Cuma , 27 Mart 2020
Anasayfa » DÜNYA » Tezatlar Ülkesi Hindistan

Tezatlar Ülkesi Hindistan

Hindistan’ı kısaca tarif etmek gerekirse tezatlar ülkesi diyebiliriz. Bilişim ve yazılım sektöründe dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi olmasına rağmen ülkede yaklaşık 100 milyon kişi sokaklarda doğuyor, yaşıyor ve ölüyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Mahmut Boyacı

2005 yılı verilerine göre nüfusun %85i günlük 2,5 $ ile yaşayan Hindistan halkı ayrıca her yıl dünyada üretilen ham altının dörtte birini de üreticilerden talep ediyor. İnsanların hayvanlarla beraber çöplükler içinde yaşadığı yerden sadece 1km uzakta lüks alış-veriş merkezleri, pahalı arabalar, düzenli park ve bahçeler görebilirsiniz.

Dünya’nın en büyük demokrasisi olan Hindistan 1.250.000.000luk nüfusu ile dünyanın ikinci büyük ülkesidir. Dünya nüfusunun %16.7sini oluşturmakta olan Hindistan’da kilometrekareye düşen kişi bakımından ise dünyanın en kalabalık ülkesidir.

Ülkeye ilk girdiğimizde gördüğünüz trafik insanı şok etmeye yetiyor. Hindistan trafiğinde araç kullanmayı başaran bir insan her yerde çok rahat araç kullanabilir. Trafiğin ülkemize göre ters aktığı bu ülkede şoförler neredeyse tek elleri kornaya basili araç kullanıyorlar. Araçlar sinyal kullanmıyor ve çoğunda ayna bulunmuyor. Araçların arkalarında “kornaya bas” ibaresi bulunuyor. Araç sürücüleri sinyal yerine el-kol hareketlerini kullanıyorlar. Şerit kavramı da olmadığından trafik tam bir karmaşa. Yollarda kazalara şahit olmasak da ülkede her yıl 100.000 kişi trafik kazalarında hayatını kaybediyormuş.

Demiryolu Bakanlığı olan Hindistan’da 65.000km’lik bir demiryolu ağı var. Yaklaşık 1,5milyon insan demiryolu taşımacılığında çalışıyor. Uzun süren yolculukların tıklım tıklım trenlerde yapıldığından, birkaç milyon insanın devamlı yolculuk yaptığı düşünülüyor. Trenler çoğunlukla zamanında gelmediğinden, tren garları yerlerde yatan insanlarla dolu.

Bu insanlar trenlerde sıkışık vaziyette gidecekleri yere ulaşmaya çalışırken, diğer yandan hava ulaşımı hızla gelişiyor. Ülkede 346 tane havaalanı bulunuyor. Sokaklarda sık sık paslı aletleriyle kulak temizleyenleri, berberleri, masaj yapanları, dilencileri, başıboş dolaşan hayvanları görüyorsunuz.

İnekler ise başıboş olarak bütün gün çöpleri karıştırıp, çevresindeki karmaşaya koşuşturmaya aldırmadan uyuşuk uyuşuk bir caddenin veya kaldırımın ortasında tepkisizce yatıyorlar. Köpekler ise ülkemizdeki köpeklerden farklı olarak sessiz sedasız, derileri kemiklerine yapışmış şekilde dolanıyorlar.

Ayrıca sokaklarda sizinle tanışmak isteyen insanların çoğu sizden bir şey isteyecektir. O yüzden siz insanlarla tanışırsanız yerel halkla daha sağlıklı bir iletişim kurmuş olursunuz. Esnaf özellikle taksi ve rikşa sürücüleri ile mutlaka sıkı pazarlık yapmanızı öneririm.

Trigonometri, algoritma, satrancı keşfeden; gezegenlerin yörüngelerinin elips olduğunu ortaya çıkaran ve sıfır sayısını ortaya atan bilimciler Hindistan’da yaşamışlar. Dünyanın en fazla üniversitesine sahip ülkede Hindistan. Tam 8407 üniversite bulunuyor. Türkiye’de ise bu sayı sadece 125 .

Dünyanın en çok baharat çeşidini mutfağında bulunduran ülkede Türk turistler için en büyük problemlerden birisi de yiyecekler. Zenginlerin yaşadığı yerler ve lüks otellerin dışında ciddi bir temizlik problemi var. O yüzden temizlik takıntısı olanların bu ülkeye hiç yaklaşmamalarını tavsiye ederim.

Bir aşçının günlük kullanım listesinde en az 25 çeşit baharat bulunuyormuş. Ülkenin kuzeyinde et kullanımı güneyine göre daha fazla. Ayrıca kuzeyde daha çok baharat ve daha az acı kullanılıyor. Güneye indikçe ise et kullanımı azalıyor ve acı kullanımı artıyor.

Ülkede birçok din bulunuyor. Genel olarak ise Hindular, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Sikhler bulunuyor. Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahip.

Ülkede 200 milyondan fazla Müslüman yaşıyor. İslam Hindistan’a 8.yüzyılda Arap tüccarlar aracılığı ile girmiş. 12.yüzyılda Gazneli Sultan Mahmut’un seferleriyle İslam etkinliğini giderek arttırmış. 1858 senesine kadar Türk-İslam devletleri bölgede hakim güç olmuşlar.

1858’de ise Babür Devletini İngilizler ortadan kaldırmışlar.Hindistan 1947 yılında da İngiliz sömürüsünden kurtulmuş. Fakat İngilizler ülkede Müslümanlar’ın etkinliğini azaltmak için ülkeyi Pakistan, Hindistan, Bangladeş ve Sri Lanka olmak üzere 4 parçaya bölmüşler.

İngilizler yüz milyonlarca Hint’liyi yönetmek için kast sisteminden yararlanmışlar. Ayrıca İngilizler’den önce ülkede iyi eğitimli, okur yazar oranı çok yüksek olan Müslümanlar, İngiliz’lerin dil devrimi ve yaptıkları bazı değişiklerle eğitimsiz hale düşmüşler.

İngilizlerin Hintli öğrencilere logaritma cetvelini ezberlettikleri de söylenmektedir. Böylece öğrencilerin birkaç bin İngiliz’in nasıl yüz milyonlarca insanı yönettiklerini düşünmelerini engellemeyi planlamışlardır. Sikhler ise vücutlarındaki hiç bir tüyü kesmeyip, daima saçları örtülü ve sakallı gezerler. Sih dini 16. yüzyılda Müslümanlık ve Hindu dininin Guru Nanak tarafından adeta 2 dinin harmanlanmasıyla ortaya çıkmıştır. Tek tanrıya ibadeti esas alan bir dindir. Kast sistemine karşı çıkar ve tüm insanların eşit olduğunu savunur. Nanak’ın bu iki dinden etkilenerek ortaya koyduğu öğretileri, Sikh’lerin tanrı sembolü haline gelen kutsal kitap “Guru Granth Sahib”te bir araya getirilmiş.

Beşinci guru Arjun, Amritsar şehrine Altın Tapınak’ı inşa etmiş. Mihrace Ranjit Singh tarafından çatısına 100kg altın varakla kaplamış. Bu tarihten sonra ismi Altın Tapınak kalmıştır. Sikh’ler nüfusun çok az bir kısmını teşkil etmelerine rağmen Hint toplumunun ve dini geleneklerinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir unsur olmuşlar. Altın Tapınak’ta Sikh dininin kutsal kitabı olan Guru Granth Sahib 24 saat süreyle kesintisiz olarak okunuyor.

Kast sisteminde ise kastlar arasında geçiş olmadığından hangi kastta doğarsanız o kastta ölüyorsunuz. Farklı kastlardan evlenemiyorsunuz. En alt sınıf olan parya yani köle sınıfı çok kötü yaşam koşullarında yaşıyor. Hatta sokakta yaşayanları kast sistemine dahil etmemişler ve en yüksek kasttaki brahma yani din adamlarına göre sokakta yaşayan insanlarla yüksek kastların konuşması dahi günahmış.

 

Halk hala geleneklerine çok bağlı. Kalabalık ailelerde ailenin en yaşlısının sözü geçiyormuş. Geleneklerine bağlılıklarından dolayı boşanma oranın en az olduğu ülkeymiş. Ayrıca kadınların yarısına yakını 18 yaşına gelmeden evleniyormuş. Nüfus planlaması olmadığından önümüzdeki 20 yıl içerisinde Çin’den daha kalabalık bir ülke olma ihtimalleri yüksek. Fakat yurtdışına göç edenlerin sayısı da oldukça fazla. Dünya’nın yedi harikasından birisi olmayı fazlasıyla hak eden Taç Mahal Agra’da bulunuyor. Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe bir Moğol Anıt-mezarıdır.

Mümtaz Mahal 17 yıl evli kaldığı İmparator Şah Cihan’ın 14. çocuğunu doğururken vefat etmiştir. Eşinin ölümüne çok üzülen Şah Cihan 1632 yılında yapımını başlattığı bu anıt-mezarı eşi Mümtaz Mahal’ın anısına yaptırmıştır.

Yapımında 20 bin işçinin çalıştığı anıt-mezar 21 yılda tamamlanmıştır. 2,5 ton ağırlığında olduğu tahmin edilen mermer bloklar 300 kilometre uzaklıktan taşınırken sayısı bine yaklaşan filler kullanılmıştır. Bu blokların yapının tepesine çıkartılması için 3.2 km uzunluğunda bir rampa yapılmıştır.

Dünya’nın dört bir tarafından ustalar, sanatkarlar getirtilmiştir. Mimar Sinan’ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi, eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul’dan davet edilmişlerdir.

Varanasi Ganj nehrinin kenarında, iki bin yıllık geçmişi olan ve içinde halen yaşanan dünyanın en eski yerleşim merkezidir.

Labirenti andıran daracık sokaklarında kaybolmadan dolaşmak yeni gelenler için imkansızdır. Varanasi’de cok sayıda Ghat vardır. Bunlar Ganj nehrinin yükselip alçalmasına durumuna göre ayarlanmış nehre inen basamaklardır. Buraları banyo ve ibadet için kullanıyorlar. Hindu hacılar buraya günahlarından arınmak için gelirler. Bazı Ghat’larda ise ölülerin bedenleri yakılıyor.

Hindular, kutsal saydıkları bu yerlerde öldükten sonra yakılmak isterler. Ölü yakma faaliyeti ufak aralıklarla 24 saat boyunca sürüyor. Bir beden için 400 kg odun kullanıldığı yakma işlemi temizlik ve hazırlıkla beraber yaklaşık 2,5 saat sürüyor.

Bu işlemden sonra kalan küller Ganj nehrine atılıyor. Tabi burada yakılmak sadece imkanı olan Hindu’lara nasip oluyor. Eğer sokakta yaşıyorsanız ve aileniz, paranız yoksa ise öldüğünüzde sizi yakmadan Ganj nehrine atıyorlarmış..

Dharamsala Çin Hükümeti tarafından sürgün edilen Tibet Hükümeti, Kutsal Dalai Lama, Budist Manastırları ve binlerce Tibet’liye ev sahipliği yaparak zengin Tibet kültürünün merkezi olmuş bir şehirdir. Hindistan’ın genelinde olan karmaşa, koşuşturma bu şehirde yoktur. Yüksek rakım sebebiyle genelde yağışlıdır.

Jama Mescid’i ise Delhi’de bulunan Hindistan’ın en büyük camisidir. Şah Cihan’ın mimarlık alanında en büyük eseridir. 25 bin kişinin namaz kılabileceği bir avlusu vardır.

Hindistan’a seyahat eden turistlerden bir kısmı bu ülkeye aşık olurken, bir kısmı bir daha sınırlarına yaklaşmama kararı alır. Hindistan’ı anlatmak ve yazılanları okuyup anlamak bu yüzden pek kolay değil. Keşmekeşin içinde sakinliğin olduğu bir ülkedir Hindistan. Eğer temizlik sizin için sorun değilse, her gezginin, özellikle her gezgin fotoğrafçının mutlaka gitmesi gereken bir ülkedir.

Bu yazı 2009 yılının Mart-Nisan ayında yayınlanan Gezgin Dergisi’nin 26. sayısından alınmıştır.

Yazar : HALİT ÖMER CAMCI

HALİT ÖMER CAMCI
Gezgin, ışık avcısı, oğlunun babası...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir