Salı , 24 Ekim 2017
Anasayfa » DÜNYA » Avusturya’da Türk İzleri: Türk Oyuğu / Türkenloch

Avusturya’da Türk İzleri: Türk Oyuğu / Türkenloch

Avusturya’da Türk izlerini takip ederken, Pernitz’de bulunan Türk Oyuğu’nun hikayesini öğrenmek istiyorduk. Sonunda bir hikaye değil, Türk Oyuğu ile ilgili üç ayrı hikaye dinledik. Belki de bir efsanenin üç farklı versiyonu demek daha doğru olur.

Yazı:  Veysel Türk – Yaşar Şadoğlu Fotoğraflar: Yaşar Şadoğlu

Avusturya’nın her köşesinde bir Türk izi bulmak, bir Türk hikayesi dinlemek şaşırtıcı değil. Birkaç asır aynı coğrafyada mücadele etmek böyle kalıcı izler bırakıyor demek ki. Ancak, elimizde net bilgiler yok. Duyumlarla hareket ediyoruz. Avusturya’nın her köşesinde Türk işçileri de var artık. Çoğu da sivil toplum örgütleri içinde faaliyet gösteriyor. Gittiğimiz yerlerde Türk derneklerine uğruyor bilgi topluyoruz. Sonuçta bizi hayrete düşürecek ‘iz’lere rastlıyoruz.  Güneşli bir Nisan gününde dağları, ovaları dolaşmanın keyfi de cabası… Avusturya’da yaşayan Fuat Yıldırım bu keşiflerimizde  zaman zaman bize rehberlik etti. Türk Oyuğu’nu arkadaşlarından duymuş. Arabamızı ‘duyumlarımız’ istikametine doğru sürüyoruz.

Türk Oyuğu’nu görmek istiyenlere kolaylık olsun diye takip ettiğimiz rotayı  belirtmekte fayda var. Graz istikametinde bulunan Pernitz`in içinden geçdikten sonra, Muggendorf’a geldik. Buradan devam ederek, Myrafälle  içinden geçerek, Karnerwirt Gasthaus’ nin (Kafe) bulunduğu yerden sağa dönüp Jägersitz Kahvesi’ne vardık. Buradan sonra yaya olarak yolumuza devam etmek zorunda olduğumuz için arabamızı bu kahvenin önüne park ettik. Kahvenin arka tarafından, ormanlık ve dağlık arazide hedefimize doğru yürümeye devam ettik. (Ağaçların üzerine  mavi beyaz yol bulma işaretleri konulmuş) Retschenwirt tabelasına kadar geldik.  Yolda da ‘Steinwandklam’ işareti gözüküyor. Bu işaretten 100-150 m. sonra Türk Oyuğu’na (Türkenloch`a)  ulaştık. Biz burayı böyle sora sora bulduk. Bizim elimizdeki bilgiler bölük pörçüktü. Bu yazıyı okuyanlar en azından bizden daha şanslı olacaklar!

Biz  adı geçen Türk Oyuğu’nun  hikayesini öğrenmek istiyorduk. Sonunda bir hikaye değil, Türk Oyuğu ile ilgili üç ayrı hikaye dinledik. Belki bir efsanenin üç farklı versiyonu demek daha doğru olur.

Bu bölgede yaşayan Türk arkadaşlarımız bize Türk Oyuğu’nun hikayesini şöyle anlattılar; ‘Türk akıncıları savaş sırasında bu bölgeye geliyorlar. Ancak kendilerinden sayıca çok üstün Avusturya askerlerinin o bölgede olduğunu öğreniyorlar. Bunun üzerine  ormanlık araziye saklanıyorlar. Burası kayalık ve dağlık bir bölge. Vardıkları noktada kayalıklar ve uçurum yollarını kesiyor. Avusturya askerlerinin takip etme ihtimaline karşı bir çıkış yolu arıyorlar. Karşılarına çıkan uçurum ve kayalık  bu mevkiden,  bir gece içinde, kayayı delerek kurtuluyorlar.’

Türk oyuğu (Türkenloch)’u ziyertimiz sırasında  yaşlı bir Avusturya’lı çiftle sohbet ediyoruz. Burası ile ilgili bildiklerini soruyoruz. Onlar bize hikayeyi farklı anlattı;  ‘Köylüler Türklerden kaçıp bu kayalıkların oyuklarına saklanarak kutuluyorlar. Bundan dolayı bu  oyuklara bu ad veriliyor.”  Bu hikaye birincisinden tamamen farklı bir yorumdu.

Fotoğraflarımızı çektik, hava kararmadan Viyana’ya dönmek istiyorduk. Arabamızı bıraktığımız yere döndük. Burada, Jägersitz Kahvesi’nde bir mola verdik.  Kahvelerimizi garsonluk yapan yaşlı bir bayan getirdi. Bu bayanın  aynı zamanda bu Kafe’nin sahbi olduğunu sonradan öğrenecektik. Kahvemizi yudumlarken, Türk Oyuğu hikayesini ona sorduk.  Kahvenin sahibi bayan, bize buranın hikayesini biraz daha farklı anlattı;

“Köylüler  Osmanlı kuşatmasından dolayı  kayalıklardaki oyuklara sığınıyorlar. Türkler köye geldiklerinde, burada kimseyi bulamıyorlar. Kaya oyuklarında saklanan köylüler bir müddet sonra acıkıyorlar. Oyukların içinde yemek pişiriyorlar. Ancak yemeğin  dumanı onları ele veriyor.’

Hikayeler, efsaneler, masallar hayalimizin sınırlarını zorluyor. Gerçeğin kıyısına ne kadar yanaşabiliyoruz. Bunu kestirebilmek mümkün değil. Ama tarihin derinliklerinden bir tutam koku hissedebilmek insana mutluluk veriyor.

 

Bu yazı 2011 yılının Mayıs ayında yayınlanan Gezgin Dergisi’nin 51. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir