

Bakır, tarih boyunca insanoğlunun hayatını kolaylaştıran madenlerin başında yer almış ve bir çağa adını vermiştir. İnsanların önce bakırı, ardından kalayla birleşiminden oluşan tunçu keşfetmeleri medeniyet seviyesinde büyük ilerleme sağlamıştır. Tarih öncesi uygarlığının gelişme sürecinde Neolitik Çağ’dan sonraki ve Tunç çağından önceki 4. aşamaya Bakır (kalkolitik) Çağı denir. Dünyanın çeşitli yörelerindeki insan toplulukları bu evreye farklı zamanlarda ulaşmışlardır. Anadolu’da Bakır Çağı, MÖ 5500-3500 yılları arasında yaşanmıştır. Aynı zamanlarda Avrupa’da Beaker kültürü, Ege yöresi ve Yunanistan’da orta ve geç neolitik çağ, Mezopotamya’da Halaf ve Obeyt kültürleri, Suriye ve Filistin’de halaf ve onu izleyen Yermuk kültürleri karşılık gelir.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (11)

Bugüne kadar yapılan araştırmalar ve incelemeler sonucu bilinen gerçek; bakırın ilk olarak medeniyetin beşiği sayılan Mezopotamya bölgesinde tanındığıdır. Bir diğer gerçek ise, en eski bakır cevherinin Elazığ’ın Maden ve Ergani ilçelerinde olduğudur. Diyarbakır – Çayönü’nde MÖ 7. bin yılda ilk arıtma işleminin yapıldığı tespit edilmiş, çevrede bakırdan iğne, kanca gibi aletler ve süs eşyaları ortaya çıkmıştır. Bakır kullanımın bu kadar erken yaygınlaşmasının nedeni, doğada arı halde bulunması ve işlenmesinin kolaylığıdır. Hitit, Urartu, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde Anadolu’da, Artvin’in Murgul ve Diyarbakır’ın Maden ve Ergani ilçelerindeki madenlerden çıkarılan bakır cevherlerini eriterek külçe haline getiren ve bu külçeleri çeşitli tekniklerle işleyen birçok atölye olduğu bilinmektedir.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (12)

Yakılarak eritilen cevher içerisinde %40 bakır mevcuttur.Normal koşullarda bakır, yansımasından dolayı kırmızı, saydamlıktan ötürü yeşil renklerde, 8,96 yoğunlukta 1.083°C eriyen ve 2310°C doğru kaynayan katı bir cisim halinde bulunur. Kolayca tel ve levha halinde getirilebilen, yumuşak bir metaldir. Gümüşten sonra en iyi elektrik iletkenidir.Isı iletkenliği de çok yüksektir, 0,94 W/mk. Erimiş bakır soğurken sıkıştığı için, döküm işlerinde kullanılması olanaksızdır. Günümüzde en çok kullanılan metaller arasında, demir ve alüminyumdan sonra üçüncü sıradadır. Çok iyi bir elektrik iletkeni olduğundan dünyada üretilen bakırın yarıdan fazlası bu sektörde kullanılır. Dünyada yıllık üretimi 6 milyon ton dolayındadır. Havayla karşılaştığında bakırın rengi kırmızıya döner, hızla esmerleşip matlaşır ve bildiğimiz kızıl kahverengi “bakır rengini” ne dönüşür. Bu renk değişiminin nedeni, metalin havadaki oksijenle tepkimesinden doğan bakır oksidin incecik bir katman halinde yüzeyini kaplamasıdır. Metal açık havada uzun süre kalırsa, bakır oksit havadaki karbon dioksit ile birleşerek bakır karbonata (ya da kükürt dioksit ile birleşerek bakır sülfata) dönüşeceğinden metalin yüzeyi zamanla yeşil bir renk alır. Bakır karbonat, çok ince bir katman olmasına karşın alttaki metali öbür kimyasal etkenlerden korur. Üstelik ‘bakır pası’ ya da ‘patina’ denen bu yeşil yüzey metale daha çekici bir görünüm kazandırdığı için, sanatçıların ve koleksiyoncuların gözünde daha değerlidir. Bazı yapıların bakır kaplı kubbe ya da çatıları, yüzeyi zamanla böyle “yeşil” bir katmanla örtülmüştür.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (14)

Bakırcılık

Bakırcılık; saf bakır veya bakırla çinkonun karışımından elde edilen pirinç tabakalarının işlenip günlük hayatın her alanında kullanılan eşyaların üretilmesi mesleğidir. Bakırcılık sanatı, Anadolu’da Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri dönemlerinde giderek ivme kazanmış, yapım teknikleri ve süslemeler konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu’da bakırcılık merkezlerinden biri olan Gaziantep ve çevresinde Bakır Çağı’na tarihlenen birçok höyükten bakır objelerin çıkması, bölgede bakır işlemeciliğinin ne kadar eskiye dayandığını göstermektedir.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (7)

1557 tarihli Ayıntab Vakıf Deft eri’nin “Vakf-ı Ali Neccar Der Nefs-i Ayntab” başlıklı bölümünde, Ali Neccar Camii’nin vakıf gelirleri arasında sayılan yıllık 192 akçe gelirli bir dükkân için kullanılan “Dükkân der suk-ı kazganciyan” ifadesi bu tarihlerde Gaziantep’te bir bakırcılar çarşısının ve organize olmuş bakırcı esnafının varlığını göstermektedir. Gaziantep bakır işlemeciliğinin en önemli özelliği objenin tek parça olarak imal edilmesidir. Lehim ya da benzeri bir yolla birleştirme yapılmamakta, bir tek parçanın çekiç ve çelik kalemle yapılan işlemesi haftalarca sürebilmektedir. Bakır günümüzde mutfağın dışında kaldığından, dekoratif ve turistik amaçla üretilen bakır kaplar ve işlemeler, hala Bakırcılar Çarşısı’nı canlı tutmaktadır.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (3)

Bakırın Efendileri

Bakırcılığın Anadolu’daki gelişimini kayda geçiren en önemli isim İzzet Gündağ Kayaoğlu (1945-2003) olmuştur. 1960’lı yıllardan itibaren dede mesleği olan geleneksel bakırcılık sanatını her türlü belgesel değeriyle korumaya almak ve geçmişle gelecek arasında kültürel bağ oluşturmak amacıyla araştırma ve incelemeye girişmiştir.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (4)

İstanbul’da Kapalıçarşı’nın bitişiğinde vaktiyle onlarca dükkânın bulunduğu Bakırcılar Çarşısı’ndan günümüze sadece isim kalmıştır. İstanbul’daki çarşının son ustası Artin Kalaycı’nın ölümüyle çarşıya veda eden ailenin 4. Kuşak temsilcisi Kaya Kalaycı Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitimini bırakarak, aile işletmesinin başına geçmiş… “Doğduğumda gözümü bakırla açtım, bakır benim ilk oyuncağım” diyen Kaya Kalaycı,“- Bakırcılık bitiyor.” diye yakınmak yerine ailesinden aldığı mirası en iyi şekilde değerlendirmek için Selçuklu ve Osmanlı motiflerini günümüz dünyasını için yeniden yorumlamış.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (16)

Modern mimarinin bir parçası olarak tasarladığı objelerin kullanıldığı Şakirin Camii’ndeki bakır işlemeler o kadar ilgi görmüş ki, Osmanlı ve Selçuklu sanatı motifli objeleri ve geleneksel motiflerden esinlenerek yaptığı uygulamaları artık İstanbul, Londra, Paris, Bahreyn ve Katar’da, lüks otellerden ünlü ailelerinin salonlarına kadar görmek mümkün. Bakırı sadece günlük kullanım eşyalarının malzemesi olarak değil, dekorasyon ihtiyacına karşılık gelen, eski ile yeninin birlikte algılandığı yeni çağdaş bir biçime kavuşturmuş ve Anadolu’da binlerce yıldır süregelen bakır kültürünü, çağdaş bir yorumla canlı tutmayı başarmıştır.

gezgindergisi_bakirin_yolculugu (1)

Zenaatten sanata, “bakır”ın uzun yolculuğu – Bu yazı 2015 yılının Haziran ayında yayınlanan Gezgin dergisinin 100. sayısından alınmıştır.

Yazar : GEZGİN YAZAR

GEZGİN YAZAR
Türkiye'nin Gezi, Seyahat ve Fotoğraf Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir